CHP Edirne’de yüzde 53 oy alarak, CHP’nin en yüksek oranda başarı elde ettiği il oldu.
Kılıçdaroğlu Gürkan ve Bozkurt’u arayarak teşkilatı çalışmalarından dolayı kutladı.
Haliyle Gürkan ve Bozkurt da bu durumdan kendilerine pay biçtiler.
Mutlaka payları da vardır.
Ancak ben başka bir hususa parmak basmak istiyorum.
Okan Gaytancıoğlu ön seçimden galip çıktığı andan itibaren son güne dek meclise gidebilme ihtimali gün gibi açık ve netti.
Nitekim öyle de oldu.
Gaytancıoğlu, Edirne’de 7 Haziran seçimlerinde meclise ön seçimden itibaren ayak basmış tek isimdi.
*
Seçim sonuçlarının resmi olmayan sonuçlara göre belirlenmesinin ardından, basın mensupları olarak Gaytancıoğlu’ndan değerlendirme yapmasını rica ettik.
Kendisi de bu ricamızı kırmayarak kabul etti ve il başkanlığında belirlenen saatte buluşma kararı aldık.
Kendisi ile bir araya geldiğimizde İl Başkanı Bozkurt toplantı odasına doğru yönelip, “Pardon arkadaşlar basın toplantısı olduğundan haberim yoktu” dedi ve odasına geçti. Bunun üzerine Gaytancıoğlu derin bir mahcubiyetle Bozkurt’un odasına giderek, durumu izah etmeye çalıştıysa da nafile…
Bozkurt, kendisinden habersiz bir basın açıklaması yapılmasına oldukça alınmış olmalı ki Gaytancıoğlu’nun ısrarlı davetine rağmen seçim değerlendirme açıklamasında bulunmadı.
Bu noktada benim merak ettiğim şeyler var…
Birincisi, 7 Haziran akşamı seçim sonuçları Edirne’de belli olduğunda Gaytancıoğlu, il başkanlığına gelip sonuç değerlendirmesini neden partinin Edirne’de ki kurmayları ile birlikte yapmadı?
Sonuç olarak teşkilatla birlikte poz vermesi ve değerlendirmeyi birlikte yapması Gaytancıoğlu’nun ön seçim sürecinde maruz kaldığı engellemelere rağmen takındığı birleştirici ve bütünleştirici tavırla çelişti diyebilirim. Ancak propaganda sürecinde teşkilat içinde ne olup bittiğini elbette bilmiyoruz.
Tek bildiğimiz basın mensuplarının seçim akşamı böyle bir tabloyu görmek istediği.
Gelelim basın toplantısı krizine,
Bozkurt’un tepkisini doğru ama yersiz bulduğumu söylemeliyim.
Yani bazı tepkilerin yeri ve zamanı vardır.
Sen seçilmiş bir milletvekiline tüm basının önünde bu şekilde yaklaşırsan, herkes parti içinde bir kutuplaşma olacağı ön görüsüne kapılır ve bu öngörü ile yazıp çizer.
Kaldı ki Gaytancıoğlu’nun organize etmediği bir toplantıdır. Kendisi de bizlere; “Arkadaşlar mazbataları almadan açıklama yapmam doğru değil. Ancak dilim döndüğünce genel bir değerlendirme yapayım. Sizi kırmayayım” dedi.
Böylesine yapıcı ve kibar bir üslupla bize yaklaşan Gaytancıoğlu’na yapılan bu çıkışı, tekrar söylüyorum haklı ama yersiz buluyorum.
*
Bu çıkışla hangi mesajı verirsiniz?
“Burada benden izinsiz kimse at koşturamaz, burası benimdir öyle canınızın istediği gibi kullanamazsın. Ben buradayken sen kimsin, bensiz basına demeç veremezsin” gibi “BEN” merkezli bir çok çıkarım elde edebilirsiniz…
Benim CHP’de en çok eleştirdiğim noktalardan birisi ego!
İnsanlar egoları ile hareket edip birbiri üzerinde statüleri ile baskı kurmaya birbirlerini sindirmeye çalışıyorlar. Başarıyı paylaşmıyorlar! Başarıda kendilerine pay biçip usuldendir deyip teşkilata dil ucuyla teşekkür ediyorlar.
Gaytancıoğlu’nun yaptığı şey parti etiği açısından doğru olmayabilir, ancak Bozkurt bir il başkanı olarak soğukkanlılığını koruyup değerlendirme toplantısından sonra duyduğu rahatsızlığı birebir kendisine bildirmesi partinin birlik ve beraberliği açısından daha doğru olurdu.
Ben diyerek, bir yere varılmayacağını öğrenemeyen bir teşkilat görüyorum her zaman ki gibi. Seçim propaganda döneminde kenetlenmiş ellerin havaya üç üç sloganlarıyla kalktığı resimler bu tavırdan sonra benim gözümde oldukça samimiyetsizleşti.
Parti içinde birbirini itibarsızlaştırmaya çalışan kişiler oldukça CHP’nin Edirne’de 3-0 yapması çok zor.
CHP’de herkes birbirinin ardını toplaması gerekirken, birden küçük bir meseleyi tüm kamuoyunun diline dolamak bu kutuplaşmanın en büyük göstergesi olarak kabul görüyor!
Bunca kaosa rağmen AKP bu yüzden birinci parti oldu. Adamlar birbirinin ardını topluyor. Aralarındaki kavgaları kamuoyuna yansıtmıyor. Yansıyanları da hemen bıçak gibi kesiyor. Hatalarında dahi teşkilatının arkasında duruyor. Bu yüzden teşkilatlanmaları sağlam. Kendileri ile uğraşmıyorlar, rakipleri ile uğraşıyorlar. Yine bu yüzden, adamlar en büyük kaos ortamında bile seçimden yüzde 40’la çıkıyorlar.
CHP’de herkes kral! Kendi içlerinde ki statü, ego çatışmasından ötürü hep yerinde sayıyor.
Bu küçücük örnek bile her şeyi açıklamaya yetmiyor mu?
Birbirinize hoşgörü göstermez, birbirinizin açıklarını kapatmakta kararlı olmaz ve ulu orta birbirinizi eleştirirseniz eğer, ne kadar biriz, beraberiz, kucaklıyoruz derseniz deyin, samimiyetsizlik her daim sizi takip eder.
Hatalar tekrarlandıkça, başarılar suyunu çeker. Öyle ki hata olarak gördüğünüz şeyleri herkesin içinde paldır küldür söylemek yerine, kendi içinizde fikir alışverişi yaparak, konuşarak çözmenizi öneririm.
Böyle gerçekten hiç hoş olmuyor. Dışarıdan bakıldığında anlamsız, yersiz ve kötü duruyor bilin istedim!Gökhan ATEŞ
Kılıçdaroğlu Gürkan ve Bozkurt’u arayarak teşkilatı çalışmalarından dolayı kutladı.
Haliyle Gürkan ve Bozkurt da bu durumdan kendilerine pay biçtiler.
Mutlaka payları da vardır.
Ancak ben başka bir hususa parmak basmak istiyorum.
Okan Gaytancıoğlu ön seçimden galip çıktığı andan itibaren son güne dek meclise gidebilme ihtimali gün gibi açık ve netti.
Nitekim öyle de oldu.
Gaytancıoğlu, Edirne’de 7 Haziran seçimlerinde meclise ön seçimden itibaren ayak basmış tek isimdi.
*
Seçim sonuçlarının resmi olmayan sonuçlara göre belirlenmesinin ardından, basın mensupları olarak Gaytancıoğlu’ndan değerlendirme yapmasını rica ettik.
Kendisi de bu ricamızı kırmayarak kabul etti ve il başkanlığında belirlenen saatte buluşma kararı aldık.
Kendisi ile bir araya geldiğimizde İl Başkanı Bozkurt toplantı odasına doğru yönelip, “Pardon arkadaşlar basın toplantısı olduğundan haberim yoktu” dedi ve odasına geçti. Bunun üzerine Gaytancıoğlu derin bir mahcubiyetle Bozkurt’un odasına giderek, durumu izah etmeye çalıştıysa da nafile…
Bozkurt, kendisinden habersiz bir basın açıklaması yapılmasına oldukça alınmış olmalı ki Gaytancıoğlu’nun ısrarlı davetine rağmen seçim değerlendirme açıklamasında bulunmadı.
Bu noktada benim merak ettiğim şeyler var…
Birincisi, 7 Haziran akşamı seçim sonuçları Edirne’de belli olduğunda Gaytancıoğlu, il başkanlığına gelip sonuç değerlendirmesini neden partinin Edirne’de ki kurmayları ile birlikte yapmadı?
Sonuç olarak teşkilatla birlikte poz vermesi ve değerlendirmeyi birlikte yapması Gaytancıoğlu’nun ön seçim sürecinde maruz kaldığı engellemelere rağmen takındığı birleştirici ve bütünleştirici tavırla çelişti diyebilirim. Ancak propaganda sürecinde teşkilat içinde ne olup bittiğini elbette bilmiyoruz.
Tek bildiğimiz basın mensuplarının seçim akşamı böyle bir tabloyu görmek istediği.
Gelelim basın toplantısı krizine,
Bozkurt’un tepkisini doğru ama yersiz bulduğumu söylemeliyim.
Yani bazı tepkilerin yeri ve zamanı vardır.
Sen seçilmiş bir milletvekiline tüm basının önünde bu şekilde yaklaşırsan, herkes parti içinde bir kutuplaşma olacağı ön görüsüne kapılır ve bu öngörü ile yazıp çizer.
Kaldı ki Gaytancıoğlu’nun organize etmediği bir toplantıdır. Kendisi de bizlere; “Arkadaşlar mazbataları almadan açıklama yapmam doğru değil. Ancak dilim döndüğünce genel bir değerlendirme yapayım. Sizi kırmayayım” dedi.
Böylesine yapıcı ve kibar bir üslupla bize yaklaşan Gaytancıoğlu’na yapılan bu çıkışı, tekrar söylüyorum haklı ama yersiz buluyorum.
*
Bu çıkışla hangi mesajı verirsiniz?
“Burada benden izinsiz kimse at koşturamaz, burası benimdir öyle canınızın istediği gibi kullanamazsın. Ben buradayken sen kimsin, bensiz basına demeç veremezsin” gibi “BEN” merkezli bir çok çıkarım elde edebilirsiniz…
Benim CHP’de en çok eleştirdiğim noktalardan birisi ego!
İnsanlar egoları ile hareket edip birbiri üzerinde statüleri ile baskı kurmaya birbirlerini sindirmeye çalışıyorlar. Başarıyı paylaşmıyorlar! Başarıda kendilerine pay biçip usuldendir deyip teşkilata dil ucuyla teşekkür ediyorlar.
Gaytancıoğlu’nun yaptığı şey parti etiği açısından doğru olmayabilir, ancak Bozkurt bir il başkanı olarak soğukkanlılığını koruyup değerlendirme toplantısından sonra duyduğu rahatsızlığı birebir kendisine bildirmesi partinin birlik ve beraberliği açısından daha doğru olurdu.
Ben diyerek, bir yere varılmayacağını öğrenemeyen bir teşkilat görüyorum her zaman ki gibi. Seçim propaganda döneminde kenetlenmiş ellerin havaya üç üç sloganlarıyla kalktığı resimler bu tavırdan sonra benim gözümde oldukça samimiyetsizleşti.
Parti içinde birbirini itibarsızlaştırmaya çalışan kişiler oldukça CHP’nin Edirne’de 3-0 yapması çok zor.
CHP’de herkes birbirinin ardını toplaması gerekirken, birden küçük bir meseleyi tüm kamuoyunun diline dolamak bu kutuplaşmanın en büyük göstergesi olarak kabul görüyor!
Bunca kaosa rağmen AKP bu yüzden birinci parti oldu. Adamlar birbirinin ardını topluyor. Aralarındaki kavgaları kamuoyuna yansıtmıyor. Yansıyanları da hemen bıçak gibi kesiyor. Hatalarında dahi teşkilatının arkasında duruyor. Bu yüzden teşkilatlanmaları sağlam. Kendileri ile uğraşmıyorlar, rakipleri ile uğraşıyorlar. Yine bu yüzden, adamlar en büyük kaos ortamında bile seçimden yüzde 40’la çıkıyorlar.
CHP’de herkes kral! Kendi içlerinde ki statü, ego çatışmasından ötürü hep yerinde sayıyor.
Bu küçücük örnek bile her şeyi açıklamaya yetmiyor mu?
Birbirinize hoşgörü göstermez, birbirinizin açıklarını kapatmakta kararlı olmaz ve ulu orta birbirinizi eleştirirseniz eğer, ne kadar biriz, beraberiz, kucaklıyoruz derseniz deyin, samimiyetsizlik her daim sizi takip eder.
Hatalar tekrarlandıkça, başarılar suyunu çeker. Öyle ki hata olarak gördüğünüz şeyleri herkesin içinde paldır küldür söylemek yerine, kendi içinizde fikir alışverişi yaparak, konuşarak çözmenizi öneririm.
Böyle gerçekten hiç hoş olmuyor. Dışarıdan bakıldığında anlamsız, yersiz ve kötü duruyor bilin istedim!Gökhan ATEŞ









