Edirne’de Turizm Haftası yine törenlerle, yürüyüşlerle ve konuşmalarla başladı. Saraçlar Caddesi’nden Atatürk Anıtı’na uzanan kortej, kentin turizm hafızasını diri tutma çabasının bir yansımasıydı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Edirne’nin tarihi, kültürel ve gastronomik değerleri vurgulandı; şehrin bir “marka kent” olma hedefi bir kez daha dile getirildi.
Ancak bu tür haftalar sadece programlarla değil, hatırlanan isimlerle de anlam kazanır.
Edirne turizmi denildiğinde sadece yapılar, köprüler, camiler ya da festivaller değil; bu şehri yaşayan, yaşatan ve tanıtan insanlar da akla gelir. Bu isimlerden biri de hiç kuşkusuz “Ciğerci Bahri Dinar”dır.
Edirne’nin ciğer kültürünü sadece bir lezzet olmaktan çıkarıp bir tanıtım değerine dönüştüren, şehre gelen yerli ve yabancı turistin hafızasında iz bırakan Bahri Dinar, Edirne turizminin sahadaki en önemli yüzlerinden biriydi. Onu sadece bir esnaf olarak tanımlamak eksik kalır; o, aynı zamanda bu kentin gönüllü bir turizm elçisiydi.
Bugün Edirne’de turizm konuşulurken, sokakta turistlere güleryüzle yaklaşan, şehrini anlatan, Edirne’yi sevdirmeye çalışan o ruhun eksikliği daha fazla hissediliyor.
Ne yazık ki bu yıl Turizm Haftası programlarında onun adı, birçok kişinin beklentisinin aksine, aynı vefa duygusuyla anılmadı. Oysa şehirler sadece etkinliklerle değil, değer verdiği insanları hatırlama biçimiyle de büyür.
Edirne’nin turizm hafızası güçlüdür. Ama hafızayı güçlü tutan şey sadece tarih değil, o tarihe emek veren insanlara gösterilen vefadır.
Turizm Haftası bir kutlama olduğu kadar, aynı zamanda bir hatırlama haftasıdır. Ve bazı isimler vardır ki, bir haftaya değil, bir şehrin kalbine sığar.
Bahri Dinar da o isimlerden biriydi.
Edirne’nin turizm yolculuğu devam ediyor. Ancak her yeni başlangıç, geçmişte bırakılan izleri hatırladığı ölçüde daha anlamlı olacaktır.
Yazıma"Ben öldükten sonra getireceğiniz çiçeği çöpe atın, mezar taşları çiçekten anlamaz" sözü, ile bu hafta son veriyorum...Sağlıcakla






