• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • İLÇE HABERLERİ
  • SON DAKİKA
  • EĞİTİM
  • YAŞAM
  • MAGAZİN
  • SPOR
  • SİYASET
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • GÜNDEM
  • TEKNOLOJİ BÖLGE HABERLERİ KÜLTÜR-SANAT MEDYA SAĞLIK
  • Ara
SON DAKİKA:
16:36
Partinin Yeni Binası Saraçlar Caddesi'nde mi?
16:17
2026 Yılı Ahisi Hayri Sönterler Oldu
16:15
Otellerde Doluluk Arttı
15:09
Kermandan Kuran Kursuna Ziyaret
15:08
Lalapaşalı Kadınlara Kanser Taraması
14:51
Yatırımları İncelediler
14:29
Edirne Birlik Spor Sezon Hazırlığı
14:06
Edirne'deki Eğitim Projeleri Ankara Gündeminde
13:49
Klima Satışları Düştü
13:45
Damla Gönüllülerinden AFAD Ziyareti
12:54
Kapıkule'den çıktı, Bulgaristan'da 40 bin euro ve 100 bin TL ile yakalandı
12:33
Barınak Yatırımları İçin Toplantı
12:05
Uyuşturucu Operasyonu: 2 Gözaltı
11:31
22 ilde FETÖ'ye yönelik Operasyon
11:21
Kuruluş Süreci Sergisi Açıldı
11:11
İBA Kültür evinde
11:03
Filiz Gencan Kaleiçi'nde Vatandaşlarla Buluştu
10:25
Edirneli Dansçı Bulgaristan’da Taç Giydi
10:25
Kredi Kartından 44 Bin TL'lik Yurt Dışı Vurgunu
10:11
Yazgan CHP'de Kalıyor
09:53
Kargo aracının çarptığı çocuk hayatını kaybetti
09:51
Altının gramı 6 bin 270 liradan işlem görüyor
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. MEDYA
  3. Muammer Aksoy 100 yaşında
MEDYA
Yayınlanma: 30 Ocak 2017 - 08:01

Muammer Aksoy 100 yaşında

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Yönetim Kurulu Başkanı Edirne Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, ADD Kurucu Genel Başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’un doğumunun yüzüncü yılında bir mesaj yayınladı. Özcan mesajında Aksoy’un mücadeleleri hakkında bilgiler sunarak şunları kaydetti;

MEDYA
30 Ocak 2017 - 08:01
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Muammer Aksoy 100 yaşında
Muammer Aksoy 1917 yılında Antalya’nın İbradı ilçesinde doğdu. Yaşamı boyunca Atatürk Devrim ve İlkelerini savundu. 31 Ocak 1990 tarihinde evinin önünde kurşunlanarak şehit edildi. 2017 yılı Muammer Hocamızın yüzüncü doğum yılı.

 

Bilim Özgürlüğü Ve Üniversitelerin Özerkliği Mücadelesi; Ülkemizde üniversitelerin gelişmesi Cumhuriyet dönemindeki düzenlemelerle sağlanmıştır. Örneğin, 1933 yılında yapılan Üniversite reformu ile İstanbul Darülfünunu kaldırılmış, yerine İstanbul Üniversitesi kurulmuştur. Bu reformda, her ne kadar üniversite özerkliği söz konusu değilse de bu durumu yeni kurulan cumhuriyet yönetiminin, devrimleri sağlamlaştırma ve özerkliği bu aşamadan sonra getirme çabası olarak anlamak gerekir. Söz konusu reformda, öğretim üyelerinin tanımları (ordinaryüs, profesör, doçent vb.) yapılmış, üniversite genel bütçeye bağlanmış, yapım ve onarımlar için Millî Eğitim Bakanlığına yetki verilmiştir.

 

Üniversite özerkliğinde en ilerici adım yine Cumhuriyetin devrimci yöneticileri tarafından atılacaktır. 1946 yılında Hasan Âli Yücel’in Millî Eğitim Bakanı iken yapılan üniversite reformu ile 1933 yılında yapılan reform “geçici dönem” olarak adlandırıldı ve fakülteler dâhil olmak üzere özerklik gündeme geldi. Örneğin, Millî Eğitim Bakanının denetimi kaldırıldı.

 

Ayrıca üniversitelerin mali kaynakları olarak, genel bütçeden verilecek ödenek yanında, harçlar ve ücretler, bağışlar, vasiyetler, döner sermaye gibi gelir kalemleri tanımlandı. Öğrencilerin, kanunlar çerçevesinde dernek kurmalarının yolu açıldı.

 

Hürriyetleri sağlayacağı söylemiyle iktidara gelen Demokrat Parti iktidarı, 1953 yılında 6185 sayılı yasa ile öğretim üyelerinin siyasetle uğraşmalarını yasakladı; 1954 yılında ise öğretim üyelerinin Millî Eğitim Bakanlığı emrine alınmasını sağlayan 6435 sayılı yasayı çıkararak, üniversite özerkliğini tamamen ortadan kaldırdı.

 

6435 sayılı yasanın ikinci maddesi aynen şöyleydi: “Üniversitelerin kuruluş kadrolarına dahil bilumum mensupları hakkında, senatonun mütalaası alındıktan sonra, tayinlerindeki usule bakılmaksızın Maarif Vekili tarafından resen tatbik olunur.”

 

Muammer Aksoy Forum Dergisinde bu iki yasayı hukuken çözümleyen, yorumlayan ve siyaseten Türkiye’ye getireceği zararları anlatan makaleler kaleme aldı. Bu yazılarda Hasan Âli Yücel’in sağlamak istediği çağdaş anlayışa artı yönde katkılar getiriyordu.

 

Örneğin, 01.10.1955 tarihinde yazdığı “Fikir, İlim ve Öğretim Hürriyeti Üniversite Muhtariyeti (özerkliği)” başlıklı yazısında “Fikir hürriyeti uğrunda asırlarca yapılan mücadeleler neticesinde nihayet anlaşılmıştır ki, fikre tahakküm etmeğe kalkışmak, hataların en büyüğü, haksızlığın en ağırı ve cemiyet için en zararlısıdır. Fikirleri açığa vurmanın kahramanlığa muhtaç olduğu bir yerde ise, hakiki manasıyla bir terakkiyi (gelişmeyi) ve hele batı medeniyetinin üstün seviyesine yükselebilmeyi, ancak mucizelerden beklemek gerekir.

 

…Bir memlekette diktatörlük idaresinin sona ermesi ve üniversite istiklalinin Anayasa ile yahut kanunla teminat altına alınması, genellikle aynı anlara isabet etmektedir.” diyordu.

 

Yine 15.10.1955 tarihinde yazdığı “İlim Hürriyetini Zedeleyen 6185 Sayılı Kanun Hakkında” başlıklı yazısı, Demokrat Parti iktidarının 1953 yılında çıkardığı 6185 numaralı kanunu eleştiriyordu. Aksoy bu yazısında, konuyla ilgili 1946 yılında çıkarılan kanunun üniversite özerkliğini temin ettiğini belirtiyor, ancak öğretim hocalarına “her türlü siyasi yayın veya beyanlarda bulunmayı yasaklayan” ve ilim hürriyetini kısıtlayan bu kanundan sonra “ilmin vardığı neticeleri tam bir serbestlikle ifade etmek imkânı kalmamıştır” diyerek, üniversite hocalarının görevlerinden alınmaları tehdidi karşısında memleket meselelerini objektif bir surette incelemeye cesaret edemeyeceklerini” belirtiyordu.

 

Aksoy’a göre üniversite özerkliği, akademisyenlerin bilim özgürlüğüne sahip olması demekti. Üniversite, akademik standartları belirleyebilmeli ve idari alanda özellikle personele ilişkin kararları kendisi alabilmeliydi.

 

“6435 sayılı kanun, üniversite muhtariyetini iki bakımdan da bertaraf etmektedir: Evvela, bir üniversite üyesinin vazifesinde kalıp kalmamasını, Üniversitenin değil de, Vekilin iradesine bağladığından, idari muhtariyet kati surette zedelenmiştir. Diğer taraftan, daha kötü olarak, vekilin salahiyeti hiçbir objektif kıstasa bağlanmayıp keyfe bırakıldığından, akademik ilim hürriyeti imha edilmiştir. Zira bu imkândan siyasi maksatlarla faydalanılacağı meydandadır. Aksi hâlde, hükmün hangi şartlar altında tatbik olunacağı tespit edilirdi.”

 

Muammer Aksoy bu yazıyı yazdıktan sadece 9 ay sonra haklı çıkacaktı. 1956 yılı Kasım ayında yaşanan Siyasal Bilgiler Fakültesi Olayı, demokratik gelişim sürecimiz açısından bugün hâlâ tazeliğini koruyan ender olaylardandır. Aksoy’un tahmin ettiği üzere DP, bu yasayı siyasi amaçları için kullanacak, senatonun, “hayır” görüşüne rağmen, Millî Eğitim Bakanı aksi yönde ve keyfi kararlar alacaktı.

 

Siyasal Bilgiler Fakültesi Olayı: 3 Kasım 1956 tarihinde, Siyasal Bilgiler Fakültesi açılış töreninde konuşan Dekan Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu, Demokrat Parti yöneticilerini rahatsız eden şu ifadeleri kullandı: “…asla nabza göre şerbet sunan; kötüye, zararlıya fetva veren birer sözde münevver hâline gelmeyelim.”

 

Bu konuşmadan sonra Demokrat Parti’yi destekleyen kimi gazetelerce konuşma çarpıtıldı. Feyzioğlu aleyhine kamuoyu yaratma çabaları sonuçsuz kalmadı ve bu konuşma nedeniyle Millî Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ahmet Özel imzalı bir yazı ile 6435 sayılı kanun kapsamında üniversite senatosunun görüşü istendi.

 

27.11.1956 tarihinde toplanan Senato, Bakanlığın yazısını görüştü ve Feyzioğlu hakkında 6435 sayılı kanunun uygulanmasına yer olmadığı yönünde aldığı kararı bakanlığa bildirdi.

 

Fakat senatonun bu görüşüne rağmen Millî Eğitim Bakanı, ilgili yasa uyarınca Feyzioğlu’nun Bakanlık emrine alındığını, ilgilinin görevinden ayrılma tarihinin bildirilmesini isteyen bir yazıyı rektörlüğe tebliğ etti.

 

Sadece birkaç saat sonra olay gazetelere yansıdı. Değişik görüşlere sahip kesimlerden, karşı çıkışlar ya da destek açıklamaları yapıldı. Konu ülke gündemine taşındı. Başbakan Adnan Menderes öğretim üyelerini küçümseyerek, “iki tane profesör, üç tane doçentle teşriki mesai ederek, ‘bu memlekette üniversite muhtariyeti yoktur’ diye memleketi içten dıştan kötülerse, buna asla müsaade etmeyeceğiz” diyordu.

 

Aksoy’un, Menderes’e yanıtı hem sert hem de ironik oldu. Aksoy, küçük hesaplar peşinde koşan, kişisel çıkarları için doğrunun ve gerçeğin yolundan ayrılanları zavallı olarak niteliyordu: “Menderes’in görüşünde de haklı olan bir tarafın bulunduğunu itiraf etmek gerekir: Evet, her meslek ve makamda olduğu gibi, doçent, profesör veya ordinaryüs unvanını elde etmiş şahıslar arasında dahi söz, yazı ve hareketlerini mevki yahut pek daha küçük menfaatler temini veya muhafazası gayesine alet olarak kullanan bedbahtlar, ne yazık ki mevcuttur. Fakat Menderes’in pek iyi bilmesi gerekirdi ki bu zavallılar, iktidarı tenkit edenler arasında değil, ‘Menderes’in selefini olduğu gibi, yakında halefini de alkışlayacak olan ve bugün ise bizzat Menderes’i alkışlamakta bulunan kimseler’ arasında yer almaktadırlar. Onların hedefi, sosyal veya altruist(başkalarını düşünen) gayeler ve prensipler için mücadele etmek değil, en kısa ve zahmetsiz yoldan menfaatler temin etmektir.”

 

Bu arada Muammer Aksoy, daha ortada görevden alma kararı yokken, hatta Senato kararından da önce Son Havadis ve Dünya gazetelerine bir beyanat vererek aşağıdaki açıklamayı yapmıştı:

 

“Garp medeniyetini benimsemek, fesi çıkarıp şapka giymekle olmaz. Mesele, başı (zihniyeti) düzeltmektir. Garpta profesörlerin neler deyip neler yazabileceğini bir defa olsun inceleyen her şahsın, hadise karşısında “memleket hesabına duyacağı üzüntü” sonsuz olacaktır. Fakat unutmamak lazımdır ki hürriyetler bedava elde edilemezler.”

 

Bu demeç üzerine Aksoy, 3 Aralık 1956 akşamı “Vali bey sizinle görüşmek istiyor.” denilerek, Ankara Palas’taki bir toplantıdan eşinin ve arkadaşlarının haberi bile olmadan Emniyet Birinci Şubeye götürüldü ve sabaha kadar sorguya çekildi. Bu işlem, üniversite çevrelerinde bilim ve düşünce özgürlüğüne indirilmiş yeni ve büyük bir darbe olarak karşılandı.

 

Turhan Feyzioğlu, istifa mektubunun son paragrafında bu olaya da değindi: “Bilhassa ilmi ehliyeti, katıksız idealizmi ve medeni cesareti ile tanınmış bir meslektaşıma, Doç. Dr. Muammer Aksoy’a ve bazı masum öğrencilere reva görülen muameleler ve Üniversitelerin ‘tasfiye’ ve ‘tecziye’sinden bahsedecek kadar ileri giden müdahaleler karşısında teessürüm son haddine vasıl olmuştur.” 

 

Muammer Aksoy olayı, İktisat Asistanı Şerif Mardin’in istifa mektubunda da yer aldı: “Şimdiye kadar bir insanda gördüğüm ahlaki değerlerin en yükseklerini nefsinde toplayan, basiretin ve faziletin öz timsali telakki ettiğim Doçent Dr. Muammer Aksoy’un, birkaç gün evvel sanki adi bir suçlu imiş gibi Emniyet Müdürlüğüne celbedilerek isticvap edilmesi bu prensip meselesini bütün çıplaklığı ile ortaya atmıştır.”

 

Görüldüğü gibi, üniversitelerin demokratik ülkelerde olması gereken konuma ulaşması için çok bedeller ödendi. Mustafa Kemal Atatürk ile başlayıp, Hasan Âli Yücel ile devam eden mücadele sürecinde Kemalistler, azımsanmayacak ilerlemeler kaydettiler ve bedeller ödediler.

 

Muammer Aksoy, bu davanın da yürekli bir neferiydi.

 

Yüzüncü doğum yılınız kutlu olsun ölümsüz Genel Başkanımız!”

  • YORUMLAR
  • FACEBOOK
adlı kullanıcıya cevap x
İlginizi Çekebilir
DİNAR EKRANLARIN ARANAN İSMİ
DİNAR EKRANLARIN ARANAN İSMİ
PROGRAMDAN PROGRAMA KOŞUYORLAR
PROGRAMDAN PROGRAMA KOŞUYORLAR
SAFİR’DEN GAZETEMİZE ZİYARET
SAFİR’DEN GAZETEMİZE ZİYARET
MERAK UYANDIRAN PAYLAŞIM
MERAK UYANDIRAN PAYLAŞIM
ilan.gov.tr
Son Haberler
Partinin Yeni Binası Saraçlar Caddesi'nde mi?
Partinin Yeni Binası Saraçlar Caddesi'nde mi?
2026 Yılı Ahisi Hayri Sönterler Oldu
2026 Yılı Ahisi Hayri Sönterler Oldu
Otellerde Doluluk Arttı
Otellerde Doluluk Arttı
Kermandan Kuran Kursuna Ziyaret
Kermandan Kuran Kursuna Ziyaret
Lalapaşalı Kadınlara Kanser Taraması
Lalapaşalı Kadınlara Kanser Taraması
Kayıtlarınızı Edirne’ye aldırın
Kayıtlarınızı Edirne’ye aldırın

Ana Sayfa
İLÇE HABERLERİ
SON DAKİKA
EĞİTİM
YAŞAM
MAGAZİN
SPOR
SİYASET
DÜNYA
EKONOMİ
GÜNDEM
TEKNOLOJİ
BÖLGE HABERLERİ
KÜLTÜR-SANAT
MEDYA
SAĞLIK
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Vefatlar
Üye Paneli
Gazete Arşivi
Hava Durumu
  • ASAYİŞ
  • EĞİTİM
  • KÜLTÜR-SANAT
  • MEDYA
  • SİYASET
  • SON DAKİKA
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Vefatlar
  • Üye Paneli
  • Gazete Arşivi
  • Hava Durumu

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.