Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Nurten Ülfiye Şendal, açıklamalarda bulundu.
Parti binasında gerçekleştirdiği açıklamada Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Nurten Ülfiye Şendal, şu ifadelere yer verdi, “Ülkemizdeki örtülü istila, artık neredeyse açık işgale dönüştü. Geçtiğimiz günlerde sığınmacı kampında isyan ederek konteyner yakan sığınmacılar şimdi de açıkça tehditlere başladılar. Suriye’nin kuzeyinde bayrağımızı yaktılar. Türkiye’de öldürülen bir Suriyeli’nin cenazesi sonrası “biz de kan dökeceğiz” diye kin kusan paylaşımlarda bulunuyorlar. Bu da vatan kaçkınlarının gerçek yüzleri ortaya çıkarıyor.
Son olarak istilaya karşı çıkan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanması çağrısı yapıyorlar. En son, 12-17 Eylül arası için Türkiye’de çalıştıkları yerlerde iş bırakma tehdidinde bulundular! Edirneliler ve Türk Milleti bilmelidir ki bu hainler Saray kurumlarının ve Türk düşmanlarının Genel Başkanımız Ümit Özdağ’a olan nefretinden cüret buluyorlar! Fakat her birini ülkelerine gönderene dek mücadelemiz Türk Milleti adına sürecek! Ülkemizde bizi tehdit edip devlete, millete ve Türk siyasetine meydan okuyanlar haddini bilsin!
Türk düşmanı satılık kalemlere ve yolun sonundaki iktidara güvenmesinler! Türk Milleti gereğini sandıkta yapacaktır. Zafer Partisi artık bu çığrından çıkan ihaneti sandıkta sonlandıracak kararlılık ve azim içindedir! Sosyal medyada gezen haberlere göre ülkemizdeki Sığınmacı Suriyeliler 12-17 Eylül 2022 tarihinde iş bırakacaklarmış…
1960 yılından bu yana Avrupa’nın çeşitli ülkelerine çağrılı olarak giden ve çalışan Türk işçilerinden şimdiye kadar böyle bir şey duydunuz mu? Bizim Türk işçilerimiz böyle bir şey yapmaya kalksalar Avrupalı hükümetlerin tavır ve tepkileri ne olur? Hiç düşündünüz mü? Sığınmacılar konusunda Avrupa’nın değişik ülkelerinde ki Türk işçilerimiz ile aynı kategoride görmeye çalışan bazı aklı evveller bunu hiç düşündüler mi?
Ucuz iş gücü diye iş yerlerine sığınmacıları dolduran işverenler günün birinde böyle bir iş bırakma eylemi ile karşılaşacaklarını hiç düşündüler mi? Türk gençlerimize asgari ücreti bile çok görerek onları iş yerlerinden gönderip yerlerine kaçak-göçek yollarla ülkemizi istila eden sığınmacıları çalıştıranlar umarız ki bu eylem çağrısı size bir ders olur.
Yine sosyal medya ve bazı basın kuruluşlarında çıkan haberlere göre Suriyeli bazı unsurlar başta Zafer Partisi Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ olmak üzere sığınmacıların konusunu gündeme getirenler için tutuklanma talebi ile suç duyurusunda bulunmaya başlamışlar. Bu durum mevcut hükümetin sığınmacılara karşı verdiği destek ve himaye sayesinde, geldikleri noktayı göstermektedir. İş bırakma, grev; demokrasilerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebidir.
Anayasal haktır! Anayasa’ya ve Türk Hukuku’na aykırı olarak vatanımıza çöreklenenler ise siyasi taleplerle, vatanseverleri hedef alarak işverenleri tehdit ediyorlar. Türk Milleti’nin iradesine meydan okuyorlar. Siyasetimizi dizayn etmeye kalkıyorlar! Hadlerini hukuk içinde bildireceğiz. Bir numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle seçimden sonra derhal hepsini göndereceğiz.Bunları ucuz iş gücü olarak görüp Türk işçisi yerine işe alanlara bir kez daha sesleniyorum !
Bu iş bırakma tehdidin sadece bir başlangıç olduğunu görün! İşyerlerinizle ve ticaretinizle ilgili en kritik zamanlarda bu vatansızlar hak, hukuk, ahde vefa tanımayacaklardır. Şartlar oluşunca iş bırakmanın çok ötesinde zararlar görürsünüz! İş yerlerinizde Türk vatandaşlarını çalıştırın. Kendiniz biraz daha fazla çalışın…
Fakat bilinmelidir ki biz Suriyelilerin, Afganların emek sömürüsü ile insanlık dışı koşullarda çalıştırılmalarına da karşıyız. Biz milyonlarca Suriyeli, Afgan, Pakistanlı vatanlarına insani koşullarda dönsünler istiyoruz. Öte yandan hem ülke kaynaklarımızı kurutup hem de Türk Siyasetine, Türk Devletine, Türk Milletine, Türk İşverenine rest çekenlere “canınız cehenneme” diyeceğiz….
İnsan hakları anlayışım gereği açlık grevlerine karşıyız. Üstelik toplu açlık grevleri terör propagandası eylemidir. PKK’dan, DHKP-C’den biliriz. Buna rağmen işverenlerini, kamuoyunu tehdit eden vatansızlar illa ki grev peşindeyse iş bırakma grevi değil açlık grevi öneriyorum. Şayet devlet ve millet düşmanları açlık grevi yaparsa bu benim destekleyeceğim tek eylemleri olur! Gebersinler…
Fakat çocuklarını, az sayıdaki baskı altındaki kadınlarını buna alet etmesinler. Çocuklarının canına, sağlığına bir zarar gelirse bu durumdan da bu alçakları sorumlu tutarım! Suriye iç savaşının çıkış noktası ufak bir eylemle başlamıştı. Bir kıvılcım ateş topuna ve yangına dönüştü.
Suriyeli toplumu çok çabuk provoke olabilen kontrolsüz bir toplum. Türkiye için bugün Suriye iç savaşı koşullarından çok daha büyük bir tehdit var. Bunu Akp ve altılı masa görmek istemese de biz biliyoruz ve izin vermeyeceğiz.. Buradan ilgili her kese sesleniyoruz. Herkes haddini bilsin. Zafer Partisi gelecek. Türk’ü tehdit edenlerle birlikte bu aymaz iktidar da gidecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde Türk’ün dediği olur.”
Parti binasında gerçekleştirdiği açıklamada Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Nurten Ülfiye Şendal, şu ifadelere yer verdi, “Ülkemizdeki örtülü istila, artık neredeyse açık işgale dönüştü. Geçtiğimiz günlerde sığınmacı kampında isyan ederek konteyner yakan sığınmacılar şimdi de açıkça tehditlere başladılar. Suriye’nin kuzeyinde bayrağımızı yaktılar. Türkiye’de öldürülen bir Suriyeli’nin cenazesi sonrası “biz de kan dökeceğiz” diye kin kusan paylaşımlarda bulunuyorlar. Bu da vatan kaçkınlarının gerçek yüzleri ortaya çıkarıyor.
Son olarak istilaya karşı çıkan Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın tutuklanması çağrısı yapıyorlar. En son, 12-17 Eylül arası için Türkiye’de çalıştıkları yerlerde iş bırakma tehdidinde bulundular! Edirneliler ve Türk Milleti bilmelidir ki bu hainler Saray kurumlarının ve Türk düşmanlarının Genel Başkanımız Ümit Özdağ’a olan nefretinden cüret buluyorlar! Fakat her birini ülkelerine gönderene dek mücadelemiz Türk Milleti adına sürecek! Ülkemizde bizi tehdit edip devlete, millete ve Türk siyasetine meydan okuyanlar haddini bilsin!
Türk düşmanı satılık kalemlere ve yolun sonundaki iktidara güvenmesinler! Türk Milleti gereğini sandıkta yapacaktır. Zafer Partisi artık bu çığrından çıkan ihaneti sandıkta sonlandıracak kararlılık ve azim içindedir! Sosyal medyada gezen haberlere göre ülkemizdeki Sığınmacı Suriyeliler 12-17 Eylül 2022 tarihinde iş bırakacaklarmış…
1960 yılından bu yana Avrupa’nın çeşitli ülkelerine çağrılı olarak giden ve çalışan Türk işçilerinden şimdiye kadar böyle bir şey duydunuz mu? Bizim Türk işçilerimiz böyle bir şey yapmaya kalksalar Avrupalı hükümetlerin tavır ve tepkileri ne olur? Hiç düşündünüz mü? Sığınmacılar konusunda Avrupa’nın değişik ülkelerinde ki Türk işçilerimiz ile aynı kategoride görmeye çalışan bazı aklı evveller bunu hiç düşündüler mi?
Ucuz iş gücü diye iş yerlerine sığınmacıları dolduran işverenler günün birinde böyle bir iş bırakma eylemi ile karşılaşacaklarını hiç düşündüler mi? Türk gençlerimize asgari ücreti bile çok görerek onları iş yerlerinden gönderip yerlerine kaçak-göçek yollarla ülkemizi istila eden sığınmacıları çalıştıranlar umarız ki bu eylem çağrısı size bir ders olur.
Yine sosyal medya ve bazı basın kuruluşlarında çıkan haberlere göre Suriyeli bazı unsurlar başta Zafer Partisi Genel Başkanımız Prof. Dr. Ümit Özdağ olmak üzere sığınmacıların konusunu gündeme getirenler için tutuklanma talebi ile suç duyurusunda bulunmaya başlamışlar. Bu durum mevcut hükümetin sığınmacılara karşı verdiği destek ve himaye sayesinde, geldikleri noktayı göstermektedir. İş bırakma, grev; demokrasilerde çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebidir.
Anayasal haktır! Anayasa’ya ve Türk Hukuku’na aykırı olarak vatanımıza çöreklenenler ise siyasi taleplerle, vatanseverleri hedef alarak işverenleri tehdit ediyorlar. Türk Milleti’nin iradesine meydan okuyorlar. Siyasetimizi dizayn etmeye kalkıyorlar! Hadlerini hukuk içinde bildireceğiz. Bir numaralı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle seçimden sonra derhal hepsini göndereceğiz.Bunları ucuz iş gücü olarak görüp Türk işçisi yerine işe alanlara bir kez daha sesleniyorum !
Bu iş bırakma tehdidin sadece bir başlangıç olduğunu görün! İşyerlerinizle ve ticaretinizle ilgili en kritik zamanlarda bu vatansızlar hak, hukuk, ahde vefa tanımayacaklardır. Şartlar oluşunca iş bırakmanın çok ötesinde zararlar görürsünüz! İş yerlerinizde Türk vatandaşlarını çalıştırın. Kendiniz biraz daha fazla çalışın…
Fakat bilinmelidir ki biz Suriyelilerin, Afganların emek sömürüsü ile insanlık dışı koşullarda çalıştırılmalarına da karşıyız. Biz milyonlarca Suriyeli, Afgan, Pakistanlı vatanlarına insani koşullarda dönsünler istiyoruz. Öte yandan hem ülke kaynaklarımızı kurutup hem de Türk Siyasetine, Türk Devletine, Türk Milletine, Türk İşverenine rest çekenlere “canınız cehenneme” diyeceğiz….
İnsan hakları anlayışım gereği açlık grevlerine karşıyız. Üstelik toplu açlık grevleri terör propagandası eylemidir. PKK’dan, DHKP-C’den biliriz. Buna rağmen işverenlerini, kamuoyunu tehdit eden vatansızlar illa ki grev peşindeyse iş bırakma grevi değil açlık grevi öneriyorum. Şayet devlet ve millet düşmanları açlık grevi yaparsa bu benim destekleyeceğim tek eylemleri olur! Gebersinler…
Fakat çocuklarını, az sayıdaki baskı altındaki kadınlarını buna alet etmesinler. Çocuklarının canına, sağlığına bir zarar gelirse bu durumdan da bu alçakları sorumlu tutarım! Suriye iç savaşının çıkış noktası ufak bir eylemle başlamıştı. Bir kıvılcım ateş topuna ve yangına dönüştü.
Suriyeli toplumu çok çabuk provoke olabilen kontrolsüz bir toplum. Türkiye için bugün Suriye iç savaşı koşullarından çok daha büyük bir tehdit var. Bunu Akp ve altılı masa görmek istemese de biz biliyoruz ve izin vermeyeceğiz.. Buradan ilgili her kese sesleniyoruz. Herkes haddini bilsin. Zafer Partisi gelecek. Türk’ü tehdit edenlerle birlikte bu aymaz iktidar da gidecek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içerisinde Türk’ün dediği olur.”









