YEŞİM DRAMALI
Türkiye İstatistik Kurumu, Nisan ayı süt verilerini açıkladı. Verilere göre ticari işletmeler tarafından Nisan 2019’da 847 bin 19 ton inek sütü toplandı. Toplanan inek sütü miktarı, Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 oranında azaldı.
Çiğ süt üretiminin artması için üreticinin sattığı süt ile yem ve diğer girdi maliyetlerini karşılaması gerekir diye açıklayan Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez; Daha önce belirlenen süt yem paritesine göre çiftçi 1 litre sütle 1 kilo 500 gram yem alabilmeliyiz şeklinde açıkladı.

SÜT ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ VAR
Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş olduğuna dikkat çeken Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez; “TÜİK verileri açıklanmadan önce Dünya Gıda Örgütü’nün de bir açıklaması oldu. Dünya genelinde de özellikle süt ve süt ürünlerinde bir düşüş olduğu belirtilmiş. Türkiye’de de bu bir gerçek. Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş var. Tabi bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, artan yem fiyatlarıyla ilgili süt paritrelerinin çok dengeli gitmemesi. Özellikle son zamanlarda yem sanayicileri kontrol altına alınamıyor. İstedikleri gibi zam yapıyorlar. Ancak süt fiyatlarının belirlenmesi; ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına gör e oluyor. Burada tabii makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var. Hatta bazı yem ürünlerinde bir kilogramın bile altına düşebiliyor. Yem hammaddesinde yüzde 75 civarında dışa bağımlıyız. Burada durum tekrar değerlendirilmeli.
KÖYDEN ŞEHRE GÖÇE ÇÖZÜM BULUNMALI
Köyden şehre göçün arması hayvancılık sektöründe üretimi düşürdüğünü belirten Mustafa Suiçmez, “Diğer önemli etken ise, özellikle hayvancılık sektöründe istihdam yaratılamaması. Gençler genellikle şehirlere gelerek çalışıyor; baba mesleği hayvancılığı yapmıyor. Tabi gençlerin haklı olduğu yönler de olabilir. Gençlerimize seslenmek istiyorum. Gerçekten zor bir iş olduğunu kabul ediyoruz. Tatili olmayan bir iş. Ancak 5-10 yıl sonra iyi gelir getirecek bir meslek ve üretim olacağının söyleyebiliriz. Bu işten vazgeçmemeliyiz. Hayvansal ürünler, temel gıda maddesidir. Bir gömleği, bir ceketi belki yıllarca giyebiliriz ama bir insanın hayatını sürdürebilmesi için yeme-içme ihtiyacından vazgeçmesi düşünülemez. Tarım ve hayvancılık sektöründe çalışacak kişilere de teşvik yapılmalı.
Aile işletmeleri çok az. Sayın Bakanımızın talimatıyla Bakanlık da bu konu üzerinde bir AR-GE çalışması yapıyor. Burada hedef kitlenin aile işletmeleri olması gerekiyor. Trakya’ya baktığımızda aile işletmelerinin hayvansal ortalaması 5 civarında. Çok düşük bir ortalama. Bu ortalama en az 20 baş hayvana ulaşmalı. Tabi bunun bir anda gerçekleşmesi çok kolay değil ama bunu başarmamız gerekiyor. Aile işletmelerine farklı bir destekleme ve teşvik modeli geliştirilebilir. Bakanlığın bu yönde çalışmalarının olduğunu da duyuyoruz.
YEM FİYATI DÜŞERSE,SÜT ÜRETİMİ ARTAR
Yem sanayicilerine seslenen Suiçmez; “Aynı sürecin devam etmesi durumunda uzun vadede, üretimdeki düşüş devam edecektir. Dolayısıyla sorunlar daha da büyüyecektir. 82 milyona gıda üretilmesi gerekiyor. Üretmek zorundayız. Bütün stratejilerimizi gelecekle ilgili bu yönde yapmamız lazım. Alacağımız yer kalmıyor çünkü yurtdışında da üretim düşüyor. Bu konunun tüm detaylarıyla masaya yatırılması gerekiyor. Gıda alanı, siyaset yapılacak bir alan değil. Kötüyse kötüyü söyleriz ama sadece karalamak anlamında da konuşmamak gerekiyor. Çözüm önerileri geliştirmek lazım. Bu ülke hepimizin. Gerektiğinde herkes taşın altına elini koymalı. Yem sanayicilerine de seslenmek istiyorum. 700 civarında Türkiye’de yem fabrikası var. Bu şartlar devam ederse hayvancılıktaki üretimin her geçen yıl azaldığını öngörelim. Kime satacaklar yemi? 10 yıl sonra kedi-köpek maması mı satacaklar? Mutlaka kar etmeleri gerekiyor ama makul sınırlar içinde olsun. Yemi sattığı kişileri de düşünmek zorunda. Çünkü biz bir bütünün parçasıyız. Parçalardan bir tanesi gittiğinde, bütünlük kalkar ortadan” şeklinde konuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu, Nisan ayı süt verilerini açıkladı. Verilere göre ticari işletmeler tarafından Nisan 2019’da 847 bin 19 ton inek sütü toplandı. Toplanan inek sütü miktarı, Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 oranında azaldı.
Çiğ süt üretiminin artması için üreticinin sattığı süt ile yem ve diğer girdi maliyetlerini karşılaması gerekir diye açıklayan Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez; Daha önce belirlenen süt yem paritesine göre çiftçi 1 litre sütle 1 kilo 500 gram yem alabilmeliyiz şeklinde açıkladı.
SÜT ÜRETİMİNDE DÜŞÜŞ VAR
Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş olduğuna dikkat çeken Edirne Merkez İlçe ve Süloğlu Süt Üreticileri Birliği Başkanı Mustafa Suiçmez; “TÜİK verileri açıklanmadan önce Dünya Gıda Örgütü’nün de bir açıklaması oldu. Dünya genelinde de özellikle süt ve süt ürünlerinde bir düşüş olduğu belirtilmiş. Türkiye’de de bu bir gerçek. Geçtiğimiz yıla oranla süt üretiminde bir düşüş var. Tabi bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, artan yem fiyatlarıyla ilgili süt paritrelerinin çok dengeli gitmemesi. Özellikle son zamanlarda yem sanayicileri kontrol altına alınamıyor. İstedikleri gibi zam yapıyorlar. Ancak süt fiyatlarının belirlenmesi; ya 6 ayda bir ya da yılda 1 defa Ulusal Süt Konseyi’nin açıklamasına gör e oluyor. Burada tabii makasın ciddi anlamda açıldığını söyleyebiliriz. Bunun geçerliliği 1,5 olmalı. Yani bizim 1 litre süt ile 1,5 kilogram yem almamız gerekir. Ancak şu anda 1 litre süte, bir kilogram yem gibi bir durum var. Hatta bazı yem ürünlerinde bir kilogramın bile altına düşebiliyor. Yem hammaddesinde yüzde 75 civarında dışa bağımlıyız. Burada durum tekrar değerlendirilmeli.
KÖYDEN ŞEHRE GÖÇE ÇÖZÜM BULUNMALI
Köyden şehre göçün arması hayvancılık sektöründe üretimi düşürdüğünü belirten Mustafa Suiçmez, “Diğer önemli etken ise, özellikle hayvancılık sektöründe istihdam yaratılamaması. Gençler genellikle şehirlere gelerek çalışıyor; baba mesleği hayvancılığı yapmıyor. Tabi gençlerin haklı olduğu yönler de olabilir. Gençlerimize seslenmek istiyorum. Gerçekten zor bir iş olduğunu kabul ediyoruz. Tatili olmayan bir iş. Ancak 5-10 yıl sonra iyi gelir getirecek bir meslek ve üretim olacağının söyleyebiliriz. Bu işten vazgeçmemeliyiz. Hayvansal ürünler, temel gıda maddesidir. Bir gömleği, bir ceketi belki yıllarca giyebiliriz ama bir insanın hayatını sürdürebilmesi için yeme-içme ihtiyacından vazgeçmesi düşünülemez. Tarım ve hayvancılık sektöründe çalışacak kişilere de teşvik yapılmalı.
Aile işletmeleri çok az. Sayın Bakanımızın talimatıyla Bakanlık da bu konu üzerinde bir AR-GE çalışması yapıyor. Burada hedef kitlenin aile işletmeleri olması gerekiyor. Trakya’ya baktığımızda aile işletmelerinin hayvansal ortalaması 5 civarında. Çok düşük bir ortalama. Bu ortalama en az 20 baş hayvana ulaşmalı. Tabi bunun bir anda gerçekleşmesi çok kolay değil ama bunu başarmamız gerekiyor. Aile işletmelerine farklı bir destekleme ve teşvik modeli geliştirilebilir. Bakanlığın bu yönde çalışmalarının olduğunu da duyuyoruz.
YEM FİYATI DÜŞERSE,SÜT ÜRETİMİ ARTAR
Yem sanayicilerine seslenen Suiçmez; “Aynı sürecin devam etmesi durumunda uzun vadede, üretimdeki düşüş devam edecektir. Dolayısıyla sorunlar daha da büyüyecektir. 82 milyona gıda üretilmesi gerekiyor. Üretmek zorundayız. Bütün stratejilerimizi gelecekle ilgili bu yönde yapmamız lazım. Alacağımız yer kalmıyor çünkü yurtdışında da üretim düşüyor. Bu konunun tüm detaylarıyla masaya yatırılması gerekiyor. Gıda alanı, siyaset yapılacak bir alan değil. Kötüyse kötüyü söyleriz ama sadece karalamak anlamında da konuşmamak gerekiyor. Çözüm önerileri geliştirmek lazım. Bu ülke hepimizin. Gerektiğinde herkes taşın altına elini koymalı. Yem sanayicilerine de seslenmek istiyorum. 700 civarında Türkiye’de yem fabrikası var. Bu şartlar devam ederse hayvancılıktaki üretimin her geçen yıl azaldığını öngörelim. Kime satacaklar yemi? 10 yıl sonra kedi-köpek maması mı satacaklar? Mutlaka kar etmeleri gerekiyor ama makul sınırlar içinde olsun. Yemi sattığı kişileri de düşünmek zorunda. Çünkü biz bir bütünün parçasıyız. Parçalardan bir tanesi gittiğinde, bütünlük kalkar ortadan” şeklinde konuştu.









