Recep ÇınarCHP’li Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, Edirne’de partililerle bir araya geldiği toplantıda Türkiye’de ciddi bir ahlaki erozyon olduğunu, bunun sorumlusunun da AKP olduğunu söylüyor.Önce ahlâk Nedir?
Ahlâk sözü, „Hulk“ kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy”dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke,ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlak özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki; Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine; mekarimi Ahlak (Güzel Huylar) denir. Örnek: Edep,Tevazu, Kerem… birer güzel huy eseridir.
Aksine, çirkin huylara ve bunların meyvelerine de; rezaili Ahlâk (çirkin huylar) denir. İslâm dini, ahlâka büyük bir kıymet ve önem vermiştir. Aslında İslâm, bir ahlâk ve fazilet, bir hikmet dinidir. İslâm’da insanların manevî kıymetleri, sahip oldukları ahlâka göredir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur; “Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır.” Bir yerde okumuştum; Afrika’da ve San Francisco’da 1970 Yılında genç homolarda görülen yeni ölümcül hastalık 1981 yılında AİDS olarak isimlendirilmiş. Ve HIV virüsü kısa sürede tüm dünyaya yayılmış. Frengi ile 350 sene sonra tanışan Türkler AİDS ile 15 sene sonra 1985 yılında tanışır. Peygamber Efendimiz (sav), “Fuhşun yayıldığı hiçbir toplum yoktur ki; orada daha önce hiç görülmemiş veba gibi bulaşıcı hastalıklar yayılmasın “ buyurarak Ümmetini uyarmıştır. İnternet ve çanak antenler sayesinde, biri bitmeden yeni bulaşıcı cinsel hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bir başka hadislerinde ise şöyle diyor; “ Bir beldede faiz ve zina aleni işlenirse Allah o beldeyi helak eder.” Şöyle bir hikaye anlatılır. Üç Arkadaş; su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar. Bir gün birlikte dolaşırlarken birbirlerine sormuşlar, „birbirimizi kaybedersek nasıl buluruz“ diye. Su cevap vermiş: “Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım.” Ateş’e sorarlar, “Seni yitirirsek ne yapalım” diye. O da, “Bir duman gördüğünüz yerde bilin ki ben varım.” Su ve ateş birlikte Ahlak’a dönüp sorarlar; “söyle ahlak peki, ya seni kaybedersek nasıl buluruz?” Ahlak’ın cevabı ilginçtir: Üzgünüm arkadaşlar; “beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız”! İşte ahlak böyle bir şey. Kaybedilirse, bir daha zor elde edilir! Maalesef bugün toplum olarak o noktaya doğru hızla gidiyoruz. CHP’li Sayın Tekin Bingöl, ülkemizde bir ahlaki erozyon yaşandığını söylemekte haklı. Haklı da; „Peki, bu durum karşısında siz ne yapıyorsunuz?“ diye adama sorarlar! Müslüman bir ülkede gerekli manevi eğitim verilmeden, karma eğitime son verilmeden, toplumu ahlaksızlaştıran dizilerin önüne set çekilmeden, faiz günün gerçeği olmadığı, bilakis maddi ve manevi çöküntünün sebeplerinden biri olduğu anlatılmadan, Batı hayranlığından vazgeçilip kendi medeniyet değerlerimize dönülmeden… o ülkede hiçbir sorunu çözemezsiniz. Mecliste bunları yapacak bir siyasi parti var mı? AB talepleri doğrultusunda ahlaksız nice yasalar çıkarılırken karşı mı çıktınız? Kamu oyu mu oluşturdunuz? Ki, bu yasalar içerisinde zinanın suç olmaktan çıkarılmasından domuz etinin kasaplık hayvan sınıfına alınmasına varınca inanç değerlerimizle örtüşmeyen bir çok yasalar vardı. Bir de şunu soralım; Siz ‚AB‘ denen Hristiyan Birliğine girme taraftarı mısınız, değil misiniz? Bu güne kadar karşı olduğunuzu hiç durmadık! Siz, AB’nin ahlaki yapısının çökmüş olduğunu görmüyor musunuz? Şahsi olarak ahlaksızlığa karşı olabilirsiniz. Ancak partinizin politikası ahlaksız bir AB’den yana olduktan sonra bu konuda AKP’den farkınız ne? Zaten AKP’yi büyüten sizin yanlış ve yetersiz muhalefetiniz değil mi? Bu ülkede CHP’li bir yetkili dahi ahlaksızlıktan şikâyet ediyorsa artık “tuz kokmuş” demektir! Deri kokmasın diye tuzlanır; onun bir çaresi vardır. Peki, tuz kokunca ne yapılsın?
Tek çare, otobandan önceki son çıkışı kaçırmadan herkes istikametini belirlemeli; İstikametimiz Peygamberlerin gösterdiği adil ve ahlaki yol mu; yoksa Firavunların, Nemrutların, Roma’nın ve bugün AB’nin izlediği zulüm ve ahlaksızlık yolu mu!Hem Müslüman’ım deyip hem de ikinci yolu seçmek tuzun kokması demektir! Dostça kalın…
Ahlâk sözü, „Hulk“ kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy”dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke,ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlak özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki; Güzel huylara ve bunların güzel meyve ve neticelerine; mekarimi Ahlak (Güzel Huylar) denir. Örnek: Edep,Tevazu, Kerem… birer güzel huy eseridir.
Aksine, çirkin huylara ve bunların meyvelerine de; rezaili Ahlâk (çirkin huylar) denir. İslâm dini, ahlâka büyük bir kıymet ve önem vermiştir. Aslında İslâm, bir ahlâk ve fazilet, bir hikmet dinidir. İslâm’da insanların manevî kıymetleri, sahip oldukları ahlâka göredir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur; “Sizin imanca en güzeliniz, ahlâkça en güzel olanınızdır.” Bir yerde okumuştum; Afrika’da ve San Francisco’da 1970 Yılında genç homolarda görülen yeni ölümcül hastalık 1981 yılında AİDS olarak isimlendirilmiş. Ve HIV virüsü kısa sürede tüm dünyaya yayılmış. Frengi ile 350 sene sonra tanışan Türkler AİDS ile 15 sene sonra 1985 yılında tanışır. Peygamber Efendimiz (sav), “Fuhşun yayıldığı hiçbir toplum yoktur ki; orada daha önce hiç görülmemiş veba gibi bulaşıcı hastalıklar yayılmasın “ buyurarak Ümmetini uyarmıştır. İnternet ve çanak antenler sayesinde, biri bitmeden yeni bulaşıcı cinsel hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bir başka hadislerinde ise şöyle diyor; “ Bir beldede faiz ve zina aleni işlenirse Allah o beldeyi helak eder.” Şöyle bir hikaye anlatılır. Üç Arkadaş; su, ateş ve ahlak dostluk kurmuşlar. Bir gün birlikte dolaşırlarken birbirlerine sormuşlar, „birbirimizi kaybedersek nasıl buluruz“ diye. Su cevap vermiş: “Nerede bir şırıltı, çağıltı duyarsanız ben oradayım.” Ateş’e sorarlar, “Seni yitirirsek ne yapalım” diye. O da, “Bir duman gördüğünüz yerde bilin ki ben varım.” Su ve ateş birlikte Ahlak’a dönüp sorarlar; “söyle ahlak peki, ya seni kaybedersek nasıl buluruz?” Ahlak’ın cevabı ilginçtir: Üzgünüm arkadaşlar; “beni kaybederseniz bir daha bulamazsınız”! İşte ahlak böyle bir şey. Kaybedilirse, bir daha zor elde edilir! Maalesef bugün toplum olarak o noktaya doğru hızla gidiyoruz. CHP’li Sayın Tekin Bingöl, ülkemizde bir ahlaki erozyon yaşandığını söylemekte haklı. Haklı da; „Peki, bu durum karşısında siz ne yapıyorsunuz?“ diye adama sorarlar! Müslüman bir ülkede gerekli manevi eğitim verilmeden, karma eğitime son verilmeden, toplumu ahlaksızlaştıran dizilerin önüne set çekilmeden, faiz günün gerçeği olmadığı, bilakis maddi ve manevi çöküntünün sebeplerinden biri olduğu anlatılmadan, Batı hayranlığından vazgeçilip kendi medeniyet değerlerimize dönülmeden… o ülkede hiçbir sorunu çözemezsiniz. Mecliste bunları yapacak bir siyasi parti var mı? AB talepleri doğrultusunda ahlaksız nice yasalar çıkarılırken karşı mı çıktınız? Kamu oyu mu oluşturdunuz? Ki, bu yasalar içerisinde zinanın suç olmaktan çıkarılmasından domuz etinin kasaplık hayvan sınıfına alınmasına varınca inanç değerlerimizle örtüşmeyen bir çok yasalar vardı. Bir de şunu soralım; Siz ‚AB‘ denen Hristiyan Birliğine girme taraftarı mısınız, değil misiniz? Bu güne kadar karşı olduğunuzu hiç durmadık! Siz, AB’nin ahlaki yapısının çökmüş olduğunu görmüyor musunuz? Şahsi olarak ahlaksızlığa karşı olabilirsiniz. Ancak partinizin politikası ahlaksız bir AB’den yana olduktan sonra bu konuda AKP’den farkınız ne? Zaten AKP’yi büyüten sizin yanlış ve yetersiz muhalefetiniz değil mi? Bu ülkede CHP’li bir yetkili dahi ahlaksızlıktan şikâyet ediyorsa artık “tuz kokmuş” demektir! Deri kokmasın diye tuzlanır; onun bir çaresi vardır. Peki, tuz kokunca ne yapılsın?
Tek çare, otobandan önceki son çıkışı kaçırmadan herkes istikametini belirlemeli; İstikametimiz Peygamberlerin gösterdiği adil ve ahlaki yol mu; yoksa Firavunların, Nemrutların, Roma’nın ve bugün AB’nin izlediği zulüm ve ahlaksızlık yolu mu!Hem Müslüman’ım deyip hem de ikinci yolu seçmek tuzun kokması demektir! Dostça kalın…









