MEB’in tüm eğitim kademelerinde müfredatın yenilenmesi çalışmalarında sona gelindiğini duyurmasının ardından bir açıklama yapan Özcan, “Hükümete yakınlığı ile bilinen Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir- Sen) kendi müfredat önerilerini açıkladı. 50 akademisyen ve 400 öğretmen tarafından hazırlandığı belirtilen raporda, ortaokul ve lise müfredatlarından inkılap tarihi ve Atatürkçülük dersinin çıkarılması, din dersinin İslami ağırlıklı olmak üzere birinci sınıftan itibaren verilmesi önerileri yer aldı.Eğitim-Bir Sen’in raporunun sunumunda; tek tipçi ve farklılıklara izin vermeyen bir eğitim anlayışı olarak ‘Kemalizm’ adı altında “Cumhuriyet elitleri, dini bağların güçlü olduğu ümmetçi bir toplumdan seküler bir Türk ulusu inşa etmeyi kendilerine hedef olarak tanımlamaktadır. Bunu gerçekleştirmek için din ifadesi anayasadan çıkarılmış, din dersleri, Arapça ve Farsça dersleri müfredattan çıkarılmış ve geçmişle bağı koparmak için alfabe değiştirilmiştir. Pozitivist bir bilim anlayışı çerçevesinde modern eğitim sistemi tasarlanmıştır. Aklı ve bilimi kutsayan ve dini aşağılayan pozitivist anlayışı ile insan yetiştirmek hedeflenmiştir” denilerek Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayan eğitim reformları hedef alındı. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programının genel amaçlarını inceleyen Eğitim-Bir-Sen, (din ve laiklik) alanındaki konuların (amacı aşan genişlikte ele alındığı) sonucuna ulaştı” ifadelerine yer verdi.Özcan açıklamalarını şu şekilde sürdürdü; Raporda en çok İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersleri ve Cumhuriyet’in kuruluşunda yer alan devrimler hedefte yer aldı. O dönemde gerçekleştirilen şapka ve kıyafet inkılabının “düşünce ve kanaat hürriyeti”, tekke ve zaviyelerin kapatılmasının “din ve vicdan hürriyeti”, Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun “eğitim hakkı” ihlali yarattığı savunularak ders kitaplarının yeniden düzenlenmesi talep edildi. Müfredatta yer alan amaçlardan, “Günümüzün ve geleceğin sorunlarına Atatürkçü bir yaklaşımla çözümler getirebilecek tutum, davranış ve beceriler kazanır” ifadeleri eleştirilerek öğrencilerden üst düzey çaba beklendiğini belirten rapor, alternatif bakış açılarına müfredatta yer verilmediğini savundu.“İnkılap tarihi ve Atatürkçülük dersi programlarında yer alan Atatürk ilkelerinden bazılarının günümüzde geçerliliği kalmadı” iddiasıyla “Bu yüzden derse ait kazanımlar günlük hayatta işe yaramayacağı düşüncesiyle öğrenciler tarafından yeterince dikkate alınmamaktadır” denildi.Ancak; İmam-Hatip Ortaokulu ve Liselerinde Kur’an’ın anlamı (meali) kısmen verilmektedir. Kur’an’ın anlamı (meali) verilmeden yani Kur’an anlaşılmadan dini eğitim verilmesi temel sorun iken, Türkçe alfabe, İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersleri ve Cumhuriyet’in kuruluşunda yer alan devrimlerin hedef alınması, Türkiye Cumhuriyeti kurucu değerlerine karşı ahde vefasızlık örneğidir. Kabul edilemez.Osmanlı Devleti’nde özellikle 19. yüzyıl boyunca görülen düşünsel, bilimsel, siyasal, askeri ve hukuki gelişmeler ve bütün bu asrı kapsayan sekülerleşme süreci, modern okulların ve mahkemelerin sayısını ve niteliğini yükseltmiş ve asıl olarak kadı ve müftü yetiştiren medreselerin işlevlerini de sona yaklaştırmıştır. Dolayısıyla mektep-medrese ikiliği, şeriye-nizamiye mahkemeleri ikiliğinden ayrılamaz. Bu nedenle öğretim birliğinin sağlanması da, hukuk birliğinin sağlanmasından ayrı düşünülemez. Fakat ülkemizde asıl hukuki devrim, iki yıl kadar sonra 17 Şubat 1926 tarihinde Medeni Kanun’un kabul edilmesiyle gerçekleşmiş ve tamamlanmıştır.Osmanlılardaki sekülerleşme süreçleri görülmeden, Cumhuriyet yönetiminin Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu çıkarma adımının anlamı, imkânı ve önemi anlaşılamaz.1924 yılında kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, modern ve laik Türkiye’nin doğuşundaki en büyük ve önemli başlangıç adımlarından biridir.Nitekim, Saruhan Mebusu Vasıf (Çınar) Bey ve 57 arkadaşının önerdiği Tevhid-i Tedrisat Kanunu gerekçesinde şunlar söyleniyordu: “Bir devletin genel eğitim siyasetinde, milletin düşünce ve duygu bakımından birliğini sağlamak gereklidir ve bu da öğretim birliği ile olur. Tanzimat’ın ilan edildiği sıralarda öğretim birliğine geçilmek istenmişse de başarılı olunamamış, tam tersine bir ikilik ortaya çıkmıştır. Bu ikilik, eğitim ve öğretim birliği bakımından birçok kötü ve sakıncalı sonuçlar doğurmuş, iki türlü eğitimle memlekette iki tip insan yetişmeye başlamıştır. Önerimiz kabul edildiğinde, Türkiye Cumhuriyeti dahilindeki bütün eğitim kurumlarının biricik mercii Maarif Vekâleti olacaktır. Böylece bütün eğitim yuvalarında, Cumhuriyetin irfan siyaseti, ortak bir eğitim yolu izlenecektir.”Tevhid-i Tedrisat Kanununun önemine ve sonuçlarına baktığımızda; Öğretim birliği sağlanarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bütün okullar, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. Eğitimde laikleşme sağlandı. Medreseler kapatılarak eğitimde çağdaşlaşma gerçekleştirildi. Çağdaş eğitim ve öğretim kurumları açıldı. Azınlık ve yabancı okulların zararlı çalışmaları azaltıldı.Sonuç olarak dünya genelinde değerlendirildiğinde; gelişmiş ülkelerin laik ve bilimsel eğitimi benimsedikleri ve uyguladıkları, geri kalmış ülkelerin ise laik ve bilimsel eğitimden uzak kaldıkları ve bu nedenle günümüz dünyasına ayak uyduramayarak yarı sömürge halinde yaşamak zorunda kaldıkları inkar edilemez bir gerçek olarak ortadadır.Millet olmanın, millet olarak aynı hedeflere yürümenin en büyük dayanağı eğitimin “milli” olmasıdır. Aksi takdirde eğitimin, ülkede mevcut tarikat ve cemaatlerin kontrolüne girmesi engellenemez. Ne yazık ki Eğitim-Bir Sen’in yapmış olduğu bu talihsiz çalışma ile ülkemizin uygulamakta olduğu “milli” eğitimden vaz geçilerek alanı tarikat ve cemaatlere terk etme yolu açılmak istenmektedir. Oysa tarikat ve cemaatlerin kontrolü altında bulunan yurtlarda yaşanan ahlak dışı olaylar ve sorumsuzlukların sonucunda yaşanan kötü anlar henüz çok taze olarak hafızalarımızda yerini korumaktadır. Bu anlayış, eğitimin milli olmaktan çıkarılıp dini kullanan tarikat ve cemaatlere bırakılması ile çocuklarımızın eğitimini bu anlayışa terk edilmesi sonucunu doğuracaktır.Bu nedenle “milli” eğitime sahip çıkmalıyız ve bu tuzağa düşmemeliyiz.”
MEDYA
Yayınlanma: 09 Ocak 2017 - 08:01
Müfredat yenileme çalışmalarına tepki
ADD Edirne Şubesi adına açıklama yapan Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, “Türkçe Alfabe, İnkılap Tarihi Ve Atatürkçülük Dersleri Ve Cumhuriyet’in kuruluşunda yer alan devrimlerin hedef alınması kabul edilemez” açıklaması yaptı.
MEDYA
09 Ocak 2017 - 08:01









