Zonguldak Valiliği tarafından konseri iptal edilen Cumhuriyet sanatçısı Edip Akbayram, Edirne Belediyesinin daveti üzerine 29 Ekim’de Saraçlar Caddesi’nde konser verdi. Konsere katılan binlerce vatandaş, Akbayram’a sahip çıktı.
Edirne’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Edirne Belediyesi tarafından fener alayı düzenlendi. Şükrüpaşa İlkokulu önünde toplanan kortej, bando eşliğinde Atatürk Anıtı'na kadar yürüdü. Yürüyüş esnasında Atatürk Bulvarı'nda bir vince asılı dev Türk bayrağı dalgalandırıldı. Belediye Başkanı Recep Gürkan, anıtta yaptığı konuşmada, Edirnelilerin Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı. Fener alayının ardından sanatçı Edip Akbayram, Saraçlar Caddesi'nde "Cumhuriyet Konseri"nde sahne aldı. Akbayram, konserde yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin ilanının 99. yıl dönümünün gurur ve sevinçle kutlandığını söyledi. Akbayram, Zonguldak Ereğli'de yapılması planlanan konserinin iptal edilmesini eleştirdi.
Fener alayında konuşan Başkan Gürkan, şu ifadelere yer verdi, “Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük nutkunda söze şöyle başlıyor.1919 Mayısın 19’u Samsun'a çıktım. Ve ardından o bütün dünyanın örnek aldığı bütün mazlum milletlerin gıpta ettiği ve kendine rehber edindiği ulusal kurtuluş savaşımızı nasıl kazandığımızı anlatıyor. Bunu anlatırken bu toprakları bu vatanın düşman çizmelerinden nasıl kurtardığımızı ama hem dışarıdakilerle hem de içeridekilerle nasıl mücadele ettiğimizi anlatıyor. Atatürk'ün Nutuk eseri hepimizin sadece gençlerin değil, sadece çocukların değil yediden yetmişine bütün Türk milletinin tekrar tekrar okuması gereken bir baş ucu eseri. Onu okuyup o günkü şartları ülkenin bu hale nasıl geldiğini, nasıl mücadele edildiğini nasıl kurtarıldığını ve bir daha bunun tekerrür etmemesi için bizim bugünün Türk milleti olarak neler yapmamız gerektiğini anlatıyor.Ve ardından cumhuriyeti emanet ettiği gençlere seslendiği Gençliğe Hitabe'yi şöyle bitiriyor. “Ey Türk gençliği! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk Cumhuriyeti'ni korumak, kollamak ve muhafaza etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcut” diyor.
600 yıllık bir imparatorluktan sonra her şeyi yeni baştan yazarak devrimleri yaşama geçirerek yeniden bir milleti adeta Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden doğurarak bir cumhuriyeti kurmak kolay değil. Bir konuşmada daha söyledim. Hindistan'ın kurucusu Gandi, Atatürk'ü anlatırken diyor ki ‘ben Mustafa Kemal, İngilizleri yenene kadar İngilizleri tanrı zannederdim’ İşte Atatürk sadece Türk milletine değil dünyadaki bütün mazlum milletlere, bütün işgale uğramış milletlere, emperyalizmin kıskacı ve çizmesi altındaki milletlere de örnek olmuş olağanüstü Allah'ın Türk milletine armağan ettiği bir lider.
Bugün cumhuriyetimizin 99.yılını yılını kutluyoruz. 29 Ekim 1923’ten bugün 29 Ekim 2022’ye neden 29 Ekim? Neden 28.27 Ekim değil, 30 Ekim değil, bilir misiniz sevgili hemşerilerim? Çünkü Osmanlı 1.Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmıştı. Ve biz o yenilgiyi kabul ettiğimiz Mondros Mütarekesini 30 Ekim 1918’de imzaladık. Sevr Antlaşması geldi ve yurdumuzu lime lime ettiler, parçalara ayırdılar. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi Osmanlı İmparatorluğu'nun yenildiğinin kabulünün ve parçalanışını kabulünün ilk adımıdır. 600 yıllık bir imparator. Tarih sahnesinden silinmiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da başlattığı Kurtuluş Mücadelesi'ni 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan ederek cumhuriyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oy birliğiyle kabulünü sağlayarak bitirmiştir. Yakın çalışma arkadaşı Fahrettin Altay, paşam neden biz cumhuriyeti başka bir tarihte değil de 29 Ekim’de ilan ettik Atatürk der ki, ‘Mondros'u 30 Ekim’de imzaladık. Ve bu ülke her bir köşesinden işgal edil. Bizim kahraman milletimiz bizim yürekli cesur milletimiz 4 yıldan fazla, 5 yıla yakın bir zaman işgal altında kaldı. Ulusal kurtuluş mücadelesini öyle verdik. Ben bunun hep acısını çektim. Hep üzüntüsünü çektim. Hep kahrını çektim. Eğer biz cumhuriyeti 29 Ekim değil de 30 Ekim’de ilan etseydik emperyalistlerin işgali beş yılı tamamlamış olacaktı. Ama biz arkamızda büyük Türk milletiyle birlikte o emperyalistlere bu ülkeyi 5 yıl değil,4 yıl 364 gün ettirdik ve sonunda cumhuriyeti kurarak hepsini ama hepsini bu topraklardan attık’
Mustafa Kemal Atatürk, öyle bir deha, öyle bir lider ki bakınız kimsenin görmediği bir günün dahi hesabını yapmaktadır. Bu millet için, bu ülke için. Türkiye'nin en büyük şairi Nazım Hikmet'in Kuva-yi Milliye Destanı'nda anlattığı gibi diyor ya Nazım Hikmet. Atatürk'ü Kurtuluş Savaşı'nı büyük taarruzu anlatırken dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve gece öyle ışıltılı, öyle ferah ki. Kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel ve rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki yanında birdenbire. Beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O saati sordu. Paşalar üç dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri. Çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar. Eğildi, durdu. Bıraksalar ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den. aslan ovasına atlayacaktı. İşte bizim atamız bu. Atatürk'ümüz bu. Mustafa Kemal'imiz bu. Gazimiz bu. Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir evladı olmaktan, bir neferi olmaktan. Eşit bir yurttaşı olmaktan ama hepsiyle beraber Mustafa Kemal'in askeri olmaktan onur ve gurur duyuyoruz.”
Başkan Gürkan, daha sonra konser alanında da vatandaşlara hitap etti. Gürkan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Mustafa Kemal Atatürk çocuklara seslenirken diyor ki, küçük hanımlar, Küçük beyler sizler hepiniz geleceğin birer gülü, birer yıldızsınız. Edirneliler sizler bu ülkenin aydınlığısınız, aydınlık yüzlerisiniz. Cumhuriyetimizin 99.yılındayız. Koşturmalardan, sıkıntılardan, streslerden bir nebze uzaklaşalım, bir nebze ayrılalım. Tabii bunu yaparken 99.yıl önce Mustafa Kemal. Atatürk'ün, silah arkadaşlarının ve büyük milletimizin yediden yetmişe bu cumhuriyeti nasıl kurduğunu da unutmayalım. Bu topraklar, bu vatan bazıları gibi cetvelle çizilmedi. Her bir köşesi, her bir santimetre karesi kanla, şehit kanlarıyla sulanarak bu topraklar bize vatan oldu. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti'nin kadrini, kıymetini en iyi bilenlerdeniz. Cumhuriyeti ilelebet payidar yapmak için hepimiz kanımızın, canımızın son damlasına kadar mücadele etmeye hazırız, edeceğizde. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Akbayram, Zonguldak Ereğli'de yapılması planlanan konserinin iptal edilmesini eleştirdi. Akbayram konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Bugün çok onurlu bir gün olan cumhuriyetimizin 99.yılında kutlamayı sizlerle beraber sevinç, onur ve gurur içinde sanatımızı paylaşarak bugün bu mutlu günü beraber yaşayacağız. Bugün ben Zonguldak Ereğli’de olacaktım. Ereğli’de konserimde öncelikle bundan önce de yapılan maden faciaları, maden katliamlarının sonuncusu olan ve 41 tane yurttaşımızın maden emekçisinin hayatını kaybettiği yerde hem onları anacak hem onurumuz, geleceğimiz, cumhuriyetimizi beraber anacaktık.
Vali'nin biri bu Cumhuriyet ve Atatürk kelimesinden artık o kadar korkuyorlar ki, konserimizi iptal etti. Ben hiç konuşmadım. Hiç yanıtta vermedim, cevap da vermedim, onu dedim, kendi ülkemin kamuoyunun vicdanına sunacağım o valiliğin yaptıklarını dedim. Yoksa bütün televizyonlar, bütün gazeteler, ne olur röportaj ver hayır dedim. Türk halkı bunun nasıl yapıldığını bilip bilecek ve hesabında verecektir. Daha sonra gerçekten hayatımda hiç kimseye yağ çekmedim. Hep doğrudan yana, onurludan ve namuslu insanlardan yana, emekten ve emekçi, eli öpülesi emekçiden yana şarkılar söyledim.
Kendisini çok seviyorum. Sanata bakış açısı, eşiyle beraber gerçekten sevgili Edirne Belediye Başkanımız Recep Gürkan dostumuz “Edip ağabey, ne olur Edirne'ye misafirimiz ol” dedi. Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Bugün en azından yine cumhuriyetimizi, hayatını kaybettiğimiz o emek işçilerini saygıyla, sevgiyle bir kez daha anıyorum. Kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Ama suçluların da en kısa zamanda adalet ve hukuk önüne çıkarılacağını da ben şahsen sanatçı olarak takip edeceğim.50 yıldan bu yana sahnedeyim. Dünyanın bütün gıdalarında ülkemin onurla, sevgiyle temsil etmeye çalıştım. Yaşadığım topluma hiçbir zaman ihanet etmedim. Hep güzelini sormaya çalıştım ve elli yıldır da siz beni yüreğinize bastınız. Elli yıldır ayakta tutuyorsunuz. Öncelikle sizlere teşekkür ediyorum. Elli yıldan bu yana şarkı söylüyorsam bana bu imkanı veren dünyanın en büyük devrimcisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha saygıyla, sevgiyle anıyorum. Şimdi gördüğüm kadarıyla harika bir sesi, güzel bir koro var karşımda. Şarkıları siz eşlik ettiğiniz zaman biz sanatçıların gerçekten düşünceleri ve ruhu daha güzel olur. Çok az şarkıları vardı. Ama bazı şarkılar vardı. Küçüklük aşkıdır. Gençlik aşkıdır. Yaşam devam etse de o aşklar insanların beyninden verebilme hiçbir zaman gitmez. Bazıları gider bunun adına popülist sevdalar, popülist aşklar denir.”
Edirne’de 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında Edirne Belediyesi tarafından fener alayı düzenlendi. Şükrüpaşa İlkokulu önünde toplanan kortej, bando eşliğinde Atatürk Anıtı'na kadar yürüdü. Yürüyüş esnasında Atatürk Bulvarı'nda bir vince asılı dev Türk bayrağı dalgalandırıldı. Belediye Başkanı Recep Gürkan, anıtta yaptığı konuşmada, Edirnelilerin Cumhuriyet Bayramı'nı kutladı. Fener alayının ardından sanatçı Edip Akbayram, Saraçlar Caddesi'nde "Cumhuriyet Konseri"nde sahne aldı. Akbayram, konserde yaptığı konuşmada, Cumhuriyetin ilanının 99. yıl dönümünün gurur ve sevinçle kutlandığını söyledi. Akbayram, Zonguldak Ereğli'de yapılması planlanan konserinin iptal edilmesini eleştirdi.
Fener alayında konuşan Başkan Gürkan, şu ifadelere yer verdi, “Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük nutkunda söze şöyle başlıyor.1919 Mayısın 19’u Samsun'a çıktım. Ve ardından o bütün dünyanın örnek aldığı bütün mazlum milletlerin gıpta ettiği ve kendine rehber edindiği ulusal kurtuluş savaşımızı nasıl kazandığımızı anlatıyor. Bunu anlatırken bu toprakları bu vatanın düşman çizmelerinden nasıl kurtardığımızı ama hem dışarıdakilerle hem de içeridekilerle nasıl mücadele ettiğimizi anlatıyor. Atatürk'ün Nutuk eseri hepimizin sadece gençlerin değil, sadece çocukların değil yediden yetmişine bütün Türk milletinin tekrar tekrar okuması gereken bir baş ucu eseri. Onu okuyup o günkü şartları ülkenin bu hale nasıl geldiğini, nasıl mücadele edildiğini nasıl kurtarıldığını ve bir daha bunun tekerrür etmemesi için bizim bugünün Türk milleti olarak neler yapmamız gerektiğini anlatıyor.Ve ardından cumhuriyeti emanet ettiği gençlere seslendiği Gençliğe Hitabe'yi şöyle bitiriyor. “Ey Türk gençliği! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk Cumhuriyeti'ni korumak, kollamak ve muhafaza etmektir. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcut” diyor.
600 yıllık bir imparatorluktan sonra her şeyi yeni baştan yazarak devrimleri yaşama geçirerek yeniden bir milleti adeta Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden doğurarak bir cumhuriyeti kurmak kolay değil. Bir konuşmada daha söyledim. Hindistan'ın kurucusu Gandi, Atatürk'ü anlatırken diyor ki ‘ben Mustafa Kemal, İngilizleri yenene kadar İngilizleri tanrı zannederdim’ İşte Atatürk sadece Türk milletine değil dünyadaki bütün mazlum milletlere, bütün işgale uğramış milletlere, emperyalizmin kıskacı ve çizmesi altındaki milletlere de örnek olmuş olağanüstü Allah'ın Türk milletine armağan ettiği bir lider.
Bugün cumhuriyetimizin 99.yılını yılını kutluyoruz. 29 Ekim 1923’ten bugün 29 Ekim 2022’ye neden 29 Ekim? Neden 28.27 Ekim değil, 30 Ekim değil, bilir misiniz sevgili hemşerilerim? Çünkü Osmanlı 1.Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmıştı. Ve biz o yenilgiyi kabul ettiğimiz Mondros Mütarekesini 30 Ekim 1918’de imzaladık. Sevr Antlaşması geldi ve yurdumuzu lime lime ettiler, parçalara ayırdılar. 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi Osmanlı İmparatorluğu'nun yenildiğinin kabulünün ve parçalanışını kabulünün ilk adımıdır. 600 yıllık bir imparator. Tarih sahnesinden silinmiştir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da başlattığı Kurtuluş Mücadelesi'ni 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan ederek cumhuriyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde oy birliğiyle kabulünü sağlayarak bitirmiştir. Yakın çalışma arkadaşı Fahrettin Altay, paşam neden biz cumhuriyeti başka bir tarihte değil de 29 Ekim’de ilan ettik Atatürk der ki, ‘Mondros'u 30 Ekim’de imzaladık. Ve bu ülke her bir köşesinden işgal edil. Bizim kahraman milletimiz bizim yürekli cesur milletimiz 4 yıldan fazla, 5 yıla yakın bir zaman işgal altında kaldı. Ulusal kurtuluş mücadelesini öyle verdik. Ben bunun hep acısını çektim. Hep üzüntüsünü çektim. Hep kahrını çektim. Eğer biz cumhuriyeti 29 Ekim değil de 30 Ekim’de ilan etseydik emperyalistlerin işgali beş yılı tamamlamış olacaktı. Ama biz arkamızda büyük Türk milletiyle birlikte o emperyalistlere bu ülkeyi 5 yıl değil,4 yıl 364 gün ettirdik ve sonunda cumhuriyeti kurarak hepsini ama hepsini bu topraklardan attık’
Mustafa Kemal Atatürk, öyle bir deha, öyle bir lider ki bakınız kimsenin görmediği bir günün dahi hesabını yapmaktadır. Bu millet için, bu ülke için. Türkiye'nin en büyük şairi Nazım Hikmet'in Kuva-yi Milliye Destanı'nda anlattığı gibi diyor ya Nazım Hikmet. Atatürk'ü Kurtuluş Savaşı'nı büyük taarruzu anlatırken dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. Ve gece öyle ışıltılı, öyle ferah ki. Kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel ve rahat günlere inanıyordu. Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki yanında birdenbire. Beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O saati sordu. Paşalar üç dediler. Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri. Çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar. Eğildi, durdu. Bıraksalar ince uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe'den. aslan ovasına atlayacaktı. İşte bizim atamız bu. Atatürk'ümüz bu. Mustafa Kemal'imiz bu. Gazimiz bu. Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin bir evladı olmaktan, bir neferi olmaktan. Eşit bir yurttaşı olmaktan ama hepsiyle beraber Mustafa Kemal'in askeri olmaktan onur ve gurur duyuyoruz.”
Başkan Gürkan, daha sonra konser alanında da vatandaşlara hitap etti. Gürkan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Mustafa Kemal Atatürk çocuklara seslenirken diyor ki, küçük hanımlar, Küçük beyler sizler hepiniz geleceğin birer gülü, birer yıldızsınız. Edirneliler sizler bu ülkenin aydınlığısınız, aydınlık yüzlerisiniz. Cumhuriyetimizin 99.yılındayız. Koşturmalardan, sıkıntılardan, streslerden bir nebze uzaklaşalım, bir nebze ayrılalım. Tabii bunu yaparken 99.yıl önce Mustafa Kemal. Atatürk'ün, silah arkadaşlarının ve büyük milletimizin yediden yetmişe bu cumhuriyeti nasıl kurduğunu da unutmayalım. Bu topraklar, bu vatan bazıları gibi cetvelle çizilmedi. Her bir köşesi, her bir santimetre karesi kanla, şehit kanlarıyla sulanarak bu topraklar bize vatan oldu. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti'nin kadrini, kıymetini en iyi bilenlerdeniz. Cumhuriyeti ilelebet payidar yapmak için hepimiz kanımızın, canımızın son damlasına kadar mücadele etmeye hazırız, edeceğizde. Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Akbayram, Zonguldak Ereğli'de yapılması planlanan konserinin iptal edilmesini eleştirdi. Akbayram konuşmasında şu ifadelere yer verdi, “Bugün çok onurlu bir gün olan cumhuriyetimizin 99.yılında kutlamayı sizlerle beraber sevinç, onur ve gurur içinde sanatımızı paylaşarak bugün bu mutlu günü beraber yaşayacağız. Bugün ben Zonguldak Ereğli’de olacaktım. Ereğli’de konserimde öncelikle bundan önce de yapılan maden faciaları, maden katliamlarının sonuncusu olan ve 41 tane yurttaşımızın maden emekçisinin hayatını kaybettiği yerde hem onları anacak hem onurumuz, geleceğimiz, cumhuriyetimizi beraber anacaktık.
Vali'nin biri bu Cumhuriyet ve Atatürk kelimesinden artık o kadar korkuyorlar ki, konserimizi iptal etti. Ben hiç konuşmadım. Hiç yanıtta vermedim, cevap da vermedim, onu dedim, kendi ülkemin kamuoyunun vicdanına sunacağım o valiliğin yaptıklarını dedim. Yoksa bütün televizyonlar, bütün gazeteler, ne olur röportaj ver hayır dedim. Türk halkı bunun nasıl yapıldığını bilip bilecek ve hesabında verecektir. Daha sonra gerçekten hayatımda hiç kimseye yağ çekmedim. Hep doğrudan yana, onurludan ve namuslu insanlardan yana, emekten ve emekçi, eli öpülesi emekçiden yana şarkılar söyledim.
Kendisini çok seviyorum. Sanata bakış açısı, eşiyle beraber gerçekten sevgili Edirne Belediye Başkanımız Recep Gürkan dostumuz “Edip ağabey, ne olur Edirne'ye misafirimiz ol” dedi. Kendilerine buradan çok teşekkür ediyorum. Bugün en azından yine cumhuriyetimizi, hayatını kaybettiğimiz o emek işçilerini saygıyla, sevgiyle bir kez daha anıyorum. Kederli ailelerine sabırlar diliyorum. Ama suçluların da en kısa zamanda adalet ve hukuk önüne çıkarılacağını da ben şahsen sanatçı olarak takip edeceğim.50 yıldan bu yana sahnedeyim. Dünyanın bütün gıdalarında ülkemin onurla, sevgiyle temsil etmeye çalıştım. Yaşadığım topluma hiçbir zaman ihanet etmedim. Hep güzelini sormaya çalıştım ve elli yıldır da siz beni yüreğinize bastınız. Elli yıldır ayakta tutuyorsunuz. Öncelikle sizlere teşekkür ediyorum. Elli yıldan bu yana şarkı söylüyorsam bana bu imkanı veren dünyanın en büyük devrimcisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha saygıyla, sevgiyle anıyorum. Şimdi gördüğüm kadarıyla harika bir sesi, güzel bir koro var karşımda. Şarkıları siz eşlik ettiğiniz zaman biz sanatçıların gerçekten düşünceleri ve ruhu daha güzel olur. Çok az şarkıları vardı. Ama bazı şarkılar vardı. Küçüklük aşkıdır. Gençlik aşkıdır. Yaşam devam etse de o aşklar insanların beyninden verebilme hiçbir zaman gitmez. Bazıları gider bunun adına popülist sevdalar, popülist aşklar denir.”









