İstanbul’un artan nüfusundan, trafik yoğunluğundan ve insanların birbirlerinden uzaklaşmasından sıkılıp Edirne’ye taşınan Erkan Karaca, kafeteryasını da Edirne’de taşıdı.
İşletmeci Erkan Karaca, “Burada daha sıcak bir ortam olması için küçük bir yer seçtim. Şuana kadar da güzel tepkiler alıyorum. O İstanbul'un hareketli hayatı biraz beni yormaya başladı. Aslında kendi içinde benim için biraz hareketsiz bir hayata dönüşmeye başladı. Sanki orada birbirlerine karşı olan sevgisi, saygısı biraz azaldı. Orada insanlarla iletişim kurmak biraz da zorlaştı” dedi.
2 ay önce Kocasinan Mahallesi Gazeteci İlhan Dumlu Sokak’ta Ve’lakin kafe ismiyle açılan işletme farklı konseptiyle de büyük ilgi çekiyor. Özellikle 1963 yılında çıkan Hayat dergisinin bütün sayıları. Çalışır durumda olan taş plaklar. Geçmişte herkesin almak için sıraya girdiği çalışan kasetlerinde içinde barındırdığı kafe müşterilerine zamana yolculuk yapıyor.
KÜÇÜK BİR YER SEÇTİM
Önceden İstanbul'da bir işletmesinin olduğunu ifade eden Erkan Karaca, “Oranın da ismi de Eskiden Cafe olarak çalıştırdım. Burası gibi benzer bir konsepti. Aslında burası daha fazla geliştirerek daha güzel oldu. Eski kafemde biraz daha böyle hani belli başlı eksik parçalarım vardı. Edirne'ye gelince o parçaları tamamladım. Daha böyle gelişmiş ve daha böyle hani nostaljik anlamda ve konsept anlamında daha iyi oturttuğumu söyleyebilirim burada. Yani kafamdakini daha iyi yansıttığımı söyleyebilirim. Burada daha sıcak bir ortam olması için küçük bir yer seçtim. Şuana kadar da güzel tepkiler alıyorum. İnsanlar konsept olarak seviyorlar. Plaklarımız, eski kasetler, abajurlar, daktilo, fotoğraf makinesi var. Yani geçmişe ait ne varsa burada kullanmaya çalıştım. 15 yıldan bu yana sevdiğim parçaları topluyorum. Kendi evimde ve kafemde de konsept olarak eski eşyaları kullanmayı seviyorum. Burada da bunları yansıtmaya çalıştım” dedi.
EN İYİ KONSEPTİ KOYDUM
Karaca, “Kafe açılalı vallahi daha iki ay oldu. Yani biraz tabii şu an yavaş gidiyor ama yani dediğim gibi ben zaten çok bir yoğunluk beklemiyordum ilk açtığımda. Bu işlerde böyledir yani. Zaman gerektirir, sabır gerektirir. Yani ben burada elimden geldiğince en iyi konsepti koydum. Yani kahvemin de güzel olduğunu düşünüyorum. Nihayetinde kafeyim zaten ve kahvemde kaliteli olması gerekiyor. Bunda iyi bir şekilde burada gösterdiğimi düşünüyorum. Zamanla çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Başlangıç için benim umduğumdan daha iyi” dedi.
İSTANBUL’UN HAREKETLİ HAYATI BENİ YORMAYA BAŞLAMIŞTI
O İstanbul'un hareketli hayatı biraz beni yormaya başladı yani. Aslında kendi içinde benim için biraz hareketsiz bir hayata dönüşmeye başladığını dile getiren Karaca, “Yani trafiğin verdiği yoğunluk etkiledi. Yani arabanız olsa trafik arabanız olmasa toplu taşımanın verdiği sıkıntılar. Yani yolda yürürken bile insan trafiği. Bir de biraz insanların sanki orada birbirlerine karşı olan sevgisi, saygısı biraz azaldı. Çok kalabalık yerde olabileceği gibi. En fazla da etkileyen şey aslında bu oldu.Orada insanlarla iletişim kurmak biraz da zorlaştı. Yani daha sakin bir yer olsun istedim
En azından yani yolda daha rahat yürümek istedim. Trafiğin falan dışında. Yolda biraz daha böyle rahat yürümek istedim yani. Biraz daha kaliteli bir oksijen solumak istedim. Ya da işte akşam dışarı çıktığımda gökyüzüne baktığımda toz buruk diye yıldızları da görmek istedim biraz işin aslı yani. İstanbul'da pek de fırsatımız olmuyor. Ya biraz da hani kendim adıma düşünün, hayat kalitemi yükseltmek için geldim diyebilirim Edirne'ye” diye konuştu.
Trakya Üniversitesi Fatih Boz, “Ve’lakin kafeyi gördüğüm andan itibaren hem ortamını hem havasını çok beğendim. Uzun zamandan bu yana geliyorum. Hiç vazgeçemediğim yerlerden biri. Bizleri zamana yolculuk yaptırıyor. Herkese tavsiye ediyorum” diye ifade etti.
HABER: MERT SOYLU









