İl ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi verecek Nüfus Hizmetleri Kanun tasarısına Edirne’den de tepkiler görmeye başladı. Edirne Çocuk Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Nebahat Çavuş; “tasarı anayasaya aykırılığı yanında Kadın ve Çocuk Hakları açısından sorunlu ve endişe vericidir” dedi. Türkiye’nin gündeminde farklı kesimler ve otoriter kişiler tarafından çok konuşulan Nüfus Kanununda yapılması düşünülen yasa tasarısı tepki toplamaya devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclis’e sunulan Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 22. maddesi hakkında istenilen değişiklikte; il ve ilçe müftülükleri artık evlendirme işlemlerini yapabilmesi ve Müftülüklerde evlendirme işlemi için her camide bulunan imamları yetkilendirilmesi bekleniyor. Çok konuşulan yasa tasarısı hakkında sivil toplum örgütleri, dernekleri ve otoriter kesimleri tarafından tepki topluyor. YASA TASARISI TEPKİ GÖRMEYE BAŞLADITBMM’ne sunulan Nüfus Hizmetleri Yasası’nın 22. maddesi hakkında Edirne Çocuk Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Av. Nebahat Çavuş, Gazetemiz Muhabiri ve Yazarı Bekir Tüccar’a yaptığı açıklamada; “yapılması istenilen yasa tasarısındaki değişiklik endişe vericidir” şeklinde durumu özetleyerek; “TBMM Başkanlığı'na sunulan Nüfus Hizmetleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Nüfus Hizmetleri Yasası'nın 22. maddesinde düzenlenen ‘Evlendirme görev ve yetkisine sahip olan belediye bulunan yerlerde belediye başkanı veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtar, Bakanlık, il nüfus ve vatandaşlık müdürlükleri, nüfus müdürlükleri ve dış temsilcilikleri ifadelerine il ve ilçe müftülükleri eklendi. Yasa tasarısı TBMM’den geçerse bakanlığın yetki vereceği il ve ilçe müftülükleri artık evlendirme işlemlerini yapabilecek. Müftülüklerde evlendirme işlemi için her camide bulunan imamları yetkilendirecektir. “ANAYASA’YA AYKIRIDIR”Nüfus Kanunundaki değişiklik hukuk hiyerarşisine göre Anayasaya aykırıdır. Anayasamızın: 2. maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti hala Laik bir devlettir. 10. Maddesine göre; Herkes, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiç kimseye imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idari makamlar bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uymak zorundadır. 11. maddesinde de Anayasanın hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idari ve diğer kişileri bağladığı, kanunların Anayasaya aykırı olamayacağı hükmü bulunmaktadır. Yine Anayasanın İnkılap Kanunlarının Korunması başlıklı 174. maddesinin 4. Fıkrasında 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikah esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi (Evlenme kağıdı ibraz edilmeden, evlenmenin dini merasiminin yapılamayacağı) Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz hükmü bulunmaktadır. Yeni Türk Medeni Kanununda Evlenme cüzdanı ibraz edilmeden dini merasimin yapılamayacağı hükmü halen yürürlüktedir” “DİNCE KUTSAL SAYILAN ŞEYLERİ İSTİSMAR EDEMEZ VE KÖTÜYE KULLANAMAZ”İl ve ilçe müftülükleri artık evlendirme işlemlerini yürütmesi Anayasada yer alan; “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.” Hükmüne de açıkça aykırıdır. İl ve İlçe Müftülüklerine evlenme akdini yapma yetkisi verilirken sadece Sünni vatandaşların dikkate alındığını görüyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin askerlik yapan, vergi veren ve yasaların Vatandaşlara yüklediği her türlü yükümlülüğü yerine getiren farklı mezhep ve dini inanışa sahip kişilerin Müftülükler, imamlar tarafından evlendirilmeleri söz konusu olamayacağına göre bu kolaylık vatandaşların yalnızca bir kesimine sağlanmış oluyor. Laik bir ülkede dini kurumlara bu tür temel yetkilerin verilmesi laiklik ilkesine aykırıdır. Çoğunluğu teşkil eden bir dini inanca sahip kesimine yönelik tasarıdaki düzenleme Anayasamızın vatandaşlar arasındaki temel eşitlik kuralına aykırıdır. Ayrıca, Anayasanın 24. Maddesindeki Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandıramaz hükmü uyarınca dini kurumların evlenme akdini yapmak üzere yetkilendirilmesi mümkün olmamalıdır. Nüfus Kanununda yapılması düşünülen ve TBMM ye gönderilen tasarı anayasaya aykırılığı yanında Kadın ve Çocuk Hakları açısından sorunludur. “RESMİ NİKAH ANLAM VE ÖNEMİNİ KAYBEDEREK YERİNİ İMAM NİKAHLARINA TERK EDEBİLECEKTİR”1926 yılında kabul edilen Medeni Kanun ile Resmi nikah düzenlenmiştir. 2001 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununda da aynı düzenlemeler korunmuştur.Medeni Kanunda ve Nüfus Kanunundaki düzenlemelerde evlenme akdini yapanlar din görevlileri olmadığından kadınlar resmi ve dini nikah ayrımını yapabiliyordu. Getirilmek istenen düzenleme ile eğitimi yetersiz ve aile baskısı altında yaşayan kadınlar, özellikle kız çocukları için dini nikah meşrulaşacak, resmi nikah anlam ve önemini kaybederek yerini imam nikahlarına terk edebilecektir. Bu halde toplumsal bir yara olan çocuk gelinlerin sayısının daha da artması kaçınılmazdır. Resmi nikah yerine imam nikahı denilen dini nikah yapılması halinde kadınların haklarından mahrumiyeti söz konusu olabilecektir. Mahalle baskısı v.b. nedenlerle kadınların din görevlileri tercih edileceğinden kadınların Medeni Kanun ve diğer yasalardan kaynaklanan hakları yerine dini görevlerini ön plana çıkartacağı kurallar dayatılacaktır. Başlık parası, berdel gibi nedenlerle çocuk yaşta evliliklerin, çocuklara cinsel istismarın son derece yaygın olduğu ülkemizde evlilik kurallarındaki her esnetme, laikliğe aykırı düzenleme kadının evlenme iradesini ne yazık ki önemsizleştirecek, çocuk yaşta evlendirilmek istenen kızlarımızın sesini ise tamamen yok sayacaktır. “ERKEN EVLİLİK VE CİNSEL İSTİSMAR DAHİL PEK ÇOK KONUDA SUİİSTİMALLERE SEBEBİYET VERECEĞİNDEN ENDİŞE ETMEKTEYİZ”Kadınlar, İl ve İçe Müftülüklerine evlendirme yetkisi verilince Aile Mahkemelerindeki iş yükündeki artış nedeniyle boşanma işinde de Müftülükler görevlendirilecek diye endişe etmeye başladılar. Nüfus Hizmetleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında İl ve İlçe Müftülüklerine evlendirme yetkisi yanında endişe ile karşılanan başka düzenlemelerde bulunuyor. Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların nüfus müdürlüklerine bildirimi her hangi bir resmi kurumdan belge almadan sözlü olarak yapılacaktır. Sözlü bildirimlerin özellikle erken evlilik ve cinsel istismar dahil pek çok konuda suiistimallere sebebiyet vereceğinden endişe etmekteyiz. Yine Merkezi veri tabanında uzun süre işlem görmeyen ve yaşı itibariyle ölmesi muhtemel olan kişiler nüfus kayıtları herhangi bir araştırma yapmadan Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce kapatılacak. Devlet kurumunun res’en vatandaşın öldüğüne karar vermesi eskiden mizah konusu olurken şimdi gerçekleşmiş olacak. Kadın ve Çocuk Hakları konusunda endişelerimiz ve temel hukuk ilkelerine aykırılı olması nedeni ile Nüfus Hizmetleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geri çekilmesini talep ediyoruz.
GÜNDEM
Yayınlanma: 29 Temmuz 2017 - 06:56
"Yasa tasarısı endişe verici"
GÜNDEM
29 Temmuz 2017 - 06:56





