Recep ÇınarGünümüzde birçok şey gibi “ödül” konusu da dejenere edildi. Eskiden her hangi bir konuda ödül almak büyük bir değerdi. Günümüzde o hale geldi ki, testiyi kıran da ödül alıyor, getiren de!Halbu ki, “ödül” bir başarı karşılığında verilen armağandır, mükâfattır. Günümüzdeki ödül verme konularına bir bakalım.Geçenlerde, “Edirne’nin gururu oldular” başlıklı bir haberde, “AB’yi Öğreniyor Projesi kapsamında ‘AB’yi Öğreniyorum’ Bilgi Yarışması Türkiye Finali, Millî Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda yapıldı. 21 ilde birinci olan takımların mücadele ettiği yarışmada, Keşan Fen Lisesi takım halinde üçüncülük elde etti” şeklinde.Önce, Keşan’lı öğrencilerimizi başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Tabii ki başarı, bir mücadelenin, çalışmanın sonucudur. Tebrik ve takdir edilmesi gerekir. İnsan bazen yazmaya/konuşmaya nereden başlayacağını bilemiyor. Bizim bin yıllık bir medeniyetimiz var. Bugün okullarımızda bizim medeniyetimizden gençlerimize neler öğretiliyor? Üç kıta üzerinde, bu gün sahip olduğumuz vatan topraklarının 30 katından daha büyük bir coğrafyada farklı ırk, din, dil ve kültüre sahip topluluklardan oluşan insanlar yüzyıllarca birada huzur ve barış içinde nasıl yaşadılar? Bunun hikmeti, sırrı nedir? Bir Batı’dır, bir AB’dir tutturmuş gidiyoruz. Bugün milyarlarca insanı sömüren, milyonlarca insanı katleden Emperyalist Batı değil mi? Biz, gençlerimize AB denen emperyalistleri mi öğretip örnek aldıracağız?Bugünkü eğitim sisteminizle ne hale geldiğimiz ortada. Dünya çapında kaç bilim adamı yetiştirdik, ne icat ettik söyler misiniz? Ama geçmişte bizim medeniyetimizin yetiştirdiği insanlar yaptıkları çeşitli buluşlarla ilme, insanlığın huzur ve refahına, barışa ve çeşitli icat ve buluşlara olan katkılarını sıralasak bu köşenin hacmi yetmez. Birçok ilmi Müslümanlardan öğrenen emperyalist Batı, öğrendikleri ile elde ettikleri teknik ve teknolojik gelişmeyi bugün insanlığın sömürülmesinde, katledilmesinde kullanmaktadır. Biz de kalkmışız dün ilmi Müslümanlardan alıp bugün insanlığı sömüren Batıyı gençlerimize “model” gösteriyoruz. Bu ne gaflet! ÖDÜL DEJENERASYONU!* 27.05.2016 tarihli mahalli basınımızda çıkan bir haberde ise; ‘Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği’nce (YAPDER) bu yıl 12’ncisi düzenlenen “Kent ve Yaşam Ödülleri” kapsamında Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Edirne’de yarattığı huzur ortamı, tüm kurum ve kuruluşları ‘Edirne’ paydası adı altında buluşturduğu için ‘Kent Dayanışma Ödülü”ne layık görüldü.Hangi Kent’ten bahsediliyor acaba? Sıradan bir Anadolu kasabasına dönüştürülen Edirne’den mi? * Geçtiğimiz günlerdeki bir haber ise; “Kaz Dağları Doğal Yaşam Ödül Töreni’nde Yılın En İyi Çevreci İl Belediye Başkanı Ödülü’ne Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan layık görüldü” şeklinde. Belediyecilik hizmetlerinin ne ve nasıl olması gerektiğini bilmeyenler tabii ki bunları yutar!Şehircilikte zirve yapmış merhum Prof. Dr. Turgut Cansever, “İslam’da şehir ve mimari” isimli kitabında şehri şöyle tarif eder, “Şehir; insanın, hayatını düzenlemek üzere meydana getirdiği en önemli, en büyük fiziki ürün ve insan hayatını yönelten, çerçeveleyen yapıdır. Bu yapıya biçim veren tercihleri ise insan ve toplumlar, inançlarından, dinlerinden hareket ederek belirlerler. Şehir, toplumsal hayata, insanlar arasındaki ilişkilere biçim veren, sosyal mesafelerin en aza indiği, bu ilişkilerin en büyük yoğunluk kazandığı yerdir” şeklinde tarif eder.Yoksa Edirne’de böyle bir şey var da bizim mi haberimiz yok! 1970’i yıllardan bu yana Edirne’nin ne hale getirildiğini bu ölçülere göre buyurun değerlendirin!Şehirler Sultan’ı Edirne’yi bu hale getirenlerin her birinden hesap sorulmalı. Ama kim soracak? Dostça kalın…
SAĞLIK
Yayınlanma: 13 Haziran 2016 - 08:00
'Ödül' dejenerasyonu!
Recep Çınar Günümüzde birçok şey gibi “ödül” konusu da dejenere edildi. Eskiden her hangi bir konuda ödül almak büyük bir değerdi. Günümüzde o hale geldi ki, ...
SAĞLIK
13 Haziran 2016 - 08:00









