Recep ÇINARAB Topluluğuna 31 Temmuz 1959 yılında ortaklık başvurusunda bulunan Türkiye, 57 yıldır kapıda bekletiliyor. Bu güne kadar; “şu yasayı da çıkarın, bunu da yapın … “ diyerek Türkiye hem ekonomik hem Dış Politika hem de diğer birçok sahada kıskaca alındı. Son olarak geçtiğimiz günlerde AB ile imzalanan, “Vize Serbestîsi Diyalogu ve Geri Kabul Anlaşması” kapsamında Türkiye’ye yeni bir görev daha yüklendi. Basında çıkan haberlere göre Türkiye, Haziran 2016’dan itibaren 89 ülkeye vize uygulamasına başlayacak.89 ülkeye vize uygulanması durumunda şimdiye kadar vizesiz Türkiye’ye gelen giden bu ülke insanları bundan böyle vize engeline takılmış olacak! Bu uygulama Türkiye’yi, yalnızlaştırarak İslam Dünyasından tamamen koparıp AB Hıristiyan Birliği potasında eritilmek istenmesinden başka bir şey değildir. Böyle bir uygulamanın, başta turizm olmak üzere pek çok şeyi menfi yönde etkileyeceği muhakkaktır. Önemli olan diğer bir husus ise vize uygulanacak ülkelerin arasında birçok Müslüman ülke olduğu gibi içinde Osmanlı bakiyesi olan pek çok insanımızın yaşadığı ülkeler de yer almaktadır. 89 ülke için vize konulacağına dair yayınlanan haberlerin ardından Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin 89 ülkeye 1 Haziran tarihi itibariyle vize uygulayacağına dair basında yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Bakanlığın internet sitesinden yapılan açıklamasında;“Vatandaşlarımıza Schengen vize muafiyetinin sağlanması için AB ile müzakere süreci devam etmektedir. Ülkemizin üçüncü ülkelere yönelik vize politikasının AB ile tam uyumlu hale getirilmesi AB’ye tam üye olduktan sonra yerine getirmemiz gereken bir yükümlülüktür. Dolayısıyla bu aşamada ülkemizin AB’nin vize uyguladığı ülkelere 1 Haziran itibariyle vize uygulayacağına dair haberler doğru değildir” denildi. Ancak bu açıklama toplumda pek tatmin edici olmadı. Bunun ülkemiz için yeni bir felaket olacağı konuşulurken, Türkiye’nin tamamen AB ablukasına alınacağı endişesi hâkim. Aslında AB, “Her konuda ne dersem onu yapacaksın, bana uyacaksın, benim gibi olacaksın” dayatması ile ülkemizi 57 yıldır oyalıyor. Bu ülkeyi yönetenler bunu nasıl anlamıyorlar da başka bir seçenek yokmuşçasına AB sevdası ile ülkemizi böyle bir felakete doğru sürüklüyorlar? Hz. Ömer öyle diyor; “İnandığın gibi yaşamazsan, yaşadığın gibi inanmaya başlarsın.” Her şeyden önce yüzde 99’u Müslüman olduğu söylenen bir toplumun “Hıristiyan Haçlı Birliği” olan AB içinde ne işi var? Bizim bin yıllık bir medeniyetimiz var. Biz bu günlere Haçlılarla birlik olarak Onların kriterleri ile dayatmaları ile gelmedik. Bilakis, yüz yıl öncesine kadar bizim İslam Birliğimiz vardı, hayatımıza kendi medeniyet değerlerimiz hâkimdi. Biz, tarihin hiçbir döneminde “kuyruk” olmadık, baş olduk, lider olduk. Bugün kurulacak bir İslam Birliğine yine tek aday Türkiye’dir. Bu fırsatı değerlendirmemek sadece Türkiye’ye değil tüm İslam âlemine karşı büyük bir suç işlemektir. Gelin, henüz fırsat kaçmadan kendinize dönün, tarihinize dönün, medeniyet değerlerinize dönün, aslınıza dönün!Dostça kalın…
SAĞLIK
Yayınlanma: 18 Ocak 2016 - 00:00
Türkiye yalnızlaştırılıyor
Recep ÇINAR AB Topluluğuna 31 Temmuz 1959 yılında ortaklık başvurusunda bulunan Türkiye, 57 yıldır kapıda bekletiliyor. Bu güne kadar; “şu yasayı da çıkarın, bunu da yapın ...
SAĞLIK
18 Ocak 2016 - 00:00









