Edirne'de, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü" dolayısıyla sokak tiyatrosu gerçekleştirdi.
Edirne Belediyesi önünde toplanan kadın dernekleri üyeleri, “Öldüren sevgiye hayır”, Anneler ölmesin”, “Kadına değil şiddete el kaldırın” yazılı dövizlerle düdük çalarak Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüdü.
Ardından eşi tarafından 15 yerinden bıçaklanan kadının hayat hikayesini anlatan tiyatro gerçekleştirildi. Oyuncuların gerçekçi makyajı ve anlatımları Saraçlar Caddesini dolduran vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Tiyatroda eşi tarafından 15 yerinden bıçaklanıp hayatını kaybeden kadının oğlunun gelip “Lütfen anne ölme, annelerin ölmesin” demesiyle birlikte izleyiciler gözyaşlarına hakim olamadı.
Büyük beğeni toplayan tiyatronun ardından açıklamalarda bulunan Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (EKAMEDER) Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Bodur, kadına şiddetin insan hakları ihlali olduğunu söyledi.
Bodur, “Ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddete karşı uygun yasal yaptırımlar ve politikalar geliştirilmesini öngören uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesi şiddeti engellemenin en önemli aşamalarından biridir” dedi.
Bodur açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi, “ Ülkemizde aile içinde veya sokakta, otobüste, okulda, yuvada şiddet olayları her geçen gün daha da artırıyor. Önlem alınmıyor. Mağdur korunamıyor. Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet önlenemiyor. Erkekler kadınlara yönelik sistematik şiddetin “hoş görülen ve desteklenen tetikçileri” haline geliyorlar. Kazanılmış haklara yönelik saldırılar tüm şiddetiyle devam ediyor. Günden güne artan cinsiyetçi politikalar kadın istihdamının azalmasına ve kadınların esnek ve güvencesiz işlerde çalışmasına yol açıyor. “Kadın emeği sadece ev içinde değil, hayatın her alanında cinsiyetçi söylem ve politikalarla itibarsızlaştırılıyor, yok sayılıyor. Kadınları, yedek iş gücü olarak gören sistem, "eşit işe eşit ücret" talebinin de göz ardı edilmesine ve işten atılmalarda ilk olarak kadınları hedef alıyor. Şiddeti zihniyet değişikliği önler. Kadınların sırtındaki ev ve bakım yükleri giderek artıyor, kadınlar daha da bağımlı hale getiriliyor. Yoksulluğu kontrol altına almaya, yoksulluk nedeniyle yaşanabilecek patlamalara “aile”yi ayakta tutarak engel olunmaya çalışılıyor. Çocuk yaşta evlilikler özendiriliyor, kolaylaştırılıyor, nafaka hakkı gasp edilmek isteniyor, boşanmalar zorlaştırılmaya çalışılıyor, şiddet meşrulaştırılıyor. Sadece 'aile'yi ayakta tutmaya çalışarak şiddet önlenemez. Şiddeti zihniyet değişikliği önler. Zihniyet değişikliği olmadıkça; şiddeti, istismarı önlemek mümkün olmayacak aksine giderek yoğunlaşacaktır. Kararlı bir devlet politikasıyla “toplumsal cinsiyet eşitliği” yolunda zihniyet değişikliğinin sağlanması gerekmektedir. Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakları İhlalidir. Kadına yönelik şiddet; bir insan hakları ihlali ve suçtur. Ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddete karşı uygun yasal yaptırımlar ve politikalar geliştirilmesini öngören uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesi şiddeti engellemenin en önemli aşamalarından biridir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a uygulamada, sadece ‘aileyi korumaya’ yönelik olarak işlerlik kazandırılmaya çalışılmakta, kanunun şiddete maruz kalan kadınları korumaya yönelik kısmı hiçe sayılmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve nihayetinde son bulması toplumsal barışı ve refahı ardından getirecektir. Bu nedenle; Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınaması ve cinsiyetçi dil, eylem ve uygulamalardan uzaklaşmasını, Cinsiyetçi ve kadın erkek eşitliğini hükümsüz kılan yasal düzenlemelerin ve uygulamaların kaldırılmasını, konu ile ilgili çalışmaların, kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesini, Kadına yönelik şiddet eylemleri nedeni ile yargılanan erkeklere “haksız tahrik indirimi” ve “iyi hal indirimi” uygulamaktan vazgeçilerek uluslararası sözleşmeler hükümlerinin de dikkate alınarak caydırıcı yaptırımlar getirilmesini, Aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için iç hukuk normlarının ve Anayasal düzlemde korunan uluslararası sözleşmelerin uygulanabilirliğinin sağlamasını, Kadınların ekonomik özgürlüğünün sağlanması ve fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için kreş, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık gibi haklardan yararlanılmasının sağlanmasını, Eğitim, basın-yayın gibi alanlarda kadınları aşağılayan cinsiyetçi söylemlerden vazgeçilerek, kadını önceleyen politikalar üretilmesini, Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde bu alanda çalışan kadın örgütleri, meslek odaları ve uzmanlık derneklerinin uzun yıllardır biriktirdikleri bilgi ve deneyimlerden yararlanılmasını ve bir insan hakları ihlali olan bu suçun artık durdurulmasını istiyoruz” dedi.
Edirne Belediyesi önünde toplanan kadın dernekleri üyeleri, “Öldüren sevgiye hayır”, Anneler ölmesin”, “Kadına değil şiddete el kaldırın” yazılı dövizlerle düdük çalarak Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüdü.
Ardından eşi tarafından 15 yerinden bıçaklanan kadının hayat hikayesini anlatan tiyatro gerçekleştirildi. Oyuncuların gerçekçi makyajı ve anlatımları Saraçlar Caddesini dolduran vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. Tiyatroda eşi tarafından 15 yerinden bıçaklanıp hayatını kaybeden kadının oğlunun gelip “Lütfen anne ölme, annelerin ölmesin” demesiyle birlikte izleyiciler gözyaşlarına hakim olamadı.
Büyük beğeni toplayan tiyatronun ardından açıklamalarda bulunan Edirne Kadın Merkezi Danışma Derneği (EKAMEDER) Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Bodur, kadına şiddetin insan hakları ihlali olduğunu söyledi.
Bodur, “Ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddete karşı uygun yasal yaptırımlar ve politikalar geliştirilmesini öngören uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesi şiddeti engellemenin en önemli aşamalarından biridir” dedi.
Bodur açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi, “ Ülkemizde aile içinde veya sokakta, otobüste, okulda, yuvada şiddet olayları her geçen gün daha da artırıyor. Önlem alınmıyor. Mağdur korunamıyor. Bir insan hakları ihlali olan kadına yönelik şiddet önlenemiyor. Erkekler kadınlara yönelik sistematik şiddetin “hoş görülen ve desteklenen tetikçileri” haline geliyorlar. Kazanılmış haklara yönelik saldırılar tüm şiddetiyle devam ediyor. Günden güne artan cinsiyetçi politikalar kadın istihdamının azalmasına ve kadınların esnek ve güvencesiz işlerde çalışmasına yol açıyor. “Kadın emeği sadece ev içinde değil, hayatın her alanında cinsiyetçi söylem ve politikalarla itibarsızlaştırılıyor, yok sayılıyor. Kadınları, yedek iş gücü olarak gören sistem, "eşit işe eşit ücret" talebinin de göz ardı edilmesine ve işten atılmalarda ilk olarak kadınları hedef alıyor. Şiddeti zihniyet değişikliği önler. Kadınların sırtındaki ev ve bakım yükleri giderek artıyor, kadınlar daha da bağımlı hale getiriliyor. Yoksulluğu kontrol altına almaya, yoksulluk nedeniyle yaşanabilecek patlamalara “aile”yi ayakta tutarak engel olunmaya çalışılıyor. Çocuk yaşta evlilikler özendiriliyor, kolaylaştırılıyor, nafaka hakkı gasp edilmek isteniyor, boşanmalar zorlaştırılmaya çalışılıyor, şiddet meşrulaştırılıyor. Sadece 'aile'yi ayakta tutmaya çalışarak şiddet önlenemez. Şiddeti zihniyet değişikliği önler. Zihniyet değişikliği olmadıkça; şiddeti, istismarı önlemek mümkün olmayacak aksine giderek yoğunlaşacaktır. Kararlı bir devlet politikasıyla “toplumsal cinsiyet eşitliği” yolunda zihniyet değişikliğinin sağlanması gerekmektedir. Kadına Yönelik Şiddet İnsan Hakları İhlalidir. Kadına yönelik şiddet; bir insan hakları ihlali ve suçtur. Ülkemizin imzaladığı kadına yönelik şiddete karşı uygun yasal yaptırımlar ve politikalar geliştirilmesini öngören uluslararası sözleşmelerin gereklerinin yerine getirilmesi şiddeti engellemenin en önemli aşamalarından biridir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a uygulamada, sadece ‘aileyi korumaya’ yönelik olarak işlerlik kazandırılmaya çalışılmakta, kanunun şiddete maruz kalan kadınları korumaya yönelik kısmı hiçe sayılmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve nihayetinde son bulması toplumsal barışı ve refahı ardından getirecektir. Bu nedenle; Devletin kadınlara yönelik her türlü şiddet eylemini açık bir şekilde kınaması ve cinsiyetçi dil, eylem ve uygulamalardan uzaklaşmasını, Cinsiyetçi ve kadın erkek eşitliğini hükümsüz kılan yasal düzenlemelerin ve uygulamaların kaldırılmasını, konu ile ilgili çalışmaların, kadın örgütleriyle birlikte hayata geçirilmesini, Kadına yönelik şiddet eylemleri nedeni ile yargılanan erkeklere “haksız tahrik indirimi” ve “iyi hal indirimi” uygulamaktan vazgeçilerek uluslararası sözleşmeler hükümlerinin de dikkate alınarak caydırıcı yaptırımlar getirilmesini, Aile içi şiddeti ve genel olarak kadın ve çocuklara yönelik şiddeti önlemek için iç hukuk normlarının ve Anayasal düzlemde korunan uluslararası sözleşmelerin uygulanabilirliğinin sağlamasını, Kadınların ekonomik özgürlüğünün sağlanması ve fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması için kreş, sosyal güvenlik, parasız eğitim ve parasız sağlık gibi haklardan yararlanılmasının sağlanmasını, Eğitim, basın-yayın gibi alanlarda kadınları aşağılayan cinsiyetçi söylemlerden vazgeçilerek, kadını önceleyen politikalar üretilmesini, Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde bu alanda çalışan kadın örgütleri, meslek odaları ve uzmanlık derneklerinin uzun yıllardır biriktirdikleri bilgi ve deneyimlerden yararlanılmasını ve bir insan hakları ihlali olan bu suçun artık durdurulmasını istiyoruz” dedi.









