Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, 1,5 Milyon Avro bütçeli “Değişim Farkındalıkla Başlar” kültürel etkinliklerinin ikinci gününde konuşan Tatlı Hayat Projesi Kursiyeri Zihinsel Engellileri Yetiştirme ve Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyelerinden Güler Gören, “Kurs sonunda baya bir şeyler öğrendik. Hocamızın dediği gibi balık tutmayı öğrendik ama balık tutmak için oltamız yok ”dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü ile Avrupa Birliği (AB) işbirliğinde uygulanan “Dezavantajlı Kişilerin Sosyal Entegrasyonu ve İstihdam Edilebilirliklerinin Geliştirme Projesinin” (DESİP) 2’nci gününde bu projelerden yararlanan STK’ların proje sunumuyla devam edildi.DESİP Toplantısının 2’nci gününde Türkiye-AB Projelerinden yararlanan STK’lar istihdam ve projenin sürdürülebilirlik konusunda şikayetçi olarak sürenin uzatılmasını ve istihdam konusunda daha somut adımların atılmasını talep ettiler. “KURSLARDA ÇIKAN SONUÇLA KOOPERATİFLEŞMENİN OLMASI GEREKİYOR”Edirne Rotary Kulübü Derneği adına konuşan İsmail Bilgin, “Projenin amacı bizim için çok önemliydi. Dezavantajlı grup dediğimiz kadınların sosyal entegrasyonun sağlanması. Şunu gördük ki kadınlar bir şey üretiyor. Üretirken de ortaya çıkan ürünlerin pazarlanması için bizim bir şeyler yapılması gerekiyor. Kırkpınar’da açtığımız sergide şunu gördük: Kırkpınar’a gelen ziyaretçilerin bir bölümü sergilenen ürünlerin bazılarını almak istedi. Projenin kapsamı gereği bu ürünleri satamıyoruz. Bunun da ileride projeler yapılırken pazarlamanın düşünülmesi gerekiyor. Tüm AB projelerinde proje biter ve proje bitim süresinden sonrası gelmez. Ama bunun da devamı gelmeli ki projeler sürdürülebilir olsun. Edirne’de yerel sanatlara baktığımızda süpürgecilik, sabun ama biz babaannemizin dokuduğu ördüğü çul kilimleri hayata geçirdik. Hayata geçirmek yetmiyor. Proje sürdürülebilir olmalı. Şimdi biz bu kadınlara bir şeyler öğrettik. Sonuç ne? Edirne’de dokuma fabrikası yok, kilim fabrikası yok. Oysa bu insanların hayata kazandırılması gerekiyor. Amaç: istihdam edilebildiklerini arttırmak ise istihdama yönelik çalışmaların Edirne’de yapılması gerekiyor. Kurslarda çıkan sonuçla kooperatifleşmenin olması gerekiyor” şeklinde konuştu. “SOKAK SOKAK PROJEYİ ANLATTIK”“Geleceğimiz Müzik Projesini” yazmadan önce Romanların yaşadığı mahallerde bir sürü araştırma yaptıklarını belirten ROMDEF Başkanı Erdem Güyümgüler, “Enstrüman çalıyorlar, ama ileride iyi bir müzisyen olmalarını nasıl sağlarız? Diye bir konsept ile arkadaşlarla istişare yaptık. Bu projeye rol model olmaları için bazı arkadaşlarla anlaştık. Trakya Üniversitesi (TÜ) Konservatuar Bölümü’nde ve Güzel Sanatlar’ da görev yapan hocalarla görüştük. Projemiz kabul olduktan sonra mahallelerde enstrüman çalabilen ama nota bilmeyen müzisyen adaylarına yönelik çalışmalar gerçekleştirdik. (Roman olmayanlar için de duyuru çalışması yaptık) Bu projeye katılmak isteyen gençleri, çocukları görmeye başladık. Geleceğimiz Müzik Kursuna katılan kursiyerlere yemek, ulaşım ve enstrüman yardımında bulunduk. Öğrenciler ne kadar yetenekli olursa olsun nota bilgisi olmadan istihdam edilemeyeceğini gördük. Bu nedenle istihdam edilmeleri için rol modeller tarafından verilen nota eğitimiyle kolaylıklar sağlandı. Roman müzisyenlerin istihdam edilmesinde projenin uzatılması gerekiyor. Müzisyen adayları ancak o zaman nota bilgisiyle istihdamının kolaylaşacağını söyledi. “BU İNSANLARI BİR ARADA TUTABİLİYORSAK BU ÇOK ÖNEMLİ BİR GELİŞME”Güvenli Yarınlar Projesi’ni tanıtan Edirne Roman Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı Turan Şallı, “Proje kapsamında sepet örücülüğü ve aynalı süpürge eğitimlerimizi tamamladık. Romanlar için çok sayıda projeler üretiliyor. Projelerin amacı Romanların istihdama yönelik politikalar yapılması, iş ve aş olması noktasında çalışmalar yapılması olması rağmen bu projede bizim asıl amacımız meslek edindirmenin yanında dezavantajlı kişilerin sosyal entegrasyonu, yani Romanların sosyal uyum sorunlarının aşılmasıydı. Proje, kursiyerlerimize öğrendikleri bu el sanatlarını geliştirip yapması ve satması konusunda büyük bir katkı sunacaktır. İşin, aşın başında da bu sosyal entegrasyon Romanlar için büyük bir sorun teşkil etmektedir. Projede fark ettik ki iki değişik mahalleden gelen kursiyerler yani kendi aramızda bile bir sosyal uyum sorunu var. Roman vatandaşlar arasında dahi bu ayrımcılığın yaşanması çok üzüntü verici bir şey. Başta sıkıntılar yaşadık ama hakikaten zorluğu yaşayınca bu insanları bir arada tutabiliyorsak bu çok önemli bir gelişme” dedi. “ANKETLER YAPILACAK”Kurbağalar, Prensler ve Prensesler Projesi’ni tanıtan Edirne Genç İş Adamları Derneği Başkanı Hakan İnci, “Projemizin 2 ana başlığı var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı projesi olduğu için bir istihdam başlığı ve dezavantajlı grupların ailelerinin topluma kazandırılması ayağı var. Projeyi Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Edirne Şubesi ve Kurbağa ve Salyangoz Toplayıcıları Derneği ile birlikte yürütüyoruz. Projenin ilk aktivitesi bu toplayıcı olan arkadaşlara teorik eğitimler vermekti. Bunların 25 tanesi dernek üyesiyken, 15 tanesi ise daha önce bu işi yapmamış ama meslek edinmek isteyen 40 kişilik bir grup oluşturuldu. Başta kurbağanın toplanmasının neyini öğreteceksiniz diye bir önyargıyla yaklaştılar. Ama eğitimleri veren Tarım İl Müdürlüğü yetkililerinden pek çok şey öğrendiler. Bu projenin sonunda bu kurbağa toplayıcısı arkadaşlarımız belki bir kooperatifleşme adı altında kendi topladıkları kurbağaları kendileri işleyip, muhafaza edip ihracatına yönelebilirler. Bu insanların aileleri genelde ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı hayatlarında hiç Edirne’den dışarı çıkamamışlar. Bunu öngörerek onları evlerinde ziyaret edelim dedik. Doktor, pedagog, avukat gibi meslek gruplarından vatandaşlar onları evlerinde ziyaret ederek anket yapacaklar. Sorunları dinleyerek bu aileler ile ilgili bir çıktı alacağız. Ayrıca bu 40 kişinin akrabalık ilişkisi olduğu 130 kadınla Edirne’de bir öğle yemeği ve ardından da birlikte sinemaya gidilecek. Bir de kendilerine bir Çanakkale gezisi planlıyoruz. Böylece hem Çanakkale Şehitlik ziyareti yapılacak ve orada kadınların kurduğu yerel bir kooperatifi ziyaret edeceğiz. O kooperatifin ne ürettiğini, nasıl başardığını yerinde göreceğiz. Oradan da bir fikir edinerek belki bu kadınlara da bir proje yaparak bu girişimi Edirne’de de yapmaları için öncülük yapar ve projeyi sürdürülebilir hale getiririz. Bir de kendilerine aile olma eğitimi vereceğiz. Uzmanlarla birebir görüşmeler olacak ve böylece aile içindeki problemlerin en aza indirilmesini amaçlıyoruz” diye konuştu. “BALIK TUTMAYI ÖĞRENDİK AMA OLTAMIZ YOK”Tatlı Hayat Projesi Kursiyeri Zihinsel Engellileri Yetiştirme ve Koruma Derneği Yönetim Kurulu üyelerinden Güler Gören, “Bu proje, öncelikle çalışamayan engelli annelerine istihdam alanları kazandırmak amacıyla yapıldı. Bu proje, biz engelli annelerine çok büyük şeyler kazandırdı. Başta tereddütle katılsak da bu 6 ayın sonunda anneler şimdi proje bitsin istemiyor. Biz engelli anneleri olarak çocuklarımızın yanında olmamız gerektiği için genelde çalışamıyoruz ve bir çoğumuzun da sigortası yok. Ama bu proje, evden bir şeyler yapmak, ailemize katkıda bulunmak için önemli bir adım oldu. Kurs sonunda baya bir şeyler öğrendik. Hocamızın dediği gibi balık tutmayı öğrendik ama balık tutmak için oltamız yok. Her şeyi yapabilir duruma geldik ama malzeme yok, iş yeri açabilmek için, bir yerde çalışabilmek için olanaklarımız yok. Bu anlamda destek bekliyoruz. Bu projenin devamını istiyoruz. Proje olarak çok güzel oldu ama çalışabilme alanımız yok. Bize alan açılsın. Evde sipariş alıyoruz ama ne kadar yapsak da imkanlar kısıtlı. Fırın almaya kalksak 3, 4 kişi ile yapabileceğimiz bir şey değil” dedi.
YAŞAM
Yayınlanma: 19 Temmuz 2017 - 05:10
Balık tutmayı öğrendik ama oltamız yok
YAŞAM
19 Temmuz 2017 - 05:10









