Çanakkale’den Edirne’ye arkadaşlarını ziyaret etmek amacıyla gelen ve arkadaşlarıyla kaldırımda yürüdüğü sırada S. Ç.’nin kullandığı otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan Karaca 13 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. Yargılamada dün 5 tanık dinlendi.
İlk tanık M. T. olayla ilgili bilgisi olmadığını belirterek, olayı görmediğini söyledi. Tanık M. T. şöyle ifade verdi: “Olayın olduğu hafta fabrikada gece vardiyasında çalışıyordum. Servis saatinden önce kahvehaneye gittim. Daha sonra S.ler kahveye geldiler. S. yanıma geldiğinde gayet normaldi ve herhangi bir içkili hali yoktu.” .
Olay anında arabada S. Ç. ile birlikte bulunan tanık F. ise ifadesinde, “Ben o gün S. Ağabey ile birlikteydim. Gezdik, Kıyık’taki kahveye gittik. Daha sonra arabayla üniversite taraflarında turladık. Olay yerine geldik. Yavaş gidiyorduk, virajı alırken aniden iki kişi telefonla önümüze çıktı. Olay gerçekleşti. Arkamıza baktık, kalabalık olduğundan oradan kaçtık. Arabayı Gölet’in oraya bıraktık. Sonra ben S. Ağabey’in yanından ayrıldım” dedi. Sanık S. Ç.’nin davranışlarında bildiği herhangi bir anormallik olmadığını söyleyen tanık, “Alkol, uyuşturucu yoktu. Benim bildiğim kadarıyla 50 – 60 km hızla gidiyordu” dedi ve Rabia K.’nın havada taklalar attığını görmediğini söyledi.
Olay günü aynı mevkide bulunan bir diğer tanık Ç. Y. de olay günü yolda giderken başını kaldırdığında bir arabanın kıza çarptığını gördüğünü söyledi. Ç. Y: “Sonrasında mağdur benim önüme, çok yakınıma düştü. Etrafta kişiler vardı, ben de yanına gittim. Hareketsizdi, yüz üstü düşmüştü. Olay sırasında kaldırımdaydım. Ben aracın sadece çarpma anını gördüm. Kendisini arabanın üstünde, havadayken gördüm. Ne şekilde düştüğünü görmedim. Ancak çarptığı anda ben kafamı kaldırıp ne oldu diye baktığımda araç yoktu. Hızlı geçip geçmediğini bilmiyorum” dedi.
Olay anını evinin balkonunda otururken gören tanık E. D., çarpma sesi duyduğunu ve etrafına bakındığında Rabia’nın havada uçtuğunu gördüğünü söyledi. Hemşire olduğu için müdahale etmek amacıyla hemen aşağı indiğini belirten D., “Rabia yerde yüzükoyun yatıyordu. Arkadaşı yanında ağlıyordu. Nabzına baktım. Nabzı yoktu. Başından kan akıyordu. 112’yi arattırdım. Kalp masajına başladım. Sonra ambulans geldi ve hastaneye götürdü” dedi. D., olay sırasında Rabia’ya çarpan aracı görmediğini söyledi. D., “Olay sırasında Rabia’nın arka cebinde telefon olduğunu gördüm. Hatırladığım kadarıyla telefon sol arka cebindeydi. Bu telefonu alıp, bilgi vermek için ailesini aradım. Rabia’nın olay yerinde kalbi durmuştu” dedi. Aracın hızıyla ilgili bir bilgisi olmadığını belirten D. “Bizim sokağın yapısı itibariyle 30 – 40 km hızla ancak gidebilir. O şekilde çarpılırsa 70 – 80 km hızla gittiğini tahmin edebilirim” dedi.
Kaza gerçekleşmeden önce Rabia Karaca ve arkadaşı D. Ç.’nin önünde yürüyen B. Ç. B. de olayı şöyle anlattı: “Zübeyde Hanım Parkı’nın arka tarafındaki yoldaydım. Arkadaşlarla görüşmek için karşıdan karşıya geçecektim. D. ve Rabia arkamdaydı. Ben karşıya geçerken bir iki adım attım aramızda 2- 3 saniye süre vardı. Kaldırıma adımımı attığım anda ses geldi. Döndüğüm anda arabanın bir parçası uçuyordu, Rabia arabanın üstündeydi. Çarpma anında araba o kadar hızlıydı ki parçalar uçuyordu. Arabalara merakım vardır. Hızı 120 km’nin altında değildi. Araba fren yapmadı, Rabia yere düştükten sonra durmadı, yola devam etti. İnsanlar etrafımıza geldi, ambulans geldi ve Rabia’yı götürdüler” dedi. Rabia Karaca’nın havada takla attığını ve uçtuğunu gördüğünü söyleyen B. Ç. B., Rabia ve arkadaşının ellerinde telefon olmadığını da söyledi. Rabia ve arkadaşı ile daha önce tanışıklığı olmadığını belirten B. “Hastaneye gittikten sonra ailesiyle tanıştım, olayı gördüğümü bildirdim ve numaramı verdim” dedi.
Tanık ifadelerine ilişkin beyanı sorulan sanık S. Ç. “O yolda 120 km yapılması zaten mümkün değil. Yol hızı 50 km. İbreye bakmadığım için 60 – 70 km şeklinde savunmada bulundum” dedi. Duruşma savcısının ölümüne sebebiyet verdiği kişiyi neden olay yerinde bırakıp gittiği ve hastaneye götürmediğine ilişkin sorusuna ise sanık S. Ç. “7 aydır gece gündüz vicdan azabı çekiyorum. Ben o an boşluğa düştüm ve hata yaptım” şeklinde yanıt verdi. Sanık S. Ç.’nin müdafi de müvekkilinin olay nedeniyle üzgün ve pişman olduğunu ve Karaca’nın ailesine taziyelerini sunduğunu belirterek, müvekkilinin tahliyesini istedi. Müştekiler D. Ç. ve Rabia Karaca’nın babası Hüseyin Karaca’nın avukatı da olayda bilinçli taksir olduğunu söyleyerek sanık için “Pişman olduğunu düşünmüyoruz. Pişman olan birinin kendisi ve ailesi gayret gösterir. Bu olmamıştır” dedi. Sanığın olay esnasında uyuşturucu kullandığının belli olduğunu belirten müşteki avukatı “Sanık hakkında uyuşturucu kullandığı için suç duyurusunda bulunuyoruz. Ayrıca sanık sabıkasız olduğunu söylemişti fakat sabıkası vardır” dedi. Mahkeme heyeti sanık S. Ç.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek, yargılamayı ileri bir tarihe erteledi.
ASAYİŞ
Yayınlanma: 28 Nisan 2017 - 07:56
Pişman olduğunu düşünmüyoruz
Edirne’de kaldırımda yürüyen Rabia Karaca adlı üniversite öğrencisine çarparak ölümüne neden olan S. Ç, Edirne 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılaması sürüyor.
ASAYİŞ
28 Nisan 2017 - 07:56
İlginizi Çekebilir









