Bir veya birkaç olay özelinde, kendinize ait bir sözünüz, cümleniz, fikriniz varsa, sonrasında söylediklerinizin sağlam bir dayanağı varsa, dile getirdiğiniz şeylere muhatap olan kişi veya kişilerin size vereceği reaksiyonları ön görebiliyor ve bu yönde atabilecekleri tüm yolları kapatabilecek, (kırmadan, dökmeden) kabiliyete sahipseniz, evet: siz savunduğunuz meselede haklısınız demektir.Hakkınızı aramakta da…*Bir meslek dalında 5 sene, 10 sene, 20 sene, 30 veya 50 sene geçirmeniz o mesleğin duayeni olduğunuz anlamına gelmez, gelmemeli…Sizi icra ettiğiniz meslekte saygın yere getiren şey, ürettikleriniz, mesleğe iyi veya kötü anlamda kazandırdıklarınız olacaktır.Tecrübenizi ne denli kullanabildiğiniz, mesleğe yeni başlayan kişilere bilgi ve tecrübelerinizi ne denli aktarabiliyorsunuz, doğruyu mu öğretiyorsunuz, doğrunuzu mu?Bir mesleğin erbabı çırağına sadece mesleği öğretmez.İş ahlakını, çevre ahlakını, susmayı, nerede nasıl konuşulması gerektiğini, üretmeyi, yeni şeyler söyletmeyi, bir yere kadar kendisini taklit eden kişiye müsaade edebilmeyi, ama yerden sonrada yeni şeyler üretmeye teşvik etmeyi de bilmeli…Çevrenizdeki müdür, patron, dost, arkadaş, meslektaş sizin çevreyle olan ilişkilerinizi tertip edebiliyor, dolduruşa getirebiliyorsa, sizin hakkınızda yanlış algı oluşturmayı başarabiliyor, konuşmadan yargılamayı size dayatabiliyorsa oradan hemen uzaklaşın!*Yaptığınız işte saygın olmanız için o güne kadar yaptıklarınız çok fazla kaideye alınmaz…Elbette bir ölçüt oluşturur…Ancak yetiştirdiğiniz kişi veya kişiler sizin meslekteki asıl imzanızdır… Sizin yaptığınız şeyi bir adım öteye taşıyan, bayraktarlığınızı yapan, sizin söyleminizin üzerine yeni, farklı ve dinamik sözler söyleyen, ürünler veren kişilerdir sizin başarınız… *Meseleyi daha farklı bir şekilde özetleyerek bitireyim…Geçenlerde bir spor gazetesinde okudum…Bu transfer mevzularının ayyuka çıktığı bir dönemde Beşiktaşlı oyuncu Oğuzhan Özyakup’un transfer piyasası için bir yorumda bulunmuş…Demiş ki:“Oğuzhan Özyakup çok yetenekli ve saha içindeki maharetleri üst düzey. Bu şüphesiz onu Avrupa’daki büyük kulüplerin listesine sokar. Ancak onun piyasasını asıl yükseltecek şey; futbol eğitimini Hollanda’da alıp, Arsenal Teknik Direktörü Wenger tarafından yatırım yapılması ve şans verilmesidir. Dolayısı ile Oğuzhan’ın yaşı, yetenekleri elbette ona iyi bir piyasa sunar. Ancak onu keşfeden ve Avrupa futboluna kazandıran kişi, yani patenti, onda doğuştan var olan kumaşı daha değerli yapar”*Bugün Arsenal Kulübü dünyada altyapıdan en çok futbolcu çıkaran ve Avrupa futboluna kazandıran kulüpler arasındadır…16-17 yaşındaki gençler bu takımın bir parçası haline getirilmiş, şans bulmuş ve kendilerini gösterme fırsatı yakalamıştır…Bunu yapan kişi ise 20 yıldır bu takımı çalıştıran Wenger’dir…Sırf altyapıdan futbolcu aldığı için yıllarca şampiyon olamamışlar, yeni yeni transfere de yatırım yapmaya başlamışlardır…Türkiye’ye dönüp bakarsanız bir kulüp sadece sezonun ilk yarısında 3 teknik direktör değiştiriyor…Eğer Oğuzhan o kulüpten çıksaydı, piyasası bu kadar yüksek olabilir miydi?Başarı günlük zaferlerle elde edilmez… Elde ettiğinizi sandığınız sözde başarı; sadece size ve şak şakçılarınıza göre başarıdır… *O yüzden bir eleştiri yaparken, sizden farklı fikirde olanları da düşünüp, saygı duyabilecek, eleştirilerini olgunlukla karşılayabilecek ve bu olgun tavrı eyleme dönüştürebilecek duyarlılığa da sahip olmak gerekiyor.Sadece benim düşüncem doğru, ben biliyorum, ben yapıyorum takip edin demek ve arkandan gelmeyenlere oradan buradan sallamak doğru değil… Yaptığınız eleştirinin kalitesi ve doğruluğu, sizin tezinizden farklı bir tez ortaya koyulduğunda takındığınız tavırla, söylediğiniz söz, kurduğunuz cümlelerle ortaya çıkar… Uzun lafın kısası; sakin olmak, dolduruşa gelmemek lazım…
SAĞLIK
Yayınlanma: 15 Ocak 2016 - 00:00
Sakin olmak lazım
Bir veya birkaç olay özelinde, kendinize ait bir sözünüz, cümleniz, fikriniz varsa, sonrasında söylediklerinizin sağlam bir dayanağı varsa, dile getirdiğiniz şeylere muhatap olan kişi veya ...
SAĞLIK
15 Ocak 2016 - 00:00









