Kadınların ‘Kıyafetime Karışma’ dayanışmasında yaptığı çizimlerle Türkiye genelinde ön yargıları kaldıran kadın olarak tanınan Bilgesu Yaprak ile çalışmaları ve hayatı ilgili keyfili bir röportaj gerçekleştirdik. “İnsanlığı ilgilendiren her mesele benim meselem” diyen Bilgesu ile günümüz Türkiye’sinde kadını ve sanatı konuştuk.
Herkes Bilgesu Yaprak’ı ‘Kıyafetime Karışma’ dayanışmasında yaptığı çizimlerle tanıdı. Bilgesu Yaprak aynı zamanda pek çok farklı mecrada yazıları, makaleleri olan aktif bir yazar.
Çocukluk yıllarında yaptığı çizimler ve tuttuğu günlükler ile başlayan sanat hayatında sayısız eser bırakmış. Son günlerde Bilgesu Yaprak’ı sosyal medyada paylaşım rekoru kıran ‘Kıyafetime Karışma Dayanışması’na yaptığı çizimler ile tanıyoruz. Her ne kadar kadın hakları, LGBTİ, hayvan hakları vs gibi birbirinden farklı konularda yazılar yazıp, çizimler yapsa bile kısaca “insanlığın meselesi benim meselem” diyor. Biz de Edirne Gazetesi olarak Bilgesu’ya hakkında merak edilenleri sorduk.
BİZE BİRAZ KENDİNDEN BAHSEDER MİSİN?
- Edirne maceram ben 3 yaşındayken başladı. 1989 yılında Eskişehir’de doğdum. Ailem de Eskişehirli. Babam memur, annem ev hanımı. Benden küçük bir de erkek kardeşim var. Üniversite öğrenimine kadar Edirne’de öğrenim gördüm. Edirne Lisesi mezunuyum. Şu anda küçük bir sahaf dükkanımız var. Ben de babama sahaf işlerinde yardım ediyorum şimdilik.
HİÇ ŞÜPHESİZ Kİ SOSYAL MEDYA, BLOGLAR GİBİ FARKLI MECRALARDA ÇALIŞMALARIN BÜYÜK BİR İLGİ GÖRÜYOR. NASIL BAŞLADI SANATA OLAN İLGİN?
-Küçük yaşlardan beri bir şeylerle uğraşmaktan çok keyif alıyorum. Duvarlara çeşitli eserler bıraktım mı bilmiyorum ama halâ evde saklı olan çok fazla çizimim var. Hatıra olarak saklıyorum hepsini. Ailem de benim yaptığım bu çizim veya çalışmalara teşvik ediciydi. Bu sayede ilkokulda Müslüm Özcan hocamdan yağlı boya ve farklı teknikler ile ilgili eğitimler aldım. İllüstrasyon çalışmalarımın dışında ek olarak yazıyorum da. 7 yaşımda günlük tutmaya başladım. Tahmin ediyorum ki büyük ihtimal oradan kaldı yazma olayları. Üniversiteye kadar hemen hemen her gün yazıyordum. Lise zamanlarımda günlükten ziyade internet blogunda yazmaya devam ettim. Faça adında bir fanzin çıkartmaya başladım. Farklı illerde de dağıtımı olan fanzin 3 veya 4 sayı yayınlandı. Lise yıllarımda edebiyat ile çok ilgili olduğum için birçok yarışmaya katılıp hem Edirne çapında hem de Türkiye çapında dereceler aldım. Sonrasında lise bitince İstanbul Üniversitesinde-Sanat Tarihi eğitimi aldım ve üniversite yıllarımda da yazmaya devam ettim. İzmir Yenikapı Tiyatorusunun web sitesinde ve çıkarttığı gazetede belli bir süre yazarlık yaptım. Karakalem ve Sosyal Feminist Kolektifte çeşitli yazılarım yayınlandı. İzmir Yenikapı Tiyatrosunun yayınladığı kolektif bir kitap olan‘Faşizme Karşı Özgür Sanat” adlı kitabın yazarlarından biriyim. 5-6 yıldır polimer kil ile uğraşıyorum. Atölye MAT adlı bir oluşumum var. Kilden takılar, magnetler, kişiye özel tasarımlar da yapıyorum. Çizim benim çocukluğumdan beri olan bir şey ama özellikle son bir yıldır çizimlerimi bilgisayara ortamına taşıdım.
ÇALIŞMALARINI GERÇEKLEŞTİRİRKEN GEREK YAZARKEN GEREKSE ÇİZERKEN HANGİ KONULARI ELE ALIYORSUN VEYA ETKİLENDİĞİN OLGULAR NELER?
-Sanatımı icra ederken en çok kendimden etkileniyorum. Çünkü insan yaşadığını, bildiğini, empati kurabildiğini üretebiliyor. Türkiye’de yaşayan bir kadın olarak bu konuda biraz söz sahibi olduğumu düşünüyorum açıkçası (gülüyor), kadına dair tüm meseleler benim meselem diye düşünüyorum. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair tüm meseleler benim meselem. Hayvan hakları, çocuk hakları, LGBTİ hareketlerine dair tüm meseleler benim meselem. Bu sebeple bunları ele almak hem benim görevim hem sanatımın büyük bir parçası. Tabi bunu böyle yapayım şunu şöyle yapayım da şöyle anlatayım demek ile olmuyor. Bu zaten kendi hayatımın bir parçası olduğu için, elime kalemi aldığımda kendiliğinden çıkması muhtemel konular. Sadece bir tık daha basitleştirerek, daha minimal formda anlatmak gibi bir kaygı içinde bulunuyorum. Bu kaygı yazılarımda değilse de çizimlerimde ön planda oluyor. Kişinin veya kişilerin görselde ve detaylarda çok yorulmadan neden söz edildiğine odaklanması yönünde üretimde bulunuyorum. Sanatsal açıdan, estetik açıdan çok büyük bir kalite, işte ‘aa realistik çalışayım” diye bir şey yok. Olabildiğince minimal tarzda birkaç sembol ile, çok basit simgelerle ve belki birkaç cümle ile derdimi anlatma kaygım var. Bunun üzerinden çalışıyorum.
KIYAFETİME KARIŞMA DAYANIŞMASINDA YAPTIĞIN ÇİZİMLER GÖZ ARDI EDİLMEYECEK ŞEKİLDE ÇOK BEĞENİLİYOR. ÇİZİMLERİNDE VURGULAMAK İSTEDİĞİN KONULAR NELER?
-Aslında o çizimim daha yeni gündem oldu. ‘Kıyafetime Karışma’ eylemleri ile bir şekilde gündem olan o çizimi aylar evvel hamile kadınlar ile ilgili yapılan bir açıklama üzerine çizmiştim. Hamile kadınların sokağa çıkmaması vs gibi açıklamalar üzerine çizmiştim. Çok talihsiz bir açıklamaydı bu. Bütünleyici, bütünleştirici ve kucaklayıcı bir yaklaşıma uygun çizmek istiyorum. Çünkü kendi görüşlerim bu yönde. Bu yüzden görselde tesettürlü bir hamile kadın ile marjinal diye sınıflandırılan (gülüyor) saç renginde ve giyimde bir hamile kadını düşündüm. Onların da el ele tutuşabildiğini, sokakların bizim olduğunu duyurmak için çizmiştim. Çizimim ‘kıyafetime karışma’ eylemi ile bir sembol haline geldi. Biraz şaşırtıcı oldu benim için ancak aynı şekilde büyük bir mutluluk verdi. İleride farklı projelerim olacak. Şu an ilüstrasyonlarımla daha çok ilgileniyorum. Bunun bu şekilde devam edeceğini düşünüyorum. En azından yerine daha iyi bir anlatma yolu olduğunu düşündüğüm bir şey bulana kadar. Çocuk kitapları resimlemek veya kitap kapakları resimlemek de bana keyif verebilir. Ticari kaygı gütmeyen, kadın hakları, hayvan hakları gibi konularda yapılan sosyal çalışmalara da katkıda bulunmaya her zaman devam etmeyi düşünüyorum. Maddi bir kaygı için tahminen yapılabilecek en son şeyi yapıyorum şuan (gülüyor).
SENCE TÜRK SANAT CAMİASININ DURUMU NEDİR?
-Çok güzel sanatçılarımız var. Çok güzel eserler ortaya çıkaran çok başarılı sanatçılarımız var. Sadece bizim ülkemize özgü bir şey değil ancak şu bir gerçek maalesef sanat çok karın doyuran bir şey değil. İnsanlara ulaşmak da çok kolay değil. Teknoloji çağı, sosyal medya vs. bunu kolaylaştırıyor ancak eşit oranda da zorlaştırıyor. Çok faza üretim var. Bunların arasında bulmak, keşfetmek, seçmek veya senden bir üst basamaktaki insanlara ulaşmak çok kolay değil ancak çok güzel çalışmalar var. Özellikle 18-25 arasındaki kesim gelecek vaat eden işler yapıyor.
İNSANLARA NE DEMEK İSTERSİN?
İnsanlar düşündüklerini veya hissettiklerini söylemekten, giymekten veya yapmaktan korkmasınlar. En güzel tepki, en güzel aktivizm yaşayarak gösterdiğimiz tepki. Ben bu çizimleri veya çalışmaları yapmamış olsaydım da giydiklerimle, görselimle, konuşma şeklimle, ilişki şekillerimle mücadele veriyor olacaktım. Çizim yapmak veya yazmak mücadelenin sadece bir yolu. Derdimizi anlatabilmek için herhangi bir sanat dalında iyi olmak zorunda da değiliz. Benim yaptığım şekilde veya Cin Ali çizerek de bunu yapabiliriz. Sanat adına hiçbir şey yapmayarak, duruşumuz ve tavrımızla da insanlara bir şeyleri anlatabiliriz. Önümüzdeki tek engel korkmak. Özellikle kadınlar olarak bu denli korkutulmaya çalışılırken bunun karşısında çok cesurca durmamız gerekiyor
KÜLTÜR-SANAT
Yayınlanma: 30 Temmuz 2017 - 06:13
Güncelleme: 30 Temmuz 2017 - 21:50
Ön yargıları kaldıran kadın
KÜLTÜR-SANAT
30 Temmuz 2017 - 06:13
Güncelleme: 30 Temmuz 2017 - 21:50
İlginizi Çekebilir









