Bir Önceki Yazı ( 24 Aralık ) : Başbakan Özal Şemdinli’ye geliyor. Ülkemizin sınırlarını harita üzerinde çok iyi biliriz,hatta birçoğumuz ezbere çizeriz.Gelin görün ki Güneydoğu’da Gaziantep,Kilis,Şanlıurfa,Mardin’de sınıra yakın bölgelerde yaşayan vatandaşlar için sınır mayın tarlası,tel örgü,fırsat varsa biraz kaçakçılık demektir.Daha da doğuda Cizre Şırnak,Hakkari, Van sınır bölgelerinde ise sınır harita üzeri kırmızı bir çizgidir. Bu bölgede derin akarsu vadileri,sarp kayalık ve dağlar doğal bir sınır teşkil etse de burada yaşayanlar ve bu engelleri aşabilenler için sınır diye bir şey yoktur. Bu bölgelerdeki sınırların ve bölge insanındaki sınır yaklaşımının anlaşılması açısından Hakkari Şemdinli bölgesinde aramalar ve operasyonlar sırasında karşılaştığım ve unutamadığım birkaç anıyı paylaşmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Dört nala bir atlı ; İran-Irak ve Türkiye sınırının birleştiği Mezar Gediği bölgesinde arazi araması sırasında iken İran tarafından bir atlının nerede ise dört nala,puşisi rüzgardan uçarcasına bizim istikametimizde ilerlediğini gördüm.Durdurulunca konuşmak istedim,merhaba deyip sordum.” Hayırdır,bu telaş ne,nereden geliyorsun ?” Neden durdurulduğuna şaşıran adam heybeden uzanan kumaşları göstererek “ İran’a yiyecek götürdüm karşılığında satmak için kumaş aldım getiriyorum. Komutan ne oldu bir hata mı yaptık.”deyiverdi.Yaptığını o kadar normal görüyordu ki,orada ona ne sınır kavramını ne de yasaları izah etmek fayda sağlayacak değildi.Ben de aynı rahatlık içerisinde “ Bir hatan yok hemşerim sadece Türkiye’den İran’a habersiz sınırı geçmişsin.” dedim. Durur mu o da,“ KOMUTAN BEN SINIRA NE YAPMIŞAM Kİ ” diye cevabı yapıştırıverdi.Masum ama bir anlamda da karşı çıkan bu savunma her şeyi anlatıyordu.Onun için ne görünürde ne de zihninde bizler gibi bir sınır bilgisi ve anlayışı yoktu. Gülümsemekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.Orada ve sadece gariban bir köylüyü suçlayarak ve daha da ötesi kaçakçı muamelesi yaparak çözülecek bir mesele değildi.Onca yıl sonra bugün dahi tam kontrol altına alınamayan sınırlarımızın bu durumunun faturasını sadece bölge insanına kesmek insafsız bir yaklaşım olurdu.Bu zeki ve hazır cevap insanla biraz sohbet edip gönlünü alıp gönderdik. Bir hanım Türkiye’de,diğer hanım Irak’da ; Bir başka gün Şemdinli güneyinde Hacıbey Çayı kenarında araziyi inceliyor ve kontrol ediyorduk.Bu çay Irak’la aramızda doğal sınır hattı olmakla birlikte nerede ise ayağınızı ıslatmadan çayı geçmek yani Irak tarafına geçmek mümkündür.Samanlı ya da Koçyiğit sınır karakolu bölgesinde sınırı incelediğimiz sırada iri yarı bir adamın Irak tarafından gelip çayı geçerek hemen yanımızdan hem de selam vererek köye doğru gittiğini gördüm.Selamlaştık ve nereye dediğimde eve gidiyorum dedi.Peki nereden geliyorsun dediğimde evden geliyorum diyerek insanın aklını başından alan bir cevap verdi.Şaşırdığımı anlayan ve bu insanları tanıyan karakol komutanı “ Komutanım bu adamın bir hanımı bu köydeki evde,diğer hanımı ise Irak tarafındaki evde.” Nerede ise küçük dilimi yutacaktım.Vatandaşa bak,hem Türkiye’de hem de Irak’ta iki ayrı ev idare eden Uluslararası bir aile reisi.Tam o sırada bir çocuk da çayın yani sınırın öteki tarafında otlayan koyunları bizim taraftaki ağıla doğru sürmeye çalışıyordu.Elbette ona göre sınır ne demek,ot nerede ise koyunlar da orada otlayacaktı.Evet burada yaşayan insanlar için günlük yaşamlarında sınır yoktu ve bizim de o şartlarda onlara sınır nedir izah etmemiz ve geçişleri önlememiz çok zordu.Bir güvenlik meselesinin ötesinde çok yönlü bir çalışma ve tedbir almayı gerektiriyordu. Bari çocuklar okula gelsin ;Okulların açıldığının iki ya da üçüncü günü,devre arkadaşım Yüzbaşı Adnan sınır karokol komutanlarından birinin talebini bana aktardı.Karakol Komutanı diyordu ki ; ”Sınır konusunu artık daha sıkı tutmaya çalışıyoruz ama Irak tarafından üç dört veli ve muhtar geldi,okullar açıldı bizim çocuklar hangi okula gidecek diye soruyor.Hiç olmadık çocukların okula gidip gelmesine müsaade etmemizi istiyorlar.” Kuş uçmaz,kervan geçmez,yolu yok,izi yok koca dağlar arasında sıkışmış kalmış,Irak’ın da umurunda olmayan bu insanları,o şartları ve orada yaşanan hayatı düşünmeye çalışın ve karar verin.Gelsinler mi,gelmesinler mi ? Hayır gelemezler dense acaba ne düşünürler ve o küçük çocuklar nasıl kinlenir ve de uygulamada bu sınırlama ne kadar geçerli olur.Hem Türkiye hem de Irak tarafında köklü ve kalıcı tedbirler almadan bu garipliğe ve çaresizliğe sınır çekmenin mantığı ve amacı ne kadar insani ve gerçekçi olurdu bir an durun ve düşünün. Bir Sonraki Yazı :Irak Sınırında Hata İhitmali
SAĞLIK
Yayınlanma: 07 Ocak 2016 - 00:00
KOMUTAN BEN SINIRA NE YAPMIŞAM Kİ !…(13)
Bir Önceki Yazı ( 24 Aralık ) : Başbakan Özal Şemdinli’ye geliyor. Ülkemizin sınırlarını harita üzerinde çok iyi biliriz,hatta birçoğumuz ezbere çizeriz.Gelin görün ki Güneydoğu’da ...
SAĞLIK
07 Ocak 2016 - 00:00









