Söğütlük Doğal Kalsın Platformu tarafından hafta sonu Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde ‘Kent ormanı ve geleceği’ paneli düzenlendi.
Açılış konuşması yapan Söğütlük Doğal Kalsın Platformu Sözcüsü Ziya Gökerküçük; “Söğütlük yüzyıllardır doğal şekli ile yaşana bir alan. 2003- 2004 yıllarında kent konseyi kuruldu. Söğütlüğe saldırılar devam etti. Kent konseyinin çevre dernekleri yıllarca mücadelesi oldu. Hep talebimiz şuydu; güvenlik sağlansın. İnsanlar gitsin. Doğayı fazla bozmayalım ama kentlinin olsun. Bilim insanları oraya insan girmezse çok daha iyi olur dediler. İllaki insan girmesi gerekiyorsa doğal haliyle kalsın. Arabalar dışarıda kalsın insanlar gezsinler. Radikal bilim insanlarının da söylediği ‘orasını kapatalım da kendi kendini var etsini. İnsan güzelliklerden yararlanmak için giriyor. Güvenlik sağlansın diye yıllarca talep ettik. Fakat olmadı. En sonda burası çok pis güvenliği de yok diye biz burayı millet bahçesi yapacağız. Güvenliği sağlamak, çürüyen ağaçları yenilemek devletimizin göreviydi yapmadılar. Burasının güvenliği yok diye şimdi dediklerine göre; tertemiz bir doğal alan için millet bahçesi yapacağız dediler. Mücadeleye başladık. Kent konseyinin çevre derneklerinin birleşmesiyle ‘Söğütlük doğal kalsın’ platformunu kurduk. Birkaç eylem yaptık geldi bu güne. Umarız bu son olur. Orada gözü olanlar kano festivallerini yapmasınlar. Yapıyorsa doğallık içerisinde yapsın”dedi.
SÖĞÜTLÜĞE GİDEN MERİÇ NEHRİNİ GÖREMEDEN AYRILABİLİYOR
Söğütlüğe gidenler tarafından Meriç nehrinin görülmediğini belirten Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, “Söğütlük hiçbir zaman belediyenin mülkü olmadı. Valilik tarafından şartname karşılığında 29 yıllığına vermişti. Biz oraya hiçbir şey yapmadık olan kahvaltı salonu da valilik tarafından daha önce yapılmış alandı. Orada çok güzel anılarımız oldu. Meriç nehrini fore kazıkları ile bir kanal haline getiren akıl şimdi millet bahçesi yapmak için fore kazıkları kesiyor şimdi. Bunlar bizim vergilerimizle oluyor. Ve şuan minibüsle biri gelsin söğütlüğe gitsin Meriç’i görmeden oradan ayrılabilir. Orada Meriç nehri mi vardı der. Edirne Çevre gönüllüleri derneği olarak Meriç nehri çalıştayı hazırlıyoruz. İstiyoruz ki Meriç nehri çalıştayı yapalım. Meriç nehrine yaptığımız sadece bu değildi. Birde arşimet burgusu yapılıyor. Valilikte bir toplantıya gittiğimde ‘neden halka sormadınız’dedim bir çevre mühendisi kadın döndü ki ‘halka ne sorsak hep hayır diyor’ dedi. Protokol evinden sonra ki yerde 2 metre alan bırakıldı. Diğer tarafta kum ocağı var. Bu Meriç nehrine yapılan zalimlik o kadar çok ki. Meriç ve Söğütlük ormanı çok kıymetli”diye ifade etti.
SÖĞÜTLÜĞE HİÇ DOKUNMASAK HİÇBİR ŞEYE GEREK KALMAYACAK
Tanrıkulu; “Meriç ve Söğütlüğe hiç dokunulmasa hiçbir şeye gerek kalmayacak. Biz habitatını eko sistemini çalıştık. Nehirde köpüklenme olunca hemen bilim insanlarını çağırdık. İnsan eli Meriç nehrine ve söğütlüğe yaptığımız kötülük çok kötü ve bundan sonra bizim yapmamız gerek bundan sonra Meriç nehrinin iki taraftan boğazının sıkılmasına da engel olmak zorundayız. Bilimden akıldan, sanattan uzaklaşırsak gideceğimiz yer çok güzel yer olmayacak. ” dedi.
BU SORUNLARLA HEP KARŞILAŞACAĞIZ
Söğütlük doğal sit alanı olarak kalmasının altını çizen Edirne Kent Konseyi Başkanı Nihat Çolak; “ Söğütlük doğal kalsın hiçbir şeye gerek yok. Söğütlüğü Meriç’ten ayrı düşünmemek gerek. Söğütlük bir taşkın ormanı. Canlılarında bir ekoloji ile bir bütünlüktür. Söğütlük bir sit alanı ve Karaağaç yolu da tescillenmiş antik yok. Meriç kapsamında; tüm çevresi ile doğal sit talebimiz olması lazım. Buralar taşkın sağları. Burada Millet Bahçesi yanlış. Burası taşkın sahası. Söğütlük,Saray içi,tavuk ormanı buraları bırakın doğal kalsın. Meriç ve Tunca’nın kenarlarına ticari bakıldığı zaman biz bu sorunlarla hep karşılaşacağız. Rant amaçlı bakıldığı zaman biz bunlarla hep karşılaşacağız. Çünkü bakış açısı yanlış. Burası doğal sit olmalı. Bizim talebimizde Sarayiçi’nden itibaren Meriç’inde tüm kıyıları doğal sit ilan edilmesi ve bunu da uygulamamız lazım”dedi. YEŞİM DRAMALI









