Geçtiğimiz Perşembe günü Suriye uçaklarının hava saldırısı sonucu üç Askerimizin Şehit olmasını, yedi Askerimizin yaralanmasını nasıl değerlendirmek gerekir?
Cumhurbaşkanı’nın doğrudan yaptığı açıklamalara göre Fırat Kalkanı harekatı El Bab istikametinde devam ediyor, hatta daha da güneye ilerleneceği söyleniyor. Ancak, güneye inildikçe bölge İŞİD ve PYD’den temizlendikçe çok doğal olarak Rejim Güçleri ile aradaki mesafenin kapandığını ve Suriye ile karşı karşıya kalma riskinin artacağını unutmamak gerekiyor.
Basından öğrendiğimize göre, Rejim güçlerinin hava saldırısı sonucu ne yazık ki üç Askerimiz Şehit oldu,yedi Askerimiz ise yaralandı.Ülke adına görev yaparken Şehit düşenlerimize rahmet,Gazilerimize ise sağlıklı bir yaşam diliyoruz.
Askeri bir harekat sırasında elbette zayiat verilecektir. Ancak daha öncede belirttiğim gibi, bu haklı ve meşru harekatımızın güvenliği için bu safhadan itibaren Suriye ile birbirimize zarar vermeyecek bir mutabakata ihtiyaç vardır. Rusya’dan da destek alan Suriye çok doğal olarak sınırları içerisinde kendini meşru olarak görmektedir.
Son gelişmeleri dikkate alarak yaklaşık bir ay önce yaptığımız şöyleşide bu konuda şunu ifade etmiştim ; “Suriye’de güneye doğru ilerledikçe askeri ve özellikle siyasi tedbirlerin alınması gerektiren önemli bir durumla karşı karşıya kalacağımız açıkça ortadadır. Desteklediğimiz ÖSO unsurları ulaşacakları hattın hemen güneyinde yakın bir mesafede Halep bölgesinde rejim güçleriyle nerede ise karşı karşıya kalacaklardır. Her iki tarafında birbirini meşru görmediği ,tanımadığı bir ortamda çatışmasız bir durum yaratılması nasıl mümkün olacaktır.Bence en akılcı çözüm önce birbirine zarar vermeyen “Sessiz bir mutabakat” sağlanarak taraflar tahrik edici hareketlerden kaçınmalıdır.Bu disiplinin sağlanmasının özellikle çok unsurlu ve çok başlı ÖSO açısından daha zor olacağını düşünüyorum.Kontrolsüz bir eylem ya da harekat karşısında,Rejim güçlerinin de misli ile cevap vererek ciddi çatışmaların çıkması ihtimal dahilindedir.”
“ Rusya ile işbirliği yapan ve Suriye rejimini dikkate alan uzlaşmacı bir yaklaşımın,tesis edilmekte olan güvenli bölgenin istikrarı açısından da zorunlu olduğunu düşünüyorum.Bunun aksi uzlaşmaz bir yaklaşımın,mecburen destek vermeye devam edeceğimiz ÖSO’nu ve o sahada bulunması muhtemel Silahlı Kuvvetler unsurlarını daha riskli bir ortamla karşı karşıya bırakabilir.”
Bu söylediklerim halen geçerli olduğu için eski söyleşinin bir kısmını aynen tekrarladığımı ve bunun harekatın güvenliği açısından çok önemli bir konu olduğunu vurgulamak istiyorum. Yaşadığımız bu kayıplar bölgede çok yönlü bir risk ve karmaşa ortamının varlığını açıkça bir daha hem de acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu ortamda terör örgütlerinin ve hatta dost diye desteklediğimiz ÖSO unsurlarından ne idiğü belirsiz bazı grupların bile bizi Suriye Ordusu ile karşı karşıya getirecek düzenbazlıklar yapması beklenmelidir.Böyle bir ortamda Rusya’nın bile dikkatsiz ve sorumsuz davranması hatta fırsatları istismar etmesi ve en fazla bir özür dileyerek işi geçiştirmesi ihtimal dahilindedir.Hava saldırısının,Rus uçağının düşürüldüğü güne denk gelmesi de,bu açıdan elbette düşündürücüdür.
Yetkililerin de kafa yorduğuna inandığımız bu konu ile ilgili olarak Rusya ile daha sıkı bir işbirliği geliştirilmesi hayati önemdedir. Suriye ile de en azından ilk aşamada birbirimize zarar vermeyecek “Sessiz bir mutabakat” gerçekleştirmeye acilen ihtiyaç bulunduğunu bir daha hatırlatmayı kendi çapımızda bir vatandaşlık görevi olarak kabul ediyorum.
Şehitlerimize rahmet, ailelerine sabır, Gazilerimize de acil şifalar dilerken, özellikle siyasi açıdan yapılacak akılcı manevra ve ilişkilerle daha fazla kayıp vermenin önlenmesini temenni ediyorum.









