Gökhan AteşOrtalık fena karışacakEdirne Eski Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi geçtiğimiz Pazar günü yapılan “Altyapı Referandumu” hakkında Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’a çok ağır ithamlarda bulundu. Belediye meclisi eski (kendi dönemi) kararları ile toplantıya gelen Sedefçi; şehirde altyapı yapılmasının temel görev olduğunu vurguladı. Sedefçi, Gürkan’ın altyapıyı halka sorarak Edirne’yi Türkiye’ye rezil ettiğini öne sürerek; Gürkan’ın lüks makam aracının kirasının 25 bin lira olduğunu kaydetti ve “Neden makam aracıma 25 bin lira kira vereyim mi, vermeyeyim mi diye referandum yapmadın” sorusunu sordu. Konuşma boyunca Gürkan’ı bombardımana devam eden Sedefçi; Gürkan ile arasındaki ilişkiyi Brütüs ve Sezar benzetmesi ile pekiştirerek; “Brütüs, Sezar’ı sırtından bıçakladı. Sezar öldü ama ben ölmedim. Recep’in peşindeyim. Bekle beni Recep geliyorum” diyerek deyim yerindeyse meydan okudu.Pazar günü yapılan ‘Altyapı Referandumu’nun ardından dün basın toplantısı düzenleyen Edirne Eski Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi, Gürkan’ı beraberinde getirdiği belgelerle bombardımana tuttu. Yapılan referandumun gereksiz olduğunu dile getiren Sedefçi, kendisinin yaptığı projelerin devam ettirildiğini 2012 yılında aldığı meclis kararlarını kamuoyuna sunarak bilgi verdi. Sedefçi’nin gündem yaratacak iddialarının satırbaşları şöyle:
“95 VE 2005 YILLARI ARASINDA İKİ DEFA ALTYAPI PROJESİ YAPTIM”İki yıldan bu yana ilk kez toplanıyoruz. Yine iki yıldan bu yana Edirne’yi izliyorum, yapılanları gözlemliyorum. 20 sene onur ve şerefle Edirne Belediye Başkanlığı görevini yaptım. Bugün de bir Edirne sevdalısıyım Edirne bireyiyim. 20 yıllık bir tecrübeye sahip bir arkadaşınız, dostunuz, abinizim. Edirne’de şu zamanlarda olan şeyler benim canımı acıtıyor üzülüyorum. Bazı şeylerin düzeltmeyi kendime görev edinerek bazı şeyleri açıklayacağım. Son günlerde biliyorsunuz bir halk oylaması tantanası çıkartıldı. Belediye başkanı doktora benzer. Kent insan gibidir yaşar, insanda nasıl bazen hastalıklar sıkıntılar ortaya çıkıyorsa; kentte de belirli bir gelişme sürecinden sonra bazı ihtiyaçlar ortaya çıkar. Kentler durmaz kentler hep yaşar. Ben başkanlığa geldiğimde Edirne nüfusu 80 bindi. Şuan nüfus 150 bin.Gelişen kentlerde ihtiyaçlar ortaya çıkar. Nedir bunlar? Önce altyapıdır. Yol, su, elektrik, kanalizasyon ve telefon gibi ihtiyaçlardır. Kentler büyüdükçe, insanlar geldikçe ve nüfus çoğaldıkça bunlar kendisini ihtiyaç olarak ortaya çıkartır. Bende 20 senelik başkanlık dönemimde 95 ve 2005’te olmak üzere iki defa altyapı projeleri yaptım. Basından bazı arkadaşların bugün (dün) yazdığı gibi altyapı yapmadan geçen bir 20 yıl söz konusu değil. Tam tersine 80 binlik şehri 150 binlik şehre hazırlayan bir belediye başkanıyım ben. Hem 95 hem 2005’de kanalizasyon ve yağmur kanalları yaptıran belediye başkanıyım ben. Edirne’de ilk defa yağmur kanalları benim zamanımda yapıldı. Biz yaptırdık. “ALTYAPI İÇİN REFERANDUM YAPILMAZ. BU SENİN GÖREVİN”Recep Beyefendinin dört tane büyük projesi için referandum yaptığını biliyorsunuz. Halk oylaması neden yapılır? Örneğin çok ciddi bir iş yapacaksındır. Halkı ilgilendirir, halka ‘yapalım mı yapmayalım mı’ diye sorarsın eyvallah. Altyapıyı halka sorma şansın yoktur. Altyapı hastalıktır, eksikliktir yapılmak zorundadır. Ben 2012 senesinde karar aldırmışım. O kararın yazılı olduğu tutanakta ‘Edirne’nin arıtma tesisi yok’. Kararı belediye meclisinden aldırmışım. Belgeler burada. Ek olarak atık su tesisi için karar almışım 64 dönüm yer için istimlak yapmışım. Biz yaptık. 2012’de tam sene evvel arıtma tesisi yapılmalı diye kararımızı aldık. Belediyemizin kararı var. Aynı zamanda biz Edirne Belediye Meclisi’nde yapılaşmaya yeni başlayan yerlere kanalizasyon yapılması yönünde karar almışız. Yeni imara açılan yerlerde kanalizasyon ve yağmur suyu toplama kanalları yapılması yönünde karar almışız. Bunun kararını 4 sene evvel almışız. Yetersiz olan yerlere de kanal ıslahı yapılması kararını almışız. Biz yine 2012’de DSİ’nin yaptığı bir proje vardı. Sayın Mustafa Büyük Edirne Valisi’yken onunla görüşerek bir proje başlattık biz. 2010 senesiydi. Kayalıköy Barajı’ndan Edirne’ye kadar binlik hattan su veriyordu ve gelen su bizim Süloğlu hattına saplanıyordu. Binlik hattan gelen su ile 800’lük hat birleşiyor ve Edirne’ye de tek bir hattan su geliyordu. Ben ne yaptım? Edirne’de su derdi var mı o zaman? Ne yaptı Hamdi Sedefçi; Edirne DSİ Bölge Müdürü ile görüştü Vali Büyük’ün desteğini alarak. Görüştük ve Kayalı Barajından gelen suya ikinci bir hat açmak için bir anlaşma yaptık. Bu ne demektir? Süloğlu Barajı’ndan su Edirne’ye gelecek 800’lük hattan. Proje bittiğinde KayalıBarajı’ndan da su gelecek binlik hattan. Toplam bin 800 metreküplük su gelmiş olacak Edirne’ye. Bu projeyi ben yaptım. Kararını ben aldırdım. 2013 senesinde yine belediye meclisimizden geçirdik. Bunu yapan yine biziz. Şuan da proje devam ediyor. Recep Beyefendi hala ‘Biz bunu başlatacağız’ diyor. Ne başlatması kardeşim bitti iş. Şuan yapılıyor proje. Sonuçta; 50 yıllık su ihtiyacını karşılamış beyefendi. Yeni proje yapıyormuş. Birinci gündem maddesi bu referandum. Az öncede bahsettiğim gibi projeyi başlatan ve kararı aldıran benim. Beyefendi buna başlattık diyor. Yine beyefendi açıklıyor: kanalizasyon projesi yapacakmış. Kardeşim 2012’de kararını almış belediye meclisi. Benim dönemimde İller Bankası’na yetki verilmiş. ‘Bize bu işi projelendir ve yap’ demiş. Sen hala ne yapmaya çalışıyorsun be kardeşim. Hazıra kondun şuanda sen. Hiç olmazsa o işi yap. Kent büyüyor ve yeni yerleri imara açıyorsan, altyapı yapma zorunluluğun zaten vardır. Bunu halka soramazsın. Şimdi benim dönemimde Kıyık Bağlığını sağlı sollu imara açtım ben. İmara açılan yerleri Recep Efendi lağvediyor. Bu insanlar su olmazsa ne yapacak? Bu halk ne içecek? Af edersin pisliğine nereye atacak? Bunun için bu tür yerleri ‘Ben şunu yapayım bunu yapayım’ diyerek halka sorma şansın yoktur. İşten kaçmaktır bu olay. Kaçma Recep seni kovalayacağım. Hiç şansın yok. Halkı kandıramazsın. Yaptığı çok ayıp. Halk oylamasında soruyor; ‘Yapılsın mı yapılmasın mı? Hepsi bir arada mı bitsin’. Kayalı’dan gelen su için kentte kazı yapmayacak. Yine arıtma tesisi için kentte kazı yok. Paşa Çayırı’nda 64 dönümlük yerin istimlakını ben yaptım. Projesini ben yaptırdım. İller Bankası’ndan projenin bedelinin yarısını ben aldım. Arıtma tesislerinde kuraldır: yarısını devlet yarısını ise belediye karşılar. Ben bu tesisin parasının yarısını da belediyenin parasına ekledim. Tek lira para harcamadan İller Bankası’ndan uzun vadeyle parayı alıp, devletten de yarısını alarak tesisi yaptıracak. Bunu yapan belediye başkanı da benim. Şimdi bu projeyi de halka sormama gerek var mı? Bu tesis orada yapılacak. Allah’ın dağında Paşa Çayırı’nda. Keşan’ın alt tarafında bir yerde. Üçüncüsü en büyük sorun: kanalizasyon ve yağmur suyu toplama sistemleri. Artı içme suyu. Yeni imara açılan bölgelerde kanal su götürmüyor, halka soracaksın. Soramazsın! Bunu yapmak zorundasın. İçme suyuna gelince 2012 tarihli meclis tutanaklarında ve kararlarında var. Edirne’deki su kayıplarının fazla olduğu yüzde 35-40’lar seviyesine geldiği meclis kararında şebekenin yenilenmesi gerektiği kararını aldırmışım. Bu karar doğrultusunda bankaya yetki vermişim. Projesi hazırlanmış. Bitmek üzereydi benim dönemimde. İki yıldan bu yana ihalesi sağlanıyor. İçme suyunun ana arterlerinin değişmesi söz konusuydu. Biliyorsunuz her sene belli mevsimde patlaklar çoğalır. Kırgınlıklar çoğalır. Hem halk su sıkıntısı çeker, hem de kayıplar olur. Bunların yapım tarihi 84’de başlamıştı İbrahim Ay Başkan zamanında. 94’de ben bitirmiştim. İkimizin emeği ile yapılmıştır. “TÜRKİYE’YE REZİL OLDUNUZ. DAHA KAR KÜREYEMİYORSUN”30 yıl geçtikten sonra yenilenme gerekiyor doğrudur; değiştirmek için de ben kararı aldım. Beyefendi diyor ki: ’30 sene öncesinde yapılmış, değişmesi gerekiyor’ diyor. Değişmesi lazım geldiğini biliyorsun da halka sorup, hayır sonucunu çıkartıp bu işi yapmaktan mı kaçıyorsun. Utanmıyor. Halk oylaması yapmış, insan utanır biraz. Türkiye’ye rezil oldunuz. Her türlü sahtekarlık yapıldı orada. Bir sistem var mı? Oy kullanacak seçmen sayısı, kimlik tespiti, imzası var mı? Hiçbir şey yok. Bende bulurum bin tane adam gönderirim 24 mahalleye. Her mahallede bin kişi oy kullanır. 25 bin oy kullandırırım ben bin kişiye. Ondan sonra ‘Halk istemedi ben ne yapayım’ diyecekler. Recep peşindeyim kaçamazsın. Hayır diyemezsin. Bu işleri yapmak zorundasın. Edirne’ye zarar verme hakkına sahip değilsin. Edirne’ye şuan zarar veriyorsun. Ayda 25 bin lira kira veriyorsun makam aracına keyif sürmek için. Ama altyapıya geldiğinde de halka sorayım diyorsun. Sorsana halka ‘Makam aracıma 25 bin lira kira vereyim mi, vermeyeyim mi’ diye. Niye sormuyorsun? Edirne’ye yazık ediyor şuanda. Geçen hafta Edirne’ye kar yağdı bir gün. Ayıp ya, rezil oldunuz. İnternette bu karın yağacağı 10 gün öncesinden belli. Belediye başkanısın ya, benden daha iyi biliyorsun bu işleri ya, daha kar küremeyi beceremedin ya. Sen yapacaksın kardeşim? İki yıldan beri ne yaptın, aynaya baksana bir kere. Edirne’ye çivi çaktın mı? Benim 4 tane projemi almışsın. Halka kendi projem diye sunuyorsun. Halka yalan söylüyorsun. Benim yaptığım projeyle eski Elektrik Fabrikası’nı restore etmeye çalışıyorsun. Ne yaptın Edirne’ye? Çiçeklerimi söküyorsun, bitkilerimi söktün. Cengiz Varnatopu çiçekleri sulayamaz diyordum. Bu daha hain çıktı söktü katletti hepsini. Bu adamın nasıl geldiğini gayet iyi biliyorsunuz. Bu adam resmen benimle üç sene yanımda gezerek; ‘Sen benim şerefimsin abi namusumsun’ diye diye ‘Ölümüne beraberiz’ diye diye şeref ve namus davası olduğunu söyleye söyleye aday oldu. Bir insan karşısındakine ‘Şerefim, namusumsun’ derse o şerefi namusu ortaya koyar mı insan? Bunu yapan birisi bu adam. Ben bu adama değer vermişim, kardeşim demişim bağrıma basmışım. Bu Brütüs hançerlemiş bizi. Aynı Sezar’a yaptığı gibi. Ama şu var Brütüs’ün hançerinde Sezar öldü. Ben ölmedim. Recep’in peşindeyim. Çok yanlışları var. Zamanı geldiğinde hepsini açıklayacağım. Edirne halkına duyurusunu yapacağım. Kısmetse Mart’ta mahalle gezilerine çıkacağım ve gerçekleri tek tek anlatacağım. Bu adamın peşini bırakmayacağım bekle Recep geliyorum. Bir daha belediye başkanı olup olmama derdinde değilim. Edirne benim canım. Edirne’ye yapılan yanlışlar benim canımı acıtıyor. Ben bunlara izin vermeyeceğim. Devamı yarın…
“95 VE 2005 YILLARI ARASINDA İKİ DEFA ALTYAPI PROJESİ YAPTIM”İki yıldan bu yana ilk kez toplanıyoruz. Yine iki yıldan bu yana Edirne’yi izliyorum, yapılanları gözlemliyorum. 20 sene onur ve şerefle Edirne Belediye Başkanlığı görevini yaptım. Bugün de bir Edirne sevdalısıyım Edirne bireyiyim. 20 yıllık bir tecrübeye sahip bir arkadaşınız, dostunuz, abinizim. Edirne’de şu zamanlarda olan şeyler benim canımı acıtıyor üzülüyorum. Bazı şeylerin düzeltmeyi kendime görev edinerek bazı şeyleri açıklayacağım. Son günlerde biliyorsunuz bir halk oylaması tantanası çıkartıldı. Belediye başkanı doktora benzer. Kent insan gibidir yaşar, insanda nasıl bazen hastalıklar sıkıntılar ortaya çıkıyorsa; kentte de belirli bir gelişme sürecinden sonra bazı ihtiyaçlar ortaya çıkar. Kentler durmaz kentler hep yaşar. Ben başkanlığa geldiğimde Edirne nüfusu 80 bindi. Şuan nüfus 150 bin.Gelişen kentlerde ihtiyaçlar ortaya çıkar. Nedir bunlar? Önce altyapıdır. Yol, su, elektrik, kanalizasyon ve telefon gibi ihtiyaçlardır. Kentler büyüdükçe, insanlar geldikçe ve nüfus çoğaldıkça bunlar kendisini ihtiyaç olarak ortaya çıkartır. Bende 20 senelik başkanlık dönemimde 95 ve 2005’te olmak üzere iki defa altyapı projeleri yaptım. Basından bazı arkadaşların bugün (dün) yazdığı gibi altyapı yapmadan geçen bir 20 yıl söz konusu değil. Tam tersine 80 binlik şehri 150 binlik şehre hazırlayan bir belediye başkanıyım ben. Hem 95 hem 2005’de kanalizasyon ve yağmur kanalları yaptıran belediye başkanıyım ben. Edirne’de ilk defa yağmur kanalları benim zamanımda yapıldı. Biz yaptırdık. “ALTYAPI İÇİN REFERANDUM YAPILMAZ. BU SENİN GÖREVİN”Recep Beyefendinin dört tane büyük projesi için referandum yaptığını biliyorsunuz. Halk oylaması neden yapılır? Örneğin çok ciddi bir iş yapacaksındır. Halkı ilgilendirir, halka ‘yapalım mı yapmayalım mı’ diye sorarsın eyvallah. Altyapıyı halka sorma şansın yoktur. Altyapı hastalıktır, eksikliktir yapılmak zorundadır. Ben 2012 senesinde karar aldırmışım. O kararın yazılı olduğu tutanakta ‘Edirne’nin arıtma tesisi yok’. Kararı belediye meclisinden aldırmışım. Belgeler burada. Ek olarak atık su tesisi için karar almışım 64 dönüm yer için istimlak yapmışım. Biz yaptık. 2012’de tam sene evvel arıtma tesisi yapılmalı diye kararımızı aldık. Belediyemizin kararı var. Aynı zamanda biz Edirne Belediye Meclisi’nde yapılaşmaya yeni başlayan yerlere kanalizasyon yapılması yönünde karar almışız. Yeni imara açılan yerlerde kanalizasyon ve yağmur suyu toplama kanalları yapılması yönünde karar almışız. Bunun kararını 4 sene evvel almışız. Yetersiz olan yerlere de kanal ıslahı yapılması kararını almışız. Biz yine 2012’de DSİ’nin yaptığı bir proje vardı. Sayın Mustafa Büyük Edirne Valisi’yken onunla görüşerek bir proje başlattık biz. 2010 senesiydi. Kayalıköy Barajı’ndan Edirne’ye kadar binlik hattan su veriyordu ve gelen su bizim Süloğlu hattına saplanıyordu. Binlik hattan gelen su ile 800’lük hat birleşiyor ve Edirne’ye de tek bir hattan su geliyordu. Ben ne yaptım? Edirne’de su derdi var mı o zaman? Ne yaptı Hamdi Sedefçi; Edirne DSİ Bölge Müdürü ile görüştü Vali Büyük’ün desteğini alarak. Görüştük ve Kayalı Barajından gelen suya ikinci bir hat açmak için bir anlaşma yaptık. Bu ne demektir? Süloğlu Barajı’ndan su Edirne’ye gelecek 800’lük hattan. Proje bittiğinde KayalıBarajı’ndan da su gelecek binlik hattan. Toplam bin 800 metreküplük su gelmiş olacak Edirne’ye. Bu projeyi ben yaptım. Kararını ben aldırdım. 2013 senesinde yine belediye meclisimizden geçirdik. Bunu yapan yine biziz. Şuan da proje devam ediyor. Recep Beyefendi hala ‘Biz bunu başlatacağız’ diyor. Ne başlatması kardeşim bitti iş. Şuan yapılıyor proje. Sonuçta; 50 yıllık su ihtiyacını karşılamış beyefendi. Yeni proje yapıyormuş. Birinci gündem maddesi bu referandum. Az öncede bahsettiğim gibi projeyi başlatan ve kararı aldıran benim. Beyefendi buna başlattık diyor. Yine beyefendi açıklıyor: kanalizasyon projesi yapacakmış. Kardeşim 2012’de kararını almış belediye meclisi. Benim dönemimde İller Bankası’na yetki verilmiş. ‘Bize bu işi projelendir ve yap’ demiş. Sen hala ne yapmaya çalışıyorsun be kardeşim. Hazıra kondun şuanda sen. Hiç olmazsa o işi yap. Kent büyüyor ve yeni yerleri imara açıyorsan, altyapı yapma zorunluluğun zaten vardır. Bunu halka soramazsın. Şimdi benim dönemimde Kıyık Bağlığını sağlı sollu imara açtım ben. İmara açılan yerleri Recep Efendi lağvediyor. Bu insanlar su olmazsa ne yapacak? Bu halk ne içecek? Af edersin pisliğine nereye atacak? Bunun için bu tür yerleri ‘Ben şunu yapayım bunu yapayım’ diyerek halka sorma şansın yoktur. İşten kaçmaktır bu olay. Kaçma Recep seni kovalayacağım. Hiç şansın yok. Halkı kandıramazsın. Yaptığı çok ayıp. Halk oylamasında soruyor; ‘Yapılsın mı yapılmasın mı? Hepsi bir arada mı bitsin’. Kayalı’dan gelen su için kentte kazı yapmayacak. Yine arıtma tesisi için kentte kazı yok. Paşa Çayırı’nda 64 dönümlük yerin istimlakını ben yaptım. Projesini ben yaptırdım. İller Bankası’ndan projenin bedelinin yarısını ben aldım. Arıtma tesislerinde kuraldır: yarısını devlet yarısını ise belediye karşılar. Ben bu tesisin parasının yarısını da belediyenin parasına ekledim. Tek lira para harcamadan İller Bankası’ndan uzun vadeyle parayı alıp, devletten de yarısını alarak tesisi yaptıracak. Bunu yapan belediye başkanı da benim. Şimdi bu projeyi de halka sormama gerek var mı? Bu tesis orada yapılacak. Allah’ın dağında Paşa Çayırı’nda. Keşan’ın alt tarafında bir yerde. Üçüncüsü en büyük sorun: kanalizasyon ve yağmur suyu toplama sistemleri. Artı içme suyu. Yeni imara açılan bölgelerde kanal su götürmüyor, halka soracaksın. Soramazsın! Bunu yapmak zorundasın. İçme suyuna gelince 2012 tarihli meclis tutanaklarında ve kararlarında var. Edirne’deki su kayıplarının fazla olduğu yüzde 35-40’lar seviyesine geldiği meclis kararında şebekenin yenilenmesi gerektiği kararını aldırmışım. Bu karar doğrultusunda bankaya yetki vermişim. Projesi hazırlanmış. Bitmek üzereydi benim dönemimde. İki yıldan bu yana ihalesi sağlanıyor. İçme suyunun ana arterlerinin değişmesi söz konusuydu. Biliyorsunuz her sene belli mevsimde patlaklar çoğalır. Kırgınlıklar çoğalır. Hem halk su sıkıntısı çeker, hem de kayıplar olur. Bunların yapım tarihi 84’de başlamıştı İbrahim Ay Başkan zamanında. 94’de ben bitirmiştim. İkimizin emeği ile yapılmıştır. “TÜRKİYE’YE REZİL OLDUNUZ. DAHA KAR KÜREYEMİYORSUN”30 yıl geçtikten sonra yenilenme gerekiyor doğrudur; değiştirmek için de ben kararı aldım. Beyefendi diyor ki: ’30 sene öncesinde yapılmış, değişmesi gerekiyor’ diyor. Değişmesi lazım geldiğini biliyorsun da halka sorup, hayır sonucunu çıkartıp bu işi yapmaktan mı kaçıyorsun. Utanmıyor. Halk oylaması yapmış, insan utanır biraz. Türkiye’ye rezil oldunuz. Her türlü sahtekarlık yapıldı orada. Bir sistem var mı? Oy kullanacak seçmen sayısı, kimlik tespiti, imzası var mı? Hiçbir şey yok. Bende bulurum bin tane adam gönderirim 24 mahalleye. Her mahallede bin kişi oy kullanır. 25 bin oy kullandırırım ben bin kişiye. Ondan sonra ‘Halk istemedi ben ne yapayım’ diyecekler. Recep peşindeyim kaçamazsın. Hayır diyemezsin. Bu işleri yapmak zorundasın. Edirne’ye zarar verme hakkına sahip değilsin. Edirne’ye şuan zarar veriyorsun. Ayda 25 bin lira kira veriyorsun makam aracına keyif sürmek için. Ama altyapıya geldiğinde de halka sorayım diyorsun. Sorsana halka ‘Makam aracıma 25 bin lira kira vereyim mi, vermeyeyim mi’ diye. Niye sormuyorsun? Edirne’ye yazık ediyor şuanda. Geçen hafta Edirne’ye kar yağdı bir gün. Ayıp ya, rezil oldunuz. İnternette bu karın yağacağı 10 gün öncesinden belli. Belediye başkanısın ya, benden daha iyi biliyorsun bu işleri ya, daha kar küremeyi beceremedin ya. Sen yapacaksın kardeşim? İki yıldan beri ne yaptın, aynaya baksana bir kere. Edirne’ye çivi çaktın mı? Benim 4 tane projemi almışsın. Halka kendi projem diye sunuyorsun. Halka yalan söylüyorsun. Benim yaptığım projeyle eski Elektrik Fabrikası’nı restore etmeye çalışıyorsun. Ne yaptın Edirne’ye? Çiçeklerimi söküyorsun, bitkilerimi söktün. Cengiz Varnatopu çiçekleri sulayamaz diyordum. Bu daha hain çıktı söktü katletti hepsini. Bu adamın nasıl geldiğini gayet iyi biliyorsunuz. Bu adam resmen benimle üç sene yanımda gezerek; ‘Sen benim şerefimsin abi namusumsun’ diye diye ‘Ölümüne beraberiz’ diye diye şeref ve namus davası olduğunu söyleye söyleye aday oldu. Bir insan karşısındakine ‘Şerefim, namusumsun’ derse o şerefi namusu ortaya koyar mı insan? Bunu yapan birisi bu adam. Ben bu adama değer vermişim, kardeşim demişim bağrıma basmışım. Bu Brütüs hançerlemiş bizi. Aynı Sezar’a yaptığı gibi. Ama şu var Brütüs’ün hançerinde Sezar öldü. Ben ölmedim. Recep’in peşindeyim. Çok yanlışları var. Zamanı geldiğinde hepsini açıklayacağım. Edirne halkına duyurusunu yapacağım. Kısmetse Mart’ta mahalle gezilerine çıkacağım ve gerçekleri tek tek anlatacağım. Bu adamın peşini bırakmayacağım bekle Recep geliyorum. Bir daha belediye başkanı olup olmama derdinde değilim. Edirne benim canım. Edirne’ye yapılan yanlışlar benim canımı acıtıyor. Ben bunlara izin vermeyeceğim. Devamı yarın… 








