Ali İhsan GÜRCİHANBir önceki yazı 07 Ocak 2016: Komutan ben sınıra ne yapmışam ki? Hatırladığım kadarı ile Ekim (1984) ayının ilk haftası içerisinde Çukurca Köprülü bölgesinde teröristlerce askeri araca pusu kurulup Şehit verilmesi üzerine bölgede o zaman için geniş kapsamlı bir operasyona karar verilmişti.Siirt’te faaliyete geçen Özel Harekat İcra Komutanlığından aldığımız emir üzerine Devre arkadaşım J.Yzb.Ümit ARICI ile birlikte Şemdinli’den Çukurca Hudut Taburuna gitmek üzere sabah alacakaranlığı ile birlikte helikopterle yola çıktık. Ortaya çıkan terör belasının uzun süre devam edeceği anlaşılınca bu harekatın özelliklerine uygun bir şekilde” Özel Harekat İcra Komutanlığı “ adı altında yeni bir teşkilatlanmaya gidildi.Siirt’te konuşlanan bu Komutanlığa esasen Kolordu Komutanı Korgeneral Kaya YAZGAN komuta ediyordu.Aldığımız emre göre o da bizden sonra Siirt’ten Çukurca’ya gelecek ve yapılacak değerlendirmeye göre operasyonlara başlayacaktık. Uçuş sırasında bir yandan üzerinden geçtiğimiz diken gibi sarp dağları ve kayalıkları izlerken bir yandan da yeni bir bölgede işe nasıl başlamamız gerektiğini,Komutan’a neyi,nasıl yapmayı teklif etmemiz gerektiğini düşünüyordum ki,Çukurca’ya yaklaşırken bir karakol komutanı telsizden telaşla “ Irak tarafından karakola doğru gelenler var,silahlarını da görüyorum,karakolu basacaklar ” tarzında telsiz merkezine çağrı yapıyordu.Arazi yapısı nedeni ile Tabur Komutanı duyamıyordu ama biz havada ve yakınlarında olduğumuz için anonsları rahatlıkla duyuyorduk.Telsizle devreye girip yerini sorunca sınır geçişlerini önlemek için yazın kurulan geçici bir karakol olduğunu anladık.Bölge adından dolayı Cammeydanı diye isimlendirilen ve çadırda yaşanan geçici bir karakoldu.Hiç gecikmeden çadırlar üzerinden uçuş yaptığımızda karakolun 4-5 km güneyinde Irak sınırına yakın diye düşündüğümüz bölgede birkaç kişi görüyorduk ama ne oldukları anlaşılmıyordu.Asteğmen rütbesinde olduğu anlaşılan karakol Komutan’ına biraz sonra yanında olacağımı,merak etmemesini telsizden söyledim. Helikopterde pilot koltuklarında oturan devre arkadaşımla benden başka hiç kimse olmadığı için Çukurca’dan asker almamız gerekiyordu.Telsizle Tabur Komutanı’na ulaşınca, mevcut bilgileri paylaştıktan sonra 5-6 Asker ve bölgeyi bilen bir Subay ya da Astsubay’ı hazırlamasını istedim.Hiç durmaksızın helikoptere aldığımız Askerlerle karakol çevresine yöneldik.Doğrudan Karakola inmek yerine gördüğümüz grubu araya alacak şekilde onların da güneyine küçük bir sırt gerisine indik. Helikopterde tek başına uçmak zorunda kalan devre arkadaşımla Hakkari’ye gidip takviye getirmesi konusunda anlaştık.Sırtı tırmanıp hakim bölgede mevzilenip grubun biraz ötesine ve yanlarına ateş ederek verecekleri tepkiyi bekledim.Yaklaşık yarım saat süren bu tırmanış ve bekleyiş süresi içerisinde takviye getiren heliopterin sesini de duyuyordum.Gruptan herhangi bir karşılık verilmediği gibi korku ve telaşlı bağrışmaları duyulunca terörist olmadıkları da anlaşılıyordu.Dikkatle yaklaşınca ve aralarından bir kişi çağırınca kaçakçılık ve aile ziyareti amacı ile Irak tarafına geçmiş bir gurubun geri dönüş yolunda olduğu anlaşılıyordu. İçlerinde birkaç kadının da bulunduğu 23 kişilik grubun bir kısmında kimlik olmadığı gibi Irak ya da Türk vatandaşı olup olmadığı dahi belli değildi.Havada iken iki kişi üzerinde parladığını gördüğüm ve silah olduğunu düşündüğüm malzeme üzerlerinde yoktu.Güvenlikleri için taşıdıklarını değerlendirdiğim bu silahları helikopterin kendilerine doğru geldiğini görünce sakladıkları anlaşılıyordu ama vallah,billah silah yoktu diye yemin ediyorlardı. Bu sırada karakol’dan gelen tim ise karşı sırtlarda tertiplenmiş nedense bize yaklaşmıyordu.Telsizle biraz da kızarcasına bize neden yaklaşmıyorsunuz dediğimde,artık rahatladığı anlaşılan Asteğmen, “Komutanım sizin indiğiniz yer sınırın ötesi Irak tarafı yine de isterseniz gelelim. ” dedi. Güvenliğimiz nedeni ile biz de o anda sınırı düşünmemiş ve fazla dikkate almamıştık. Karakol Komutanı’na yerinde kalıp çevreyi kollamasını söyledikten sonra grubu da önümüze katıp karakola bir başka deyişle kendi topraklarımıza yöneldik. Bu sırada bölgeye iki uçak varmış ve sınır hattı boyunca dalışlar yaparak durumu anlamaya ve ona göre müdahale etmeye çalışıyordu.Sonradan öğrendiğimize göre Komutanlık sınır ötesinde olduğumuzu tespit ettiği için destek sağlamak ve en azıdan caydırma amacı ile Taktik Hava Kuvvetleri’nden uçak isteğinde bulunmuştu.Moral açısından iyi ama o an için aramızda irtibat bulunmadığından dolayı çok tehlikeli bir durumdu.Nereye ateş edecek ve hedefe kim yönledirecekti. Ani gelişen bu durumda daha önce kararlaştırmadığımız için onlarla irtibata geçemedik ama pilotlar da temkinli davranarak caydırıcı bir iki alçak uçuştan sonra bölgeden ayrıldılar.Bir yanlışlık an meselesi idi ama pilotlar akıllıca davranmışlardı. Hatalı bir değerlendirme ile bizi bile vurabilirlerdi. Asteğmen’le buluştuğumuzda telaşı geçmişti.Hatalı ve abartılı değerlendirmesine rağmen bir heyacanı yenmenin ve muhtemel bir hatadan ya da kötü bir olaydan kıl payı kurtulmanın sevinci ile sarıldım öptüm ve sınır sorumlusu olarak işin gerisini yani idari kısmını onlara bıraktık.Ciddi bir kaçak olayı yoksa vatandaşı fazla zorda bırakmamalarını da sessizce kendisine hatırlattım.Gruptaki Vatandaşlar ile vedalaşırken onlar da heyecan içerisinde başlarına gelenin ve büyük bir tehlikeden kurtulduklarının farkında idiler.Aralarından bazıları“ Hepimize geçmiş olsun komutan” bile diyerek tehlikeyi kendilerinin de anladığını ifade etmeye ve ortak bir kader üzerinden durumu yumuşatmaya çalışıyordu. Hakkari’den iki helikopterle gelen takviye kuvvetinin başında yine bir başka devre arkadaşım Yzb.Tezer ZEYBEK olduğunu mevzide iken omuzuma bir el vurup,Ali İhsan geldik merak etme deyince anlamıştım.Gözümün önünden gitmeyen bu anı hatırlarken terörle mücadelede büyük emeği geçen ve kaybettiğimiz bu arkadaşıma Allah’tan rahmet diliyorum. Evet şu an için ne değişti bir şey diyemem ama o dönem itibarı ile ve hatta yakın zamana kadar Cizre’nin doğusunda Hezil çayından itibaren yaklaşık 300 km civarındaki Irak sınırı ve sınır bölgesinde yaşamın gerçeği budur. Yakın zaman önce Uludere’de 34 Vatadaşımızın ölümü de, işin arka planında bazı hatalar, bilimeyenler ve bir PKK bağlantı şüphesine rağmen, bölgedeki sınır anlayışının ya da sınır tanımayan yaklaşımın üzücü bir sonucudur.Bu olay Uludere’li aileler açısından büyük bir acıya,kapanmayan bir yaraya ve de Devlet’in suçlanmasına neden olmuştur.Ölümle sonuçlanmasa idi aynen bizim 1984 yılında Çukurca sınır bölgesinde yaşadığımız olay gibi kimse tarafından bilinmeyecek ve konu bile olmayacaktı.Bizim yaşadığımız olayda da bizim ya da pilotların küçük bir hatası ve yanlışı sonucu ölümlere neden olsaydık Ülke çapında aynı üzüntü ve sıkıntıları yaşayacaktık.Ya ölecektik ya da bir ömür boyu bireysel olarak çekeceğimiz vicdan azabı bir yana,en azından her yıldönümünde yapılacak suçlamalara ve bir sürü hukuki işlemlere muhatap olacaktık. Bölgedeki coğrafi yapının zorluğu ve birçok nedenle sınır anlayışındaki zayıflık,ne yazık ki bu bölgede kaçınılmaz hatalara sebebiyet verebilecek müsait bir ortam yaratmaktadır.1984 yılında bizim yaşadığımız bu olay ne bir ilktir ne de 30 sene sonra Uludere’de meydana gelen üzücü olay bir sondur.Kimbilir değişik seviyelerde yaşanan ve ölümsüz,hasarsız atlatıldığı için kamuoyunca ya da üst kademelerce bilinmeyen daha ne olaylar vardır.Tıpkı aynı dönemde Beytüşşebap,Uludere,Şenoba güneyinde Hezil Çayı gibi vadilerde Irak tarafından kaçakçılıktan dönen iki üç kişilik gruplarla yaşadığımız sıradan olaylar gibi. Genelde kolayca kaçakçılık diye tanımladığımız,bölge insanı açısından ise bir nevi ticari faaliyetler ve sosyal ilişkiler olarak görülen sınır boyundaki bu tür hareketler disiplin altına alınmadığı,düzenlenmediği ve özellikle Irak’ın kuzey kesiminde meşru devlet otoritesi sağlanmadığı sürece bu sorunun tam çözülmesi ve Güvenlik Güçleri ile İnsanlarımızın can kaybına neden olabilecek hatalardan kaçınılması mümkün değildir. Tüm bu olumsuz şartlara rağmen ne olursa olsun hem Vatandaşlarımızın hem de Güvenlik Güçlerimizin disiplin ve dikkati ile dileğimiz elbette ölümlere fırsat verilmemesidir. Bir sonraki yazı: Karageçit Katliamı
SAĞLIK
Yayınlanma: 12 Ocak 2016 - 00:00
SORUN YARATMAYA HAZIR BİR SINIR..
Ali İhsan GÜRCİHAN Bir önceki yazı 07 Ocak 2016: Komutan ben sınıra ne yapmışam ki? Hatırladığım kadarı ile Ekim (1984) ayının ilk haftası içerisinde Çukurca Köprülü bölgesinde ...
SAĞLIK
12 Ocak 2016 - 00:00









