Sağlık çalışanlarının yeni yönetmeliğe karşı başlattıkları 2-6 aralık tarihleri arasını kapsayan 5 günlük iş bırakma eylemi sona erdi. Eylemin son gününde sağlıkçıların oluşturduğu Edirne Sağlık Platformu, Edirne Tabip Odası Lokali’nde açıklama gerçekleştirdiler.
Edirne Sağlık Platformu, Sağlık Bakanlığı’nın “Aile Hekimliği Yönetmeliği”ne ilişkin ikinci defa 5 günlük iş bırakma eylemine son verdiklerini açıkladılar.
Edirne’de Tabip Odası Sosyal Tesisleri’nde aile hekimleri tarafından basın açıklaması platform temsilcilerinin katımıyla gerçekleşti. Edirne Sağlık Platformu’nun temsilcilerinin de hep bir ağızdan sorunların gün geçtikçe çözüme kavuşmadığına dikkat çekildi.
Edirne Sağlık Platformu’nun hazırladığı ortak basın metnini Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası Şube Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Birtane ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Şube Başkanı Dr. Taylan Önal okudu.
Ortak yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;
“Sağlık Bakanı göreve geldiği günden beri birinci basamağı güçlendirerek koruyucu sağlık hizmetlerini geliştireceğini, sağlık emekçilerinin tükenmişliğini gördüğünü ve sorunlarını çözeceğini söylemektedir. Ancak lafla peynir gemisi yürümemektedir. Bakan ne söylüyorsa tersini yapmakta. Ne yapıyorsa tersini söylemektedir.
Sağlık alanında sayısız sorun yaşanırken, sağlıkta ticari çeteler eliyle yenidoğan bebeklerin hayatı pahasına milletin parası SGK üzerinden hortumlanırken, hekimlere sağlık çalışanlarına her gün sayısız hakaretler edilip fiziksel şiddet uygulanırken, birinci basamakta aşı temininde dahi sorunlar yaşanırken, hastalar hastanelerde randevu bulamaz sağlık hizmetine ulaşamazken, diğer yanda ağır iş yükü altında günde 70-80 hasta bakmak zorunda kalan hekimler, sağlık çalışanları tükenmişlik içindeyken, sağlık emekçileri ay sonunu nasıl getireceğini, çocuğunu nasıl okutacağını düşünürken, deprem bölgesinde konteynerlerde birinci basamak sağlık hizmetleri verilmeye çalışılırken Bakanlık ne yapmaktadır?
Bu sorunların hiçbirini çözmediği gibi daha da derinleştirecek yönetmelikler, kanunlar çıkarmaktadır.
Bakanlık yetkilileri her fırsatta aksini iddia etse de 1 Kasım’da yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği halkın sağlığını, hekimlerin ve sağlık emekçilerinin özlük hakları ve çalışma koşullarını iyileştirmek bir yana daha da kötüye götürecek uygulamalar içermektedir. Görevi halkımıza bilimsel tedaviler uygulamak olan aile hekimlerine adeta “halkı tedavi etmene gerek yok 5 yıldız alsan yeter” deniliyor. Hekimin tedavi bağımsızlığına müdahale edilerek uygun gördüğü ilaçları reçete etmesi engelleniyor. Entegre sağlık merkezlerinde her gün mesai yapan aile hekimleri ayda en az 5 nöbet tutmaya zorlanıyor. Kronik hastalık takibini önemsiyoruz denilerek kime hizmet ettiği bilinmeyen HYP sistemine veri girilmesi şart koşulup kabul etmeyenler sözleşme feshi ile tehdit ediliyor.
Bizler her gün halkımıza sağlık hizmeti sunmak için emek veren sağlık çalışanlarının örgütleri olarak daha yürürlüğe girmeden önce bu yönetmeliğin uygulanabilir olmadığını, birinci basamak sağlık hizmeti sunumuna vereceği hasarı hemen her kademeden bakanlık yetkililerine iletmiş ve 5 temel talebimizi kendilerine ve kamuoyuna açıklamıştık. Kasım ayının ilk haftasında bu yönetmelik geri çekilinceye kadar uyarı niteliği taşıyan üç günlük iş bırakma eylemini gerçekleştirmiştik. Umudumuz bakanlık yetkililerinin bu uyarıları dikkate alarak halkın sağlığı ve bizlerin çalışma koşullarını iyileştirmek için yönetmeliği geri çekmesi ve gerekli düzenlemeleri yapmasıydı. Maalesef bakanlık bunu yapmak yerine hekimlerle hastaları karşı karşıya getiren, bazı hizmetleri ücretli yapan, halk sağlığını tehdit eden uygulamalara kapı açan, halkın cebinden daha çok para çıkmasına neden olacak maddeler içeren torba kanun teklifini TBMM’ne sundu.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile etkili ve güvenilir olduklarına ilişkin yeterli bilimsel veriler bulunmayan geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamaları aile hekimleri birimlerinde mesai dışında paralı olarak gerçekleştirilebilecektir. Hastaların etkililiği belirsiz bu yöntemlere kamu eliyle yönlendirilmeleri, toplum sağlığına zarar verebilecek bu uygulamalara duyulan güveni yersiz bir biçimde artıracağı gibi, sosyal devlet ilkesine ve devletin sağlık hakkını koruma yükümlülüğüne aykırıdır. Bakanlık halkın sağlığını önemsiyorsa birinci basamakta bilimsel koruyucu tıp uygulamalarının yaygınlaştırılmasını sağlamalıdır, GETAT uygulamalarının değil.
Yine aynı yasa taslağı aile hekimliğinde ücretsiz olarak verilen raporları ücretli hale getirmektedir. Teklifi savunan milletvekillerinin komisyon görüşmelerindeki ifadesiyle “Paralı olunca vatandaş talep etmez” diye düşünülmektedir. Oysa tersine “Parasıyla değil mi? Raporumu vermek zorundasın” diyen hastalarla karşı karşıya geleceğimizi, zaten önleyemediğiniz sağlıkta şiddeti daha da körükleyeceği apaçık ortadadır.
Bu yasa teklifi ile katkı katılım payı artırılmakta halk cebinden daha fazla ödeme yapmaya zorlanmaktadır. Hasta eğer daha az katkı payı ödemek istiyorsa 2. ve 3. basamak sağlık kuruluşuna aile hekimliğinden sevkle gitmesi gerekecektir. Ancak Eziyet Yönetmeliği yukarıda belirttiğimiz gibi 2. 3. Basamağa yaptığı sevklerden dolayı aile hekimini, gelirini keserek cezalandırmaktadır. Bu durumda sevk isteyen hasta ile hekimler yine karşı karşıya gelecektir.
Bakanlığın “tersini yapma” faaliyeti bunlarla da sınırlı kalmamıştır. Daha dün Resmi Gazete’de bazı yönetmelikler yayımlanmıştır. Hastane Koordinasyon Kurulu Yönetmeliği, Homeopatik Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve benzeri yönetmeliklerle sağlık alanında düzenleme adı altında tahribat devam etmektedir
Bakanlığa soruyoruz; madem halkın sağlığını ve sağlık emekçilerinin iyiliğini düşünüyorsunuz, bu kadar kanun teklifi ve yönetmelikler içinde neden sağlıkta şiddeti önleyecek düzenlemeler yapmıyorsunuz? Neden deprem bölgesinde gebelerin, küçük çocukların kötü beslenme kaynaklı gelişme geriliğini önleyecek düzenlemeler yapmıyorsunuz? Neden bu ülkede aşılamayı geliştirecek düzenlemeler yapmıyorsunuz?”
HABER: MERT SOYLU





