Atatürkçü Düşünce Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Celil Özcan, saltanatın kaldırılması yıldönümünü kutladı. Yönetim kurulu adına bir açıklama yapan Özcan, “Saltanat, Osmanlı Devleti’nde babadan oğula geçen tahtın adıdır. Yeni Türk Devleti’nin siyasal yapısını sağlamlaştıracak ilk adım, saltanatın kaldırılması olacaktı. Ancak bu ilk adımın atılması kolay değildi” ifadesini kullandı. Özcan açıklamasında şunlara yer verdi: “Türk ulusu tarih boyunca başında bir hükümdarın bulunmasına alışmıştı. Eski Orta Asya Türklerindeki hakanlar, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde “Padişah” olarak yaşamışlardı. Eski Türk anlayışına göre, egemenlik kutsal kavramdı. Bu kutsallığı gök tanrısı, bir aileye vermişti. Ailenin üyelerinden başkası, ulusu yönetme hakkına sahip değildi. Türkler, İslamlığı kabul ettikten sonra bu kutsal egemenlik kavramı, yeni dinsel kurallarla da desteklendi. Böylece, eski Türk egemenlik anlayışı, İslam ilkeleriyle bağdaşınca saltanatın önemi de arttı. Osmanlılar hem Bizans imparatorlarının kayıtsız şartsız hükümdarlık etme anlayışını benimsediler, hem de 16. yüzyıldan sonra kendilerine Halife şanı da vererek, son derece güçlendiler. Yüzlerce yıl süren bu yönetim biçimi öylesine kökleşmişti ki “padişahsız” bir Türk devletinin var olabileceğini, yalnız halk değil, birçok aydın bile düşünemiyordu. Bu nedenle Atatürk, egemenliği, padişahtan alıp, gerçek sahibi olan Ulusa verme işini, dikkatli bir biçimde gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya çıktığı günden itibaren Ulusal egemenliğe dayalı bağımsız bir devlet kurmayı hedefliyordu. Fakat bu hedefi gerçekleştirebilmek için öncelikle ulusal güçleri birleştirmek, siyasi birlik ve beraberliği sağlamak ve savaşın kazanılmasına öncelik vermek gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa bir yandan ulusal güçleri birleştirmeye ve Kurtuluş Savaşı’nın yönetim mekanizmasını kurmaya çalışırken, bir yandan da milli egemenlik anlayışını çevresindekilere benimsetmeye gayret etti. Genelge ve kongrelerle milli egemenlik anlayışını çevresinde yaydı. TBMM’yi açmakla da milli egemenlik ilkesini yürürlüğe koydu. TBMM’nin kurulmasından itibaren milli egemenlik ilkesi uygulanıyordu. Saltanatın varlığını sürdürmesi bu ilkeye ters düşmesine rağmen, kamuoyunun hazır olmamasından dolayı saltanata dokunulmamıştıTürkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile birlikte Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştı. 20 Ocak 1921'de kabul edilmiş olan anayasada, egemenliğin millete ait olduğu belirtilmişti. Ancak bu tarihlerde Kurtuluş Savaşı devam ettiğinden, saltanatın kaldırılması için şartlar uygun değildi.Mudanya ateşkes antlaşmasından sonra Barış konferansı hazırlıkları başladığında İstanbul hükümeti TBMM Hükümetinin yanında görüşmelere katılmak istediğini belirtmiştir.İtilâf Devletleri, Lozan Barış Konferansına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile birlikte İstanbul Hükümeti'ni de davet ettiler. Osmanlı Hükümeti bu daveti kabul etti. Galip devletler bu davranışlarıyla, Türkler arasında ikilik çıkararak, menfaatlerini daha iyi savunacaklarını düşünüyorlardı. Osmanlı Hükümeti'nin konferansa katılma arzusu, millî mücadelenin ruhuna ve anayasaya aykırı idi.Mustafa Kemal Paşa buna çok sert bir şekilde cevap vererek İstanbul Hükümetinin bağlı olduğu saltanat makamının kaldırılması için TBMM’de görüşmeler başlatmıştır.1 Kasım 1922’de alınan bir kararla önce saltanat makamı halifelik makamından ayrılarak dini ve siyasi yetkilerinin ayrılması sağlandı.Bu makamın zaten 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgaliyle kalkmış olduğu belirtildi.Halifelik makamının ise devam etmesi ve Osmanlı hanedanından da bir kişinin TBMM tarafından bu göreve getirilmesi kararlaştırıldı.Kısaca Saltanatın kaldırılmasının nedenlerine bakarsak; Kurtuluş savaşını TBMM kazandığı halde Lozan Konferansına saltanatı temsilen İstanbul Hükümetinin de çağırılması, İstanbul Hükümeti ve Padişahın Kurtuluş savaşı sırasında ulusal direnişe karşı olması, Ülke yönetiminde ve barış görüşmelerinde iki ayrı hükümetin bulunmasını uygun olmaması ve bu ikiliğe son verilmek istenmesi, Saltanat siteminin ulusal egemenlik anlayışıyla bağdaşmaması ve TBMM’nin açılışından itibaren zaten saltanat olmaksızın ulusal egemenliğin uygulanıyor olmasıdır,Saltanatın Kaldırılması ile Ülkede iki ayrı yönetimin bulunmasına son verildi. Altı yüz yıllık Osmanlı saltanatı sona erdi. Ulusal egemenliğin tam olarak sağlanması için önemli bir adım atıldı. TBMM Türkiye’de tek yasal güç haline geldi. Din ve devlet işlerinin tek bir makamın elinde bulunmasına son verildi.Böylece laiklik alanında da ilk önemli adım atılmış oldu. TBMM Halifeliğin İngiltere tarafından kullanılmasını engellemek amacıyla Osmanlı Hanedanından Abdülmecid Efendiyi halife seçtiğini ilan etti. Halifelik Osmanlı Devletindeki siyasi gücünü kaybederek sembolik bir makam haline geldi. Yapılacak Devrimlere zemin hazırlandı. Lozan Barış görüşmelerinde Türkiye’nin tek bir heyet tarafından temsil edilmesi sağlandı.Böylece İtilaf devletlerinin ikilik çıkarma planı sonuçsuz kaldı.Saltanatın kaldırılması ile İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Son padişah Vahdettin, 17 Kasım 1922'de İngilizlere sığınıp İstanbul'u terk etti.Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta saltanatın kaldırılması ile ilgili görüşmelerin uzaması ve bu kurumun devam etmesini isteyenlerin faaliyetleri karşısında şunları söylediğini belirtmiştir: “Efendiler hakimiyet ve saltanat kimse tarafından hiç kimseye ilim icabıdır diye görüşmeyle tartışmayla verilmez.Hakimiyet ve saltanat kuvvetle kudretle zorla alınır.Osman oğulları Türk milletinin hakimiyet ve saltanatını zorla el koymuşlardır.Bu haksız durumu altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdir.Şimdi de Türk milleti bunlara hadlerini bildirerek hakimiyet ve saltanata isyan ederek idareyi kendi eline almış bulunuyor.Bu bir oldu bittidir. Konumuz millete saltanatı bırakmak yada bırakmamak değildir.Mesele zaten olup bitmiş bir gerçeği ifade etmekten ibarettir.Bu derhal olacaktır.Burada toplananlar meclis ve herkes meseleyi olduğu gibi görürse doğru olur.Aksi takdirde gerçek yine gerektiği şekilde belirtilecektir.Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.”Saltanatın kaldırılması altı asırlık bir yönetim biçimine, 2000 yıllık karizmatik egemenlik anlayışına son verilmesi bakımından önemli bir “DEVRİM”dir.,Atatürkçü Düşünce Derneği Edirne Şubesi Yönetim Kurulu olarak, 1 Kasım 1922 tarihinde gerçekleştirilen Saltanatın kaldırılması Devriminin 95. yıl dönümünün Ulusumuza kutlu olmasını diliyoruz.
YAŞAM
Yayınlanma: 02 Kasım 2017 - 03:12
SALTANATIN KALDIRILMASININ 95'NCİ YILI
YAŞAM
02 Kasım 2017 - 03:12









