İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 16. kez düzenlenen “Filmekimi” adlı film festivali 2. kez Edirneli sinemaseverlerle buluştu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) 16. kez gerçekleştirdiği “Filmekimi” adlı film festivali sinemaseverlerle buluştu. Sanat dünyasında kült olmuş, Oscar ve Cannes Film Festivallerinde ödüller almış veya aday gösterilmiş filmler İKSV’nin gerçekleştirdiği “Filmekimi” kapsamında 2. kez Edirneli sinemaseverlerle bir araya geldi. 16. Filmekiminin Edirne’deki programında ilk gün İçimdeki Güneş, Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Sevgisiz, Fortunata, Kardaki İzler filmleri izlendi. GÜN: “DAHA FAZLA İLE ULAŞTIK”Filmekiminin ilk gününde sinemaseverler programdaki filmlere ilgi gösterirken İKSV Filmekimi Edirne Mekan Koordinatörü Güngör Gün, film festivali hakkında basın emekçilerine çeşitli bilgiler verdi. Gün: İKSV Filmekimi Mekan Koordinatörü Güngör Gün, festivalle ilgili gazetecilere yaptığı açıklamada; “2017 senesinde daha önceki senelerden daha fazla ile ulaştık. Geri dönüşü nasıl alıyorsak yoğunluğa göre oraya tekrar gitme ya da tekrar bizi davet etme durumları oluyor. Edirne’nin de bu sene olmasının nedeni budur. 3 günlük bir programda 15 filmimizi gösterime sunacağız. Eğer bir sanat kültürü olarak konuşursak bir kişiye de bin kişiye de ulaşmak bir başarıdır. Ama bence bir kişiye ulaşmak başarı değil. O sinema makinesi döner. O salon 400 kişilikse 1 kişi için değil de 400 kişi için dönmesi bir festival havasının yaratılması, orada kolektif bir buluşma, filmden sonra filmin kritiğinin yapılması bizim daha çok hoşumuza gider. Seyirci, bu film iyi değildi de diyebilir. Bunların hepsi bizde dikkate alınan şeyler. Eleştiriler olsun, öneriler olsun hepsi dikkate alınıyor. Seçki yaparken de böyle seçki yapılıyor” ifadelerini kullandı. PARAMPARÇA’YA DİKKAT ÇEKTİFatih Akın yönettiği Paramparça filmine olan ilgiye dikkat çekerek; “Programımızda çok önemli filmler var. Cannes Film Festivali’nde ödül almış, merakla beklenen filmleri var. Örneğin, Fatih Akın’ın son filmi Edirne seçkisinde var. Edirne’de Yorgos Lanthimos’un filmi ‘Kutsal Geyiğin Ölümü’ yüzde 70’lerde dolu gözüküyor. Keza Fatih Akın’ın ‘Paramparça’ filmi de yüksek oranda dolu gözüküyor. ‘Djam’ filminin yönetmeni Tony Gatlif, çok sevdiğim bir yönetmendir. O film de Edirne seçkisinde. Edirne seçkisindeki bu filmlerin hepsi görülebilir. Ama şahsi olarak önerebileceğim, Paramparça, Djam olabilir. Ekip olarak gerçekten güzel bir seçki yaptığımızı düşünüyoruz. Umarım bir sonraki senelerde de geri gelen bildirimlere göre Edirne’de de devam ederiz” dedi. “ZARAR ETSEK DE GELİRİZ”Edirne’de 2. kez gerçekleşen 16. Filmekimin ilk gününde 450 bilet satıldığını belirten Gün; “Zarar etsek de geliriz. Gelmemize gerçekten değer veren 450 kişi olsun biz yine geliriz” şeklinde duygularını özetledi. Gün; “Bizim Edirne’de 2015 yılında yakalamış olduğumuz bir izleyici kitlesi var. Bu iş de belli bir maliyeti olan bir iş. Filmlerin getirilmesi, gösterime sunulması hepsi bir maliyet. Bu maliyetleri minimum seviyede karşılayabilmeyi istiyoruz. Zarar etsek de geliriz. Gelmemize gerçekten değer veren 450 kişi olsun biz yine geliriz. Geri dönüş önemli bizim için” şeklinde konuştu. “SANATIN ‘S’SİNDEN BAHSETMEK BİLE ZOR”Ekonomik sıkıntıların sanata etkisinden bahseden Gün; “Ülkemizde asgari ücretin bin 404 TL olduğu ve 4 kişilik bir nüfusun bu parayla ferah bir şekilde yaşayabileceğini söyleyen bir yönetim olduğu sürece sanatın ‘s’sinden bahsetmek bile çok zor. Birinci Filmekimi’ni yaptığımızda belli bir izleyiciye ulaşmalıyız ki devamını getirelim. 2017’de biz arta arta devam ediyoruz. Gerçekten alım zorlaşıyor. Ama Filmekimi’ne ödenek ayıran bir öğrenci kitlesi var. Kıt öğrenci bütçesiyle ona bilet buluyor. Burada 13 - 15 TL çok reel bir rakam” dedi. “FİLM İÇERİĞİ DOYURUCU” Filmekimi kapsamında gösterimi yapılan filmlerin doyurucu nitelikte olduğunu belirten Müşerref Gizerler; “İKSV’nin Edirne’de düzenlemiş olduğu bu Filmekimi programını çok büyük bir heyecanla takip ettim. Edirne’de böyle bir şansı yakaladığım için çok mutlu oldum. Edirne için çok anlamlı ve ilgi göreceğini düşünüyorum. Çünkü Edirne, bu anlamda kültür, sanat ve her türlü etkinliğe son derece açık bir şehir. Belki birkaç etkinlik çakışacağın için ilgi azmış gibi görünebilir. Ama ilgisizlikten kaynaklanacağını düşünmüyorum. Ben Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Sevgisiz gibi pek çok filmi takip etmeye çalışacağım. Film içeriğinin doyurucu olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. FİLMEKİMİ’NİN EDİRNE 7 EKİM CUMARTESİ (2. GÜN PROGRAMI)PARAMPARÇA / AUS DEM NİCHTS / IN THE FADE / FATİH AKINCannes’da Diane Kruger’e En İyi Kadın Oyuncu ödülü kazandıran ve Almanya’nın bu yıl “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde Oscar aday adayı olarak gösterdiği In The Fade bir intikam ve vicdan hikâyesi. Filmin kahramanı, kocasını Hamburg’da terörist bir patlamada kaybeden, hakkını önce mahkemede, sonra da yollarda arayan Katja. 2011’de yabancı düşmanı neo Nazilerin işlediği cinayetlerden ve sonuçlanmayan soruşturma ve adli süreçlerden esinlenen Akın, filminin “evrensel yas tutma duygusu” hakkında olduğunu ve Katja karakterinin kendi alter-egosu olduğunu söylüyor. Paramparça, Almanya’nın Oscar adayı. MUTLU SON / HAPPY END / MİCHAEL HANEKEMichael Haneke’nin Cannes’da yarışan son filmi Mutlu Son, gitgide duyarsızlaşan toplumumuzu, burjuva bir aile ve sosyal medya üzerinden anlatıyor. Filmin başrollerini Haneke’nin fetiş oyuncularından Isabelle Huppert, Jean Louis Trintignant ve yönetmenliğiyle de tanıdığımız Mathieu Kassovitz paylaşıyor. The Guardian gazetesinin “saf psikopatlığın şeytani pembe dizisi” sözleriyle tanımladığı Mutlu Son, Haneke’nin işlevsiz aile, intikam, suçluluk ve bastırılmış duygular gibi alışageldiğimiz temalarını ele alıyor. Mutlu Son, Avusturya’nın Oscar adayı oldu. DJAM / TONY GATLİFÇingene dünyasını müzik yoluyla en iyi yansıtan yönetmen Tony Gatlif bu kez rembetikonun içli tınıları öncülüğünde İstanbul’dan Yunanistan’a uzanan müzikal bir yolculuğu anlatıyor. Filme adını veren Djam, yedek parça satın almak için Yunanistan’dan İstanbul’a gelen genç bir kadındır. Djam, insani yardım gönüllüsü olarak çalışan, parasız ve kimsesiz 18 yaşındaki Avril’i kanatlarının altına alır ve birlikte İstanbul’dan Midilli adasına doğru umut ve müzikle dolu bir yolculuğa çıkarlar. Djam’in müzikleri için Cümbüş Cemaat’ten Cem Köklükaya, Baba Zula’dan Melike Şahin, Dalganabak’tan Ozan Tura, Ozan Çoban, Onur Yusufoğlu, Burhan Hasdemir ile Yunan müzisyenler işbirliği yaptı. SOYGUN / GOOD TİME / JOSH VE BENNY SAFDİERobert Pattinson’ın müthiş performansıyla dikkat çeken Soygun, Cannes’da Altın Palmiye için yarıştı. Hastaneden lunaparka, bakımevinden tefeciye, New York’un en tuhaf mekânlarında geçen, birbirinden acayip karakterlerle dolu Soygun, kara mizahtan da beslenen, son derece hareketli, nefes nefese bir suç fırtınası. Josh ve Benny Safdie kardeşlerin yönettiği, Benny Safdie’nin Robert Pattinson’la birlikte rol aldığı Soygun, hapisteki kardeşini kurtarmak için her yolu deneyen bir adamın çabalarını bitmek bilmeyen bir gece boyunca izliyor. Cannes’da Altın Palmiye için yarışan Good Time'da son zamanların en sempatik anti-kahramanını canlandıran Robert Pattinson’ın şaşkınlık verici dönüşümünü mutlaka izlemek gerek. SON TATİL / THE LEİSURE SEEKER / PAOLO VİRZİFilmekimi’nde önceki yıllarda Human Capital / İnsan Sermayesi ve Like Crazy / Deli Dolu ile yüreklerimizi ısıtan İtalyan yönetmen Paolo Virzi, bu kez yaşlı bir çiftin peşinde yollara düşüyor, dünyadan ve hayattan zevk almak için aslında ne kadar azla yetinebileceğimizi anlatıyor. Virzi’nin tabiriyle “bir şarkı kadar sade, komik ve hüzünlü, biraz çatlak ama mutluluk veren bir özgürlük filmi” Kanadalı efsane oyuncu Donald Sutherland ile Oscar’lı Helen Mirren’a yeniden hayran kalmak için birebir. FİLMEKİMİ’NİN EDİRNE 8 EKİM PAZAR (3. GÜN PROGRAMI)DENİZ KIYISINDAKİ EV / THE HOUSE BY THE SEA / LA VİLLA / ROBERT GUÉDİGUİANMarsilya yakınlarında, denize nazır bir villa. Villanın sahibi yaşlı adam, ölüm döşeğindedir. Üç yetişkin çocuğu, son günlerinde adama eşlik etmek için villadadır: Angela, Joseph ve Armand, hayatta aldıkları farklı kararlar ve seçtikleri yolları babalarıyla birlikte değerlendirirlerken kıyıya yanaşan bir tekneden bir grup insan çıkar ve huzurlarını bozar. Yönetmen, senarist, yapımcı Robert Guédiguian’ın son filminde yine değişmez oyuncuları eşi Ariane Ascaride, Jean-Pierre Darroussin, Gérard Meylan, Robinson Stévenin de rol alıyor. KUTSAL GEYİĞİN ÖLÜMÜ / THE KİLLİNG OF A SACRED DEER / YORGOS LANTHİMOSKöpekdişi ve The Lobster ile aklımızı alan Yorgos Lanthimos, suçluluk, vicdan ve öç alma kavramlarını tavizsiz bir sertlikle ele aldığı son filmi The Killing of A Sacred Deer ile seyirciyi yine garip bir oyuna davet ediyor. Başrollerini Colin Farrell ile Nicole Kidman’ın olağanüstü bir performans göstererek paylaştığı film, Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü aldı. Hem izleyenleri hem eleştirmenleri ikiye bölen bu cüretkâr film, Lanthimos’tan beklenenleri fazlasıyla karşılıyor. FOXTROT / SAMUEL MAOZİsrailli yönetmen Samuel Maoz’un 2009 yapımı savaş karşıtı Lebanon / Lübnan’dan bu yana çektiği ilk film olan Foxtrot, dünya prömiyerini henüz tamamlanan Venedik ve ardından Toronto film festivallerinde yaptı. Film, askerdeki oğlunun ölüm haberini alan bir babanın yas sürecinde akrabalar ve ordu yetkililerinden bunalarak bir öfke nöbetine tutulması ile başlıyor ve sürprizlerle ilerliyor. Yazgı kavramını farklı yönlerden sorgulayan filmin başrolündeki Lior Ashkenazi, 2016’da İstanbul Film Festivali Altın Lale jürisinde yer almıştı. Foxtrot, Venedik Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’nü kazandı ve İsrail’in Oscar adayı oldu. THE PARTY / SALLY POTTERMuazzam bir oyuncu kadrosuyla yola çıkan Sally Potter, izleyicilerini az sonra patlayacak bir bombanın geri sayımıyla diken üstünde tutan bir vodville karşımızda. Janet, İngiltere’nin gölge kabinesinde bir bakan olarak atanarak politik kariyerinin zirvesine ulaşmıştır. Kocası Bill’le birlikte yakın arkadaşlarını çağıracakları bir kutlama hazırlığı yapmışlardır. Konuklar yavaş yavaş davete icabet ederlerken, bu partinin az sonra Bill’in yapacağı şok açıklamalarla başka bir boyut kazanacağının farkında değildirler. The Party, İngiltere’deki politik tufanı bir kahkaha tufanına dönüştürürken sivri dilini kullanmaktan bir an olsun geri durmuyor. KARE / THE SQUARE / RUBEN ÖSTLUNDBir önceki filmi Force Majeure / Turist ile aile kurumunu eleştiren Ruben Östlund, Altın Palmiyeli yeni filmi The Square ile bu kez sanat dünyasını tiye alıyor. İsveç’in Oscar için aday adayı gösterdiği filmin yönetmeni Östlund’un “görselliği ve hikâyesiyle izleyiciyi kışkırtıp eğlendirecek zarif bir taşlama” olarak tanımladığı Kare, Cannes ana yarışma jüri başkanı Almodovar’a göre “siyaseten doğruluğun tahakkümünü” ele alıyor. Müzeler ve sergi alanlarının steril ortamını mekân alan Kare stilize görselliği, sivri yaklaşımı ve kavramsal sanatı ele alışıyla hem çok çarpıcı, hem de gerilimli. Ruben Östlund’un 2014’te yine Cannes’da Jüri Ödülü kazanan filmi Force Majeure de Türkiye prömiyerini Filmekimi’nde yapmıştı.
KÜLTÜR-SANAT
Yayınlanma: 07 Ekim 2017 - 07:01
FİLMEKİMİ 2. KEZ EDİRNELİLERLE BERABER
KÜLTÜR-SANAT
07 Ekim 2017 - 07:01









