Bir Önceki Yazı ( 26 Kasım ) :Güneydoğu’ya Beklenmedik Tayin ve Yeni Bir Dönem. Diyarbakır’a beklenmedik tayin sonucu, kısa sürede yapılması gereken düzenlemenin zorluğu, görev devir teslimi için yapılacaklar ve kişisel hazırlıklar gibi nedenlerle artık yıllık iznimi kullanma fırsatı da kalmamıştı.Diyarbakır’a giderken KONYA üzerinden MERSİN’e AKDENİZ sahil şeridine inerek bir veya iki gün de olsa tatil yapmaya karar verdik. Onbeş gün içerisinde evi toparlayıp, görevi teslim edip Murat-124 marka aracımla ailece yola çıkmıştık. Toroslar’dan aşağı inip SİLİFKE’yi gördüğümüzde, hele ani basınç farkından kulak ağrısı çeken eşimin acısı geçince bizim sadece bir gün sürecek koca tatilimiz başlamıştı bile.Susantarla denen yerde,bir öğretmenin günlük kiraya verdiği evin iki odasına yerleştik.Yolculuk sırasında torunlarına sahip çıkmak için bizimle birlikte gelen anneme çocukları bırakıp eşimle birlikte telefon edecek bir yer aramaya başladık.O günkü şartlarda uzun bir arayıştan sonra birçok kişinin sıra beklediği bir telefon kulübesi bulup ve jeton temin edip biz de sıraya girdik. Sırada beklerken hemen bizim arkamızda kızı ile birlikte bekleyen yaşlıca bir bey eşimle yaptığımız konuşma ve davranışlarımızdan anlamış olacak ki,bana doğrudan “ Oğlum subay mısın ? “diye sordu.Biraz tereddüt ve şaşkınlık içerisinde, evet beyefendi subayım cevabı verir vermez herhalde Diyarbakır’a tayin oldun diye sorusunu tamamlamaya devam etti.Güneydoğu şivesi ve babacan tavrı ile kendisinin oralı olduğunu ama artık “Diyarbakır ve çevresinin eski tadı kalmadığını,geçmişte orada görev yapanların daha şanslı olduğunu, artık işlerin zorlaştığını” izah etmeye çalıştı.Yine babacan ve içten tavrı ile “Oğlum sana hayırlı görevler,ama kendine dikkat et” dedikten sonra,o kısa beraberliğin içtenliği ve yarattığı dostluk ile sarılarak vedalaştık. Diyarbakır’da doğmuş, büyümüş ve yaşamış tecrübeli ve bilge bir kişinin,Mersin’de telefon kulübesi önünde bir raslantı sonucu ayaküstü yaptığı çok kısa ama çok anlamlı bu değerlendirmesini zaman içerisinde daha iyi anlaycak ve bazı olayları yaşadıkça sık sık o beyi hatırlayacaktım.Anlaşılan Diyarbakır’da birşeyler değişmişti,artık eskisi gibi değildi ve de daha önemlisi ve üzücü olanı o dostun değerlendirmesine göre kendimize de dikkat etmemiz gerekiyordu.Aslında bu ikaz bir mesaj imiş ama açıkçası ne ben tam anlamıştım ne de o amca sanırım biz Diyarbakır’a varır varmaz başlayacak PKK terörünü söylemek istemişti. Onun söylemek istediği,sadece huzur ve güvene özlem duyan,bizleri de kollamak isteyen daha düşük ölçekli bir tedirginlik ya da gerginlikti.Açıkçası o da biraz yanılmıştı. Mersin’den sonra ertesi gün yani sözde bir günkük tatilimizin ertesi günü GAZİANTEP’de bir gece kaldıktan sonra,yolculuğun son safhası olan URFA şimdiki adı ile ŞANLIURFA üzerinden Diyarbakır’a doğru yola koyulduk. Ağustos ayının ilk günü sanki taş fırının içerisinde sıcaktan kavrula kavrula KARACADAĞ üzerinden inişe geçtiğimizde sıcak havanın yarattığı pus tabakası içerisinden artık Diyarbakır şehir merkezini görmeye başlamıştık. Onca düş kurduktan sonra varmıştık yeni şehrimize.Artık düşünmeye de gerek kalmamıştı.Merak ettiğimiz o şehir sıcacık koca ovanın ortasında bir avuç içi kadardı ve ne hayal edersen et hepsi bu kadarcıktı .Şehre yaklaşırken anam,eşim ve çocuklar soruyordu geldiğimiz yerin hepsi burası mı,sakın Diyarbakır’ın bir ilçesi olmasın diye ?Şehrin dış kenarından girmiştim bile.Solda yeni tip bir kışla Kolordu olmalı,sağda Jandarma kışlası.Devam ediyoruz solda tarihi şirin bir kışla,nöbetçilerin kıyafetinden belli İnzibat kışlası olmalı. Hemen sağda lojmanlar,birkaç ev ve 100 metre sonra şehrin merkezinde,tarihi surların dibinde meydandayız.Tanıdık yüz, en yakınımız,gücümüz ATATÜRK’ de hemen oracıkta idi. Hoş geldiniz, merak etme ben de buradayım dercesine hemen yanı başımızda ve de meydanın tam ortasında duruyordu .Evet hiç kimseye ne yol ve ne de adres sormadan bir hamlede gelmiştik Orduevine ve odamıza yerleşiyorduk. Çocuklar karşı bahçeye yolun altından geçen tüneli bulup, annemi de peşlerinde koşturarak bir o tarafa bir bu tarafa oynamaya başlamışlardı bile. İlk intiba. Sıcak hem de kavururcasına,öldüresiye bir sıcak.Bizim için yoktu başka çaresi,yaşamak için önce sıcağa alışmalıydık ve de sıcakta ter içinde uyumaya. Bir Sonraki Yazı :Eruh ve Şemdinli Basılıyor. Ali İhsan GÜRCİHAN
SAĞLIK
Yayınlanma: 01 Aralık 2015 - 00:00
DİYARBAKIR YOLUNDA ( 5 )
Bir Önceki Yazı ( 26 Kasım ) :Güneydoğu’ya Beklenmedik Tayin ve Yeni Bir Dönem. Diyarbakır’a beklenmedik tayin sonucu, kısa sürede yapılması gereken düzenlemenin zorluğu, görev devir ...
SAĞLIK
01 Aralık 2015 - 00:00









